ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
9/20/2007 7:14:02 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL : asureylen@hotmail.com

* HİÇBİRŞEY KENDİLİĞİNDEN OLMADI


Hiçbir şey birden bire olmadı. Her şey tarihin sayfalarında nakış-nakış yazıyor. Biraz okuması yazması olan tarihin bu nakışlı sayfalarına baktığında, uşaklığında tarihini okumuş olur.
Her şey Osmanlının Fransızlara verdiği kapitülasyonlarla başladı.
Batılının Anadolu topraklarından kopardığı kapitülasyonlar, uşaklığında tarihi başlangıcı oldu. Birileri bu uşaklığı çok sevdi. O kadar sevdi ki. Uşaklık zaman içinde hayranlığa, hayranlıkta kara sevdaya dönüştü. O gündür bu gündür bu kara sevda sürüp gidiyor.
Tehlikeli mi bu kara sevda?
Kendi kendine yaşıyorsa karasevdasını hiçbir tehlike yok. İstediği gibi uşaklık edebilir. Kimsenin diyecek bir şeyi de olmaz. Maya meselesi.
Eğer bu kara sevdasını toplumda çeksin, herkes kendisi gibi uşak olsun istiyorsa işte o zaman iş başkalaşır. Herkesin mayası aynı maya değil.
Bunu okuduğumuz tarihin nakışlı sayfalarıyla açalım.
Osmanlının açtığı kapıdan içeri giren batılı sömürüsünü Birinci Dünya Savaşı sonunda Anadolu’yu işgali ile sonuçlandırdı. Yüzyıllarca sömürdüğü Anadolu topraklarını ve bu topraklar üzerinde yaşayan insanları yok etmeye karar verdi.
Anadolu da bu haksızlığa karşı direniş başladı.
Troyalı Hektor’un, Trakyalı Spartaküs’ün ruhu Mustafa Kemal Atatürk’le bütünleşti.
Tarih bilincini ve bilimi kendine rehber edinen Mustafa Kemal Atatürk önce Çanakkale’de, sonra da Ulusal Kurtuluş Savaşın da yenilmez sanılan batılı emperyalist orduları yerle bir etti.
Troyalı Hektor’ un öcü alınmıştı. Trakyalı Spartaküs halen Romalının çarmıhında dünyadaki kölelerin gözlerinin içine bakıyordu.
Anadolu toprakları batılı emperyalist ordulara mezar olmuştu.
Emperyalizmin yenilişi bir ilkti. Bu ilki Mustafa Kemal Atatürk Anadolu insanıyla birlikte başarmıştı.
Bu başarı Anadolu insanının başında Atatürk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyetiyle taçlaşmıştı.
Bu taç ne padişah nede sultan tacıydı. Tacın gerçek sahibi halktı. Bu tacın sözleşmesi de “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” sözüyle bütün dünyaya kabul ettirildi.
Yüzyıllar öncesinden kendi egemenliklerini ona buna uşaklık etmişlikle süsleyenler ne halkın egemenliğini benimsediler ne de ulusun egemenliğini kabullenebildiler.
Karasevdalarını topluma mal etmeye çalışıyorlar.
Amaçları modern uşaklık, hedefleri uşaklığa geçit vermeyen Türkiye Cumhuriyeti.
Amaçları modern uşaklık olabilir de, neden hedefleri Türkiye Cumhuriyeti?
Bütün sorun da burada başlıyor.
Anadolu’yu ilk işgale geldiklerinde Troyalı Hektor’un direncini ve kahramanlığını nasıl gizleyemedilerse, yüzyıllar sonra da Mustafa Kemal Atatürk’ten yedikleri tokatı ve yenilgiyi bir türlü unutamadılar.
Ulusal Kurtuluş Savaşımız sadece batılı işgalci ordularının yenilgisiyle sonuçlanmadı. Bütün dünyaya da bir insanlık dersi verdi. Bu öğretinin temelinde ‘Halk’ vardı. Halkın oluşturduğu Meclis vardı. Yetkiler tek elde değildi. Yeni kurulacak devletin temellerini oluşturacak anlayışın halkla birlikte atılışı vardı. Halk öncüsü Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte kendi kurtuluş savaşını vermişti.
Bugün kendini dünyanın efendileri olarak tanıtan, insan hakları ve özgürlüğü dilinden düşürmeyen, sözüm ona demokrasinin beşiği saydıkları yurtlarında hangi uygarlıkları vardır ki halkla birlikte başarılmış olsun? Sınıflı toplumları yaratıp halen insanlığı modern kölecilikle yönetenlerin tarihlerinde olsa-olsa en yakın zamanda görüldüğü gibi faşizm vardır. Zulüm vardır. Sömürü vardır. Beslendikler tek kaynakta budur. Batılının elinden bu oyuncakları alınınca denizden çıkartılmış balık gibi zıplayıp durur.
İşte Türkiye Cumhuriyetinin üzerine zıplamak istemeleri de bundandır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, onun insanına bakışı, insanına verdiği değer. Marabadan yurttaş, ümmetten ulus bilincini yaratması batılı sömürgecinin balık gibi denizden çıkarılmasına yetiyor. Batılı barbar başlıyor zıplamaya.
Batılı barbar yalnızda zıplamıyor. Eski yeteneğinden olmalı hemen kendine yerli işbirlikçileri buluyor.
Yerli işbirlikçinin aklında marabalık, ruhunda ümmet bilinci saklı.
Bir türlü yurttaşlık bilinciyle buluşamayanlar, uşaklık bilincini batılı barbarın demokrasi bilinciyle buluşturuyor. Hedefte orada. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti. Yıkılıncaya kadar saldırıyı başlatıyorlar.
Bugün Anadolu coğrafyasında Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine saldırı bundan. Barbar batılı öcünü alacak. İşbirlikçi marabalığı ve ümmetçiliği kendi çıkarlarıyla bütünleştirecek. Ülke kibar-kibar sömürülecek, insanımız tekrar köleleştirilecek.
Mustafa Kemal Atatürk bunların hepsini biliyordu. Tarihi bilincini binlerce yıllık Anadolu uygarlık tarihinden alıyordu. Çanakkale Savaşı sonrası Troya’da Hektor’la da buluşması bundandı. “SENİNDE ÖCÜNÜ ALDIM HEKTOR” sözü batılı barbar emperyalist orduların yenilgisiydi. Batılı barbarlarda bunu unutamamıştı.
Mustafa Kemal Atatürk öleli 69 yıl oldu. Bu 69 yıllık süreç içinde batılı barbarlar ve onların yerli işbirlikçileri tarihin bilinci ve bilimin öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin temellerini yerinden oynatmak için nice cadı kazanları kaynattılar, kaynatmaya da devam ediyorlar.
Kurtuluş Savaşımızın kongreleri sırasında bu işbirlikçi gurup kurtuluşu mandacılıkta aradı. Kimileri “asılacaksak İngiliz ipiyle asılalım” derken, kimileri de Amerikan mandacılığı ülkemizin kurtuluşudur diyerek sığınacakları limanları işaretledi. Olmadı tutmadı bu maya. Mustafa Kemal’in karşı duruşu, direnişi hep geriletti bunları. Kurtuluş Savaşının karargahı mecliste de bu düşüncenin özlemcileri nice kazanların oduncuları oldular. “herkes kendi doğduğu yerden milletvekili seçilsin” diyenler Mustafa Kemal’in doğduğu ilin misak-i mili hudutlarının dışında kaldığını çok iyi biliyorlardı. Çok incindi Mustafa Kemal ama direndi, inandığı mandacılıktan çok ötelerde tam bağımsızlıktı, özgürlüktü, halkla birlikte kuracağı cumhuriyetti. İşte bu Cumhuriyetin yıkılması için batılı barbarlar ve yerli işbirlikçileri her türlü koşulu hazırladılar. İşbirlikçiler çok beslendiler, yalan dolanla güçlendiler. Sıra öç almaya geldi. Son hazırlıkları da bunun için.
Oynadıkları oyunun adı çelik çomak.
Çelik batılı barbarların elinde çomakta yerli işbirlikçilerinin elinde. Meydanda kendilerine kaldı.
Cumhuriyetin yıkılması, öçlerin alınması için son bir darbe gerekiyor.
Batılı barbar yerli işbirlikçisi bu son vuruşa hazırlanıyor. Hiçbir şey birdenbire olmadı. Son vuruşun planı cumhuriyetin kuruluşu ile başladı.
Ya sona gelindi, ya da başlanıldığı yerden cumhuriyet yaşamı devam edecek.
Ya Hektor’u Anadolu topraklarında bir kez daha katledecekler. Ya da Mustafa Kemal Atatürk bir daha kazanacak.

Aşur EYLEN
 

TARIH :
9/20/2007 8:41:12 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL : asureylen@hotmail.com

* MÜMİN KAMACI VE YAMADAĞLARI


Merhaba Sevgili Okurlar;
Uzun zamanlı bir Anadolu gezintisinden sonra yine birlikte olmanın mutluluğuna merhaba diyelim.
Günümüzün iletişimine hayranım. Kapitalizm, tüketim toplumunu yaratabilmek için enerjiyi ve iletişim araçlarını çok iyi kullanıyor. Pazarlayacağı ve tanıtacağı ürünü reklamı uğruna televizyon denilen bu garip aleti elektrikle birlikte memleketin en ıssız köşelerine kadar ulaştırmış.
Canım para sen nelere kadir değilsin? Olmayanı yaratır, olanı çoğaltırsın. Pir misin? Şeytan mısın? Melek misin? Neyin nesisin belli değil.... Ama gâvurla müslümanı kucaklaştıransın. Kısacası canım para sen büyülü bir tezgâhtarsın.
İşte böyle bir tezgâhtarın ellerimize sunduğu televizyon kumandasıyla oynarken o ıssız, sessiz köy evinde tanıdık bir yüz. Ege TV de Didim Belediye Başkanımız Sevgili Mümin Kamacı 1 Eylül Dünya Barış Gününden ve Didim de ki barış etkinliklerinden söz ediyor.
Didim den çok uzaklarda Anadolu nun ıssız, sessiz toprakları üstünde Amerikalılar yeni bir savaş üstünü insanlığın hizmetine demokrasi, barış, özgürlük uğruna sunma hazırlığı yaparken Didim Belediye Başkanı Sevgili Mümin Kamacı 1 Eylül Dünya Barış Günü nün önemini anlatıyor.
Sivas-Malatya il hudutları içinde Divriği-Hekimhan-Hasançelebi ilçeleri ve köylerinin toprakları üstünde 2250 rakım yüksekliğinde Yamadağlarında Amerikalılar NATO görünümü altında yeni bir savaş oyuncağını devreye sokabilmek için radar üssü dedikleri çok yönlü yeni bir incirliğin açılış hazırlıklarını çoktan tamamlamış, hem bölge halkını, hem de Ortadoğu halklarını iyi ölümler gülücükleriyle selamlıyordu.
Sevgili Kamacı nın 1 Eylül barış mesajını bu ölüm üstünde 2250 metre (7.381,89 feet) yükseklikteki çok uluslu, çok dilli her ülke dilinden dinleyip her ülkeye mesaj ulaştıran görevlilerde dinliyordu.
Didim Belediye Başkanı Sevgili Kamacı Barış dedikçe sanıyorum bu savaş üstündeki önemli görevliler bu barışın şekil ve biçimini bütün dünya insanlığıyla savaş adına paylaşıyorlardı. Barış için en iyi gördükleri yerde Irak topraklarıydı. Radar kameralarına takılan ölüm oyunlarının kanlı görüntülerini, gelecekteki ölümler için kaydediyordu.
Sevgili Kamacı, egenin iki yakasında ki halkların barış için kardeşlik çabalarını anlatırken ülkenin doğusunun iç kısımların da Sivas-Malatya toprakları üzerinde Ortadoğu-Türkiye yakasında yeni savaşların, yeni oyunları Büyük Ortadoğu Projesi uğruna tezgâhlanıyordu. Ege de türküler barış diye söylenirken, doğudaki türkülerin dillerinde kan vardı, gözyaşı vardı, ölüm vardı. Amerika Anadolu nun en yüksek tepesinde üç tane dağı tepesinden traş ederek havaalanı meydanlarını helikopterlerinin inip kalkmaları için hazırlarken bu dağların etekleri çoktan savaş uçağı hangarlarına dönüştürülmüş, dağın en az 50 metre derinliğine kadar inilmişti. Bu derinlikte ne halt edileceği bellide değildi. Bir bilen vardı o da kendileriydi. 50 metre derinlikte hangi radar nereyi gözetleyecekti? Ya da bu derinlikte Amerikalı hangi savaş oyuncağını saklayacaktı? Bölge halkına ve türk kamuoyuna bu yeni incirlik üssünün görevi ve adı açıklanmalıydı.
Yamadağları üzerine oturtulmuş bu savaş oyuncağının bölgeye yayacağı radyasyon oranı açıklanmalıydı. Karadeniz halkının başına gelen Çernobil belası gibi bir bela da bu bölge halkının başına gelmemeliydi.
Ey gözünü sevdiğimin kapitalizmi sen nelere kadir değilsin ki.. Ellerinde ki oyuncaklarınla bütün dünyanın üzerinde cirit atarken, bizi de anadolunun küçücük bir köyünde Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı ve onun barış özlemleri ile buluşturdun. Sevgili Kamacı nın barış özlemleri Sivas-Malatya toprakları üzerinde, yamadağlarının en yüksek tepesi kaynaklar bölgesin de sessiz sedasız gözden ırak Amerikalı nın gönül dolusuyla kurulmuş yeni bir savaş üstünün varlığını türk kamuoyuyla buluşturup bilgilendirmesine neden oldu.
Teşekkürler Sevgili Kamacı. Barış özleminiz anadolunun doğu yakasında ki Amerikalının yeni kurduğu savaş üstünden ses verdi. Sizin barış sesiniz yamadağlarının 2250 metre yüksekliğinde gizlenmiş savaş üstüne barışın türküsünün söyleneceğini yazdırdı.
Bu barış türküsünü sanıyorum ki en iyi söyleyeceklerde Sivaslılar ve Malatyalılar olmalı.
1 Eylül Dünya Barış Günün de barış adına insanlık adına, bölgede yaşayan insanların can güvenliği adına Sivaslılar, Malatyalılar bölgenizde yapılan bu savaş üstünü, bu savaş oyuncağını konuşun, araştırın, soruşturun, tehlikelerini algılayın. Sevdiklerinizi bu tehlikeler için uyarın, koruyun.

Divriğililer-Hekimhanlılar-Hasançelebililer!!!!!!!!!!!!!!!
Yamadağların da bir şeyler oluyor. Birileri bir şeyler yapıyor oralarda. Yamadağlarında kardelenler, çiğdemler, nergisler, narpuzlar, kekiklerin keklik sesleriyle buluştuğu kokuları sizleri yanlarına çağırıyor. Bu sese kulak verin varın bu seslere sahip çıkın.
Sular kirlenmeden, toprak kirlenmeden, doğa kirlenmeden kuşlar bölgeyi terk etmeden çok geç olmadan Yamadağların da neler olduğunu görün.
1 Eylül Dünya Barış Günü ile Yamadağlarının buluşması ne güzel.
Umarım Sevgili Kamacı da barış sesi verdiği Yamadağlarını merek eder. Bölgeyi yakından izler.

AŞUR EYLEN
 

TARIH :
9/20/2007 8:35:25 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL : asureylen@hotmail.com

* BİZ KAÇ KİŞİYİZİN YÜREĞİ AŞKINA

Biz kaç kişiyiz?
Sıradan bir soru değil.
Sıradan bir çağrı değil.
Yurt sevgisini yüreklerinin derinliğinde duyan insanların çığlığı!
Çanakkale Savaşında işgalci emperyalist ordulara karşı savaşırken şehit düşen dedem Veli çavuşun sesi.
Kurtuluş Savaşında cepheden cepheye mermi taşıyan Elif ebemin sesi.
Atatürk devrimleri sevdasıyla Anadolu yollarında ömrünü feda eden öğretmenimin sesi.
Cumhuriyetin varlığı ile yurttaşlık kimliği kazanan Atatürk sevdalısı babamın sesi.
Cumhuriyetin insan yerine koyduğu anamın sesi.
Doğurduğu çocuğunun insanca yaşaması için çığlığımıza çığlığını katan çocuğumun anasının sesi.
Yarınım ne olacak diye korkular yaşayan çocuğumun sesi.
Öylesine endişeli bir ses ki! Ülkemin derinliklerinde işgalin seslerini duyanların sesi.
Tarihin derinliklerinden gelen bu sesi duyun.
Yüreklerinizi sesin geldiği bilincin aydınlığına açın.
Çok geç olmadan.
Barbar batılı üstümüze yürümeden
Gelecek yarınlarımızın özgürlüğü köleleştirilmeden
Biz kaç kişiyiz çığlığına çığlığınızı katın
Barbar batılının yüreğindeki kin kabardı.
Açıkçası geçmiş tarihimizle hesaplaşmak istiyorlar.
Çanakkale’nin, Kurtuluş Savaşının öcünü almak istiyorlar.
Yenilgiyi bir türlü hazmedemediler.
Kinlerini büyüttükçe büyüttüler.
Irak’ta insanların üzerine ordularını saldılar.
Irak’ta insanları böldü bölüştürdüler.
Kimisine Kürt dediler,
Kimisine Şii,
Kimisine Sünni
Koskoca Mezopotamya uygarlığını yok ettiler. Talan ettiler.
Özgürlük dediler,
Demokrasi dediler,
İnsan Hakları dediler.
İşbirlikçi uşaklarıyla birlikte kandan kuleler kurdular.
Kanlı kulelerini Ortadoğu insanının üstüne örtmeye çalışıyorlar.
Biz kaç kişiyiz çığlığına yürek verin. Ses verin.
Geç olmadan, iş işten geçmeden duyun uyanın.
Bizim üstümüze kanlı ordularıyla gelmediler.
Sessiz sedasız vahşice geldiler.
Paralarını kanlı ordularının yerine koydular.
Önce ekonomimizi ele geçirdiler.
Doğmamış çocuğumuzu dahi borçlandırdılar.
Kendilerine hizmette kusur etmeyecek işbirlikçiler buldular.
Şimdiler de demokrasi diyorlar, özgürlük diyorlar, insan hakları diyorlar.
Yarın kimimize Kürt, kimimize Türk, kimimize Alevi, kimimize Sünni diyecekler.
Ülkemizde bizleri birbirimize düşürüp kanlı pazarlarında kanlı paralar kazanacaklar.
Bölünmüş parçalanmış yurdumuzu sömürgesi yapıp insanımızı köleleştirecekler.
Kendilerinin yaşadığı ortaçağı bizlere yeniden yaşatıp tarihlerinin de hesaplaşmasını yapacaklar.
Batı demokrasisi, Avrupa Birliği, Amerikan sevdası bunların hepsi hikaye.
Hesap başka.
Hesabın kini Çanakkale’nin derin sularında,
Hesabın öcü Afyon’dan İzmir’e uzanan sevda yollarında
Görün artık bu kanlı pazarı.
Uyanın, uyanın artık.
Biz kaç kişiyiz çığlığına çığlığınızı katın.
Çanakkale bir kez daha geçilmez deyin.
İşbirlikçilerine bir sütçü imam dersi de siz verin.
Çok geç olmadan.
Çok geç olmadan.
Bir milyon yurtseverden biride siz olun.
Biz kaç kişiyiz de milyonların sesi olun.
Çanakkale’deki Veli çavuşun ruhu aşkına,
Kurtuluş Savaşında mermi taşıyan ebelerimizin aşkına.
Doğacak çocuklarımızın yarınları aşkına.
Dininiz, imanınız aşkına.
Şu batılı barbara ve işbirlikçilerine yol vermeyin.

Aşur EYLEN
 

TARIH :
9/20/2007 6:28:47 AM
EKLEYEN : Metin ÖZDEMİR -www.guneskoyu.net MAIL : metinozdemir71@hotmail.com

* Slm Mursal Köylüleri hepinizi canı gönülden selamlıyorum.Ben Metin ÖZDEMİR divriği Güneş Köyünden (www.guneskoyu.net)siteniz çok güzel olmuş emeği geçen arkadaşlara teşk.Birde Ali KIZILTUĞ abimize teşk.İstanbul'da dernek gecelerinde bazen karşılaşıyoruz.Onun türküleriyle büyüdük böyle bir ozanımıza lütfen sahip çıkalım.Bu dönemlerde ozanlarımız zor şartlarda yetişiyor ve canilerce yakılıyor.Bunlara karşı birlik ve beraberlik olalım.

Ali Kızıltığ'dan YAMADAĞLARI Parçasını siteye korsanız çok sevinirim.

Saygı ve Sevgiler 

TARIH :
9/19/2007 7:01:47 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL : asureylen@hotmail.com

* Sevgili Mursallılar

Köyümüzün ülkemize ve dünyaya tanıtımı Sayın Mustafa Yunusoğlu’nun köyümüz adına kurduğu site ile gerçekleşti. Emeklerinden dolayı kendisine teşekkür ederiz. Ankara’da kurulan Mursal Köyü Kültür ve Dayanışma Derneğimizde yeşil Mursalı yaratmak için ağaçlandırma kampanyasıyla binlerce ağacı köyümüz topraklarına kazandırdı. Öncülük edenlere gönül dolusu teşekkür ederiz. Sağlık ocağının yapılmasında maddi ve manevi katkılar sunan dostlarımızda yüreklerimizde hak ettikleri yeri almışlardır. Divriği’de Kurulu bulunan Mursal Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği de mezarlık duvarlarının yaptırılması ve köyün diğer sorunlarıyla ilgili hizmetlerini sürekli tutmaları köyümüz adına nice zenginliklerden biridir. Onlara da gönül borcumuzu unutmadan teşekkür edelim.
Bizler, köyümüze sosyal yaşamımızın renkliliğini kazandırabilmek için bir grup arkadaşımla birlikte DÜNDEN BUGÜNE, BUGÜNDEN YARINLARA ulaşacak bir kültür hizmetini köyümüze armağan etmek istiyoruz. Bu projemizin adı “köyümüzün bir müzesi ve okuma odası olsun” Bu düşüncemizi köy muhtarımız Musa Kocaoğlu ile paylaştık o da bizlerin bu girişimine destek olsun diye köyümüzün okulunu müzeye ve okuma odasına dönüştürebileceğimizi söyledi. Müzemizin ve okuma odasının gerçekleşebilmesi için okulun kapı, pencere ve çatısının onarılması gerekiyor. Köyümüzün renkli sosyal yaşamının çocuklarımızla buluşabilmesi için köy okulumuzun onarılması önümüzdeki en büyük sorun. Okulumuzun onarılması için siz sevgili mursallıların destek ve katkıları gerekiyor. Haydi, hep birlikte yeni bir kampanya başlatarak köyümüzün zenginliğine yeni bir zenginlik kazandıralım. Aydınlığın kapısı okulumuzu müze ve okuma odası olarak hep birlikte açalım.
Bu önerimizi siz sevgili mursallılara, derneklerimize ve projemize katkı sunabilecek dostlarımıza sunuyoruz. Görüşlerinizi, düşüncelerinizi ve katkılarınızı bekliyoruz.
Saygılarımızla.
Köyümüzde müzemiz ve okuma odamız olsun gönüllüleri adına
Emekli Öğretmen Aşur Eylen.
Haberleşme:
Mursal Köyü Muhtarı Musa Kocaoğlu
Aşur Eylen 0537 214 04 44 asureylen@hotmail.com
 

TARIH :
9/19/2007 2:34:08 PM
EKLEYEN : alihaydar abdurrahman dede MAIL : aheste -58hotmail.com

* canlar cümlenize teşekkür yalnız sizden ricam ben dahil divriğiye bir kod bulalım 58 iptal olsun 

TARIH :
9/18/2007 10:54:17 PM
EKLEYEN : cemo MAIL :

* hoşça kal ayak izim

serseri sokaklarda

hoşça kal
kendine bir başka gökyüzü büyüten kardeşim
gece feneri
hoşça kal çaldığım ıslık
söylediğim türkü
doludizgin karlarda.
hoşça kal annemin yüzü
hep beyaz yaşmaklı
sırı dökülmüş bir yalnız aynada.
hoşça kal dolunayın altında
ıhlamur ağaçlarına kazıdığım şey
hoşça kal uzaklarda yanan anızların parıltısı
hoşça kal.


2
bir gün gelecek
bu gün de bir anı olacak
nasılsa oturduğumuz bu masa
bu kum saati,
bu rüzgar,
bu eski komodin,
bu kırık sandalye,
bu kelepir yürek,
bu aşk nasılsa.



3.
hoşça kal ayak izim
serseri sokaklarda
hoşça kal
yarım kalmış duvar yazıları
hoşça kal
bir gün gelecek
akacak yeraltı suları




hoşça kal yakut, bezirgan, gön
hoşça kal eski zaman aktarları
gidiyorum
bu şehri
bu yağmuru
bu düşleri
bu aşkı
bu kavgayı
bu kederi size bırakarak.

 

TARIH :
9/16/2007 4:04:58 PM
EKLEYEN : ali haydar kaya MAIL : ahk19051919@hotmail.com

* Lütfen bu adresi ziyaret edin.
http://www.bizkackisiyiz.com
sağlıcakla sevgiyle kalın. 

TARIH :
9/15/2007 3:07:47 PM
EKLEYEN : AHMET TOKSOY MAIL : osmantoksoy58@hotmail.com

* YÜKSEKTİR DAGIMIZ SERİN HAVASI
SOGUKTUR SULARI FAKİR YUVASI
ANANIN BABANIN HAYIR DUASI
GÖÇ OLSUN GİDELİM BİZİM ELLERE

DAGLAR YEŞERİNCE ÇİÇEKLER ACAR
ETRAFINA TÜRLÜ TÜRLÜ KOKULAR SACAR
KOYUNLAR MELEŞİR ORAYA KADAR
GÖÇ OLSUN GİDELİM BİZİM ELLERE

ÇİGDEM ÇİÇEK AÇMİŞ NEVRUZA BAKAR
HER DEREDEN GRAN GİBİ SU AKAR
YETER BU HASRETLİK CANIMA YA BARİ
GÖÇ OLSUN GİDELİM BİZİM ELLERE

ŞU YAMA DAGLARININ KARI ERİSİN
SELİ İNSİN TÜRKMAN YERİNİ BÜRÜSÜN
KÖYLÜ KIZI YAYLASINA YÜRÜSÜN
GÖÇ OLSUN GİDELİM BİZİM ELLERE

BİZİM YURDUMUZDA KABAK YAZISI
MELEŞİRDİ KOYUN İLE KUZUSU
HİÇ İÇİMDEN GİTMEZ ONUN SIZISI
GÖÇ OLSUN GİDELİM BİZİM ELLERE

BEKTAŞ KÖYÜ BENİM KÖYÜM
GÜNEYİNDE KURDU GUTAN
NE GÜZELDİR YAGRU VATAN
SARILIP KECEYLE YATAN
BİZ GİDELİM KÖYÜMÜZE

KUZEYİNDE CEVİZ KİLİSİ
YURDUNU TERK ETMEZ KİMSE
BÜTÜN HERKES BİZE GÜLSE
BİZ GİDELİM KÖYÜMÜZE

DOGUSUNDA MURSAL ÜRÜK
TARİH E KARIŞTI TÜRÜK
GELİN KIZ HEPSİ BÜRÜK
BİZ GİDELİM KÖYÜMÜZE

BATISINDA AKCAKALE
AKCAKALE AKCAMAGRA
KOMŞULUGU BÖYLE ARA
BİZ GİDELİM KÖYÜMÜZE

KATKILARINDAN DOLAYI AKİF TOKSOY A TEŞEKKÜR EDERİZ SAYGILARIMLA AHMET TOKSOY SİVAS
 

TARIH :
9/15/2007 6:44:12 AM
EKLEYEN : BİLGEHAN MAIL : wiseinn_83@hotmail.com

* SELAM MURSAL...
ZİYARETÇİ DEFTERİNDEN OKUDUĞUM KADARIYLA BİZDEN ÇOĞUNLUK OLARAK CİVARKÖYLERİN MESAJLARINA RASTLIYORUM VE BU GERÇEKTEN HOŞUMA GİDİYOR. AMA BİZİMDE BU GÜZELLİĞE DAHA FAZLA KATKIDA BULUNUP KATILIMLARI YÜKSELTMELİ VE SİTEYE YENİLİKLER EKLEMELİ VE BU KATILIMLARI DAHA YOĞUNLAŞTIRACAK ÇALIŞMALARDA BULUNMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM...
MURSAL BİZİMLE GÜZEL UNUTMAYALIM... 


[<< Geri] 71-80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]