ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
9/27/2007 10:29:21 AM
EKLEYEN : DİVRİGİ SARPAN KÖYÜNDEN ALİ KARAKÖÇEK MAIL : karakocek@hotmail.com

* Selam mursalı hemşerilerim sitenizi ziyaret ettim cok begendim emegi ceçen arkadaşların ellerine saglık .bütün divriginin köylerini ziyaret ederken cok gururlanıyorum divrigli olarak bütün hekese selamlar saygılar ayrılmak zorundayım saglıcakla kalın bay... 

TARIH :
9/26/2007 4:46:24 PM
EKLEYEN : AYHAN KIŞ MAIL : a_y_h_a_n_1281@hotmail.com

* selamlar mursallılar ben ürük köyünden im bizim site calışmıyoda sizin siteye ziyaret edeyim dedim bayramda divrigideki pilav söleninde görüşmek üzere dilegiyle
 

TARIH :
9/26/2007 12:36:13 PM
EKLEYEN : mursal köyünde doğan ve köyünü çok seven bir dost MAIL : gaffur_1299@hotmail.com

* Gerçekden çook güzel bir köy ben orada doğdum ama çabuk ayrıldım yani annem öyleymiş.mursalı görmeyi çoook istiyorum.sevgi ve saygılarımla. 

TARIH :
9/25/2007 10:44:26 AM
EKLEYEN : DEVRİM ATEŞ MAIL : etamenfez@hotmail.com

* TÜM MURSALLI CANLARA SELAMLAR.. 

TARIH :
9/23/2007 10:31:18 AM
EKLEYEN : takki dündar MAIL : takki.duendar@otmail.com

* sevgili mursal'lilar,sitenizi cok begendim ve sizleri taktir ediyorum ben sivasin caypinar köyündenim. yasanan bir akrabalik iliskisinden dolayi köyünüzle tanisma firsati buldum,gercekten cok güzel bir köyünüz var, köy resimlerini büyük bir ilgiyle seyrettim. bu sitenin kurulmasina emegi gecen herkese tesekkürler. ayni zamanda kendi kökleinden kopmayan insanlari saygiyla selamliyorum. bizde cok güzel bir söz vardir`'gecmisine sahip cikamayanlar gelecekte söz sahibi olamazlar' sizlerde gecmisinize sahip cikiyorsunuz bu degerli bir durustur. umarim bu calismalariniz hiz kesmeden devam eder.saygilarimla 

TARIH :
9/22/2007 11:06:29 AM
EKLEYEN : ozan MAIL : ozan.koca.oglu@hotmail.com

* ben ankara natoyolundan ozan tüm mursallılara selam eder tüm fenerlileri kutlarım inter zaferiyle 

TARIH :
9/22/2007 11:02:32 AM
EKLEYEN : fuat kaya MAIL : cimbomlu_fuat06@hotmail.com

* tüm mursallılara selam ben ankara natoyolundan fuat mursallı olmak ayricaliktir 

TARIH :
9/22/2007 8:47:34 AM
EKLEYEN : cengiz narin MAIL : cengiznarin

* merhaba hemşerilerim,sitemizde yazı çoğalmış.okudukça biz buduruma nasıl geldik?bizi bu kadar derin nasıl uyutuyorlar demeden duramayacağım.bir yanda abd dostları biryanda ermeni dostları(ufuk uras-raffi arax ile yaptığı röportaj),bir yanda kuzey ırakçılar,bir yanda irancılar.modern mandacılık devam ediyor.biz kurtuluş savaşını boşamı verdik.kendikendiimizi yönetmekten acizmiyiz?ımf,dünyabankası yetmedi derviş verlim!kütüphane çalışması güzel birşey.anadoluyu bize yurt yapan,alpaslanlar,hacıbektaş veliler,fatihler,yunusemreler,mustafa kemaller geçlere öğretilirse gençlerimiz tomilerden,conilerden,bushlardan medet beklemez.damarlarındaki asıl kanın kıymetini bilir.nemutlu türküm diyen insanların bir araya gelip ülke sorunlarını çözme zamanı geldide geçiyor bile.batı bizi atilla ile tanıdı.onu unutmadan alpaslan,fatih derken mustafa kemal ATATÜK geldi.batı şaşkınlığını attı yeni yöntemlerle biz sömürüyor.olyı kavrayıpta bir araya gelemeyen bizleriz.anayasanın ilk üç maddesinin belirlediği değerler dışında herşeyi tartışıp bu millete umut olmalıyız diye düşünü yorum.siteye yazılarıyla katkıda bulunan hemşerilerime selamlar.azrail ali yazmaz oldu.dersler ağır geldi herhalde. 

TARIH :
9/20/2007 7:14:02 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL : asureylen@hotmail.com

* HİÇBİRŞEY KENDİLİĞİNDEN OLMADI


Hiçbir şey birden bire olmadı. Her şey tarihin sayfalarında nakış-nakış yazıyor. Biraz okuması yazması olan tarihin bu nakışlı sayfalarına baktığında, uşaklığında tarihini okumuş olur.
Her şey Osmanlının Fransızlara verdiği kapitülasyonlarla başladı.
Batılının Anadolu topraklarından kopardığı kapitülasyonlar, uşaklığında tarihi başlangıcı oldu. Birileri bu uşaklığı çok sevdi. O kadar sevdi ki. Uşaklık zaman içinde hayranlığa, hayranlıkta kara sevdaya dönüştü. O gündür bu gündür bu kara sevda sürüp gidiyor.
Tehlikeli mi bu kara sevda?
Kendi kendine yaşıyorsa karasevdasını hiçbir tehlike yok. İstediği gibi uşaklık edebilir. Kimsenin diyecek bir şeyi de olmaz. Maya meselesi.
Eğer bu kara sevdasını toplumda çeksin, herkes kendisi gibi uşak olsun istiyorsa işte o zaman iş başkalaşır. Herkesin mayası aynı maya değil.
Bunu okuduğumuz tarihin nakışlı sayfalarıyla açalım.
Osmanlının açtığı kapıdan içeri giren batılı sömürüsünü Birinci Dünya Savaşı sonunda Anadolu’yu işgali ile sonuçlandırdı. Yüzyıllarca sömürdüğü Anadolu topraklarını ve bu topraklar üzerinde yaşayan insanları yok etmeye karar verdi.
Anadolu da bu haksızlığa karşı direniş başladı.
Troyalı Hektor’un, Trakyalı Spartaküs’ün ruhu Mustafa Kemal Atatürk’le bütünleşti.
Tarih bilincini ve bilimi kendine rehber edinen Mustafa Kemal Atatürk önce Çanakkale’de, sonra da Ulusal Kurtuluş Savaşın da yenilmez sanılan batılı emperyalist orduları yerle bir etti.
Troyalı Hektor’ un öcü alınmıştı. Trakyalı Spartaküs halen Romalının çarmıhında dünyadaki kölelerin gözlerinin içine bakıyordu.
Anadolu toprakları batılı emperyalist ordulara mezar olmuştu.
Emperyalizmin yenilişi bir ilkti. Bu ilki Mustafa Kemal Atatürk Anadolu insanıyla birlikte başarmıştı.
Bu başarı Anadolu insanının başında Atatürk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyetiyle taçlaşmıştı.
Bu taç ne padişah nede sultan tacıydı. Tacın gerçek sahibi halktı. Bu tacın sözleşmesi de “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” sözüyle bütün dünyaya kabul ettirildi.
Yüzyıllar öncesinden kendi egemenliklerini ona buna uşaklık etmişlikle süsleyenler ne halkın egemenliğini benimsediler ne de ulusun egemenliğini kabullenebildiler.
Karasevdalarını topluma mal etmeye çalışıyorlar.
Amaçları modern uşaklık, hedefleri uşaklığa geçit vermeyen Türkiye Cumhuriyeti.
Amaçları modern uşaklık olabilir de, neden hedefleri Türkiye Cumhuriyeti?
Bütün sorun da burada başlıyor.
Anadolu’yu ilk işgale geldiklerinde Troyalı Hektor’un direncini ve kahramanlığını nasıl gizleyemedilerse, yüzyıllar sonra da Mustafa Kemal Atatürk’ten yedikleri tokatı ve yenilgiyi bir türlü unutamadılar.
Ulusal Kurtuluş Savaşımız sadece batılı işgalci ordularının yenilgisiyle sonuçlanmadı. Bütün dünyaya da bir insanlık dersi verdi. Bu öğretinin temelinde ‘Halk’ vardı. Halkın oluşturduğu Meclis vardı. Yetkiler tek elde değildi. Yeni kurulacak devletin temellerini oluşturacak anlayışın halkla birlikte atılışı vardı. Halk öncüsü Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte kendi kurtuluş savaşını vermişti.
Bugün kendini dünyanın efendileri olarak tanıtan, insan hakları ve özgürlüğü dilinden düşürmeyen, sözüm ona demokrasinin beşiği saydıkları yurtlarında hangi uygarlıkları vardır ki halkla birlikte başarılmış olsun? Sınıflı toplumları yaratıp halen insanlığı modern kölecilikle yönetenlerin tarihlerinde olsa-olsa en yakın zamanda görüldüğü gibi faşizm vardır. Zulüm vardır. Sömürü vardır. Beslendikler tek kaynakta budur. Batılının elinden bu oyuncakları alınınca denizden çıkartılmış balık gibi zıplayıp durur.
İşte Türkiye Cumhuriyetinin üzerine zıplamak istemeleri de bundandır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, onun insanına bakışı, insanına verdiği değer. Marabadan yurttaş, ümmetten ulus bilincini yaratması batılı sömürgecinin balık gibi denizden çıkarılmasına yetiyor. Batılı barbar başlıyor zıplamaya.
Batılı barbar yalnızda zıplamıyor. Eski yeteneğinden olmalı hemen kendine yerli işbirlikçileri buluyor.
Yerli işbirlikçinin aklında marabalık, ruhunda ümmet bilinci saklı.
Bir türlü yurttaşlık bilinciyle buluşamayanlar, uşaklık bilincini batılı barbarın demokrasi bilinciyle buluşturuyor. Hedefte orada. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti. Yıkılıncaya kadar saldırıyı başlatıyorlar.
Bugün Anadolu coğrafyasında Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine saldırı bundan. Barbar batılı öcünü alacak. İşbirlikçi marabalığı ve ümmetçiliği kendi çıkarlarıyla bütünleştirecek. Ülke kibar-kibar sömürülecek, insanımız tekrar köleleştirilecek.
Mustafa Kemal Atatürk bunların hepsini biliyordu. Tarihi bilincini binlerce yıllık Anadolu uygarlık tarihinden alıyordu. Çanakkale Savaşı sonrası Troya’da Hektor’la da buluşması bundandı. “SENİNDE ÖCÜNÜ ALDIM HEKTOR” sözü batılı barbar emperyalist orduların yenilgisiydi. Batılı barbarlarda bunu unutamamıştı.
Mustafa Kemal Atatürk öleli 69 yıl oldu. Bu 69 yıllık süreç içinde batılı barbarlar ve onların yerli işbirlikçileri tarihin bilinci ve bilimin öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin temellerini yerinden oynatmak için nice cadı kazanları kaynattılar, kaynatmaya da devam ediyorlar.
Kurtuluş Savaşımızın kongreleri sırasında bu işbirlikçi gurup kurtuluşu mandacılıkta aradı. Kimileri “asılacaksak İngiliz ipiyle asılalım” derken, kimileri de Amerikan mandacılığı ülkemizin kurtuluşudur diyerek sığınacakları limanları işaretledi. Olmadı tutmadı bu maya. Mustafa Kemal’in karşı duruşu, direnişi hep geriletti bunları. Kurtuluş Savaşının karargahı mecliste de bu düşüncenin özlemcileri nice kazanların oduncuları oldular. “herkes kendi doğduğu yerden milletvekili seçilsin” diyenler Mustafa Kemal’in doğduğu ilin misak-i mili hudutlarının dışında kaldığını çok iyi biliyorlardı. Çok incindi Mustafa Kemal ama direndi, inandığı mandacılıktan çok ötelerde tam bağımsızlıktı, özgürlüktü, halkla birlikte kuracağı cumhuriyetti. İşte bu Cumhuriyetin yıkılması için batılı barbarlar ve yerli işbirlikçileri her türlü koşulu hazırladılar. İşbirlikçiler çok beslendiler, yalan dolanla güçlendiler. Sıra öç almaya geldi. Son hazırlıkları da bunun için.
Oynadıkları oyunun adı çelik çomak.
Çelik batılı barbarların elinde çomakta yerli işbirlikçilerinin elinde. Meydanda kendilerine kaldı.
Cumhuriyetin yıkılması, öçlerin alınması için son bir darbe gerekiyor.
Batılı barbar yerli işbirlikçisi bu son vuruşa hazırlanıyor. Hiçbir şey birdenbire olmadı. Son vuruşun planı cumhuriyetin kuruluşu ile başladı.
Ya sona gelindi, ya da başlanıldığı yerden cumhuriyet yaşamı devam edecek.
Ya Hektor’u Anadolu topraklarında bir kez daha katledecekler. Ya da Mustafa Kemal Atatürk bir daha kazanacak.

Aşur EYLEN
 

TARIH :
9/20/2007 8:41:12 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL : asureylen@hotmail.com

* MÜMİN KAMACI VE YAMADAĞLARI


Merhaba Sevgili Okurlar;
Uzun zamanlı bir Anadolu gezintisinden sonra yine birlikte olmanın mutluluğuna merhaba diyelim.
Günümüzün iletişimine hayranım. Kapitalizm, tüketim toplumunu yaratabilmek için enerjiyi ve iletişim araçlarını çok iyi kullanıyor. Pazarlayacağı ve tanıtacağı ürünü reklamı uğruna televizyon denilen bu garip aleti elektrikle birlikte memleketin en ıssız köşelerine kadar ulaştırmış.
Canım para sen nelere kadir değilsin? Olmayanı yaratır, olanı çoğaltırsın. Pir misin? Şeytan mısın? Melek misin? Neyin nesisin belli değil.... Ama gâvurla müslümanı kucaklaştıransın. Kısacası canım para sen büyülü bir tezgâhtarsın.
İşte böyle bir tezgâhtarın ellerimize sunduğu televizyon kumandasıyla oynarken o ıssız, sessiz köy evinde tanıdık bir yüz. Ege TV de Didim Belediye Başkanımız Sevgili Mümin Kamacı 1 Eylül Dünya Barış Gününden ve Didim de ki barış etkinliklerinden söz ediyor.
Didim den çok uzaklarda Anadolu nun ıssız, sessiz toprakları üstünde Amerikalılar yeni bir savaş üstünü insanlığın hizmetine demokrasi, barış, özgürlük uğruna sunma hazırlığı yaparken Didim Belediye Başkanı Sevgili Mümin Kamacı 1 Eylül Dünya Barış Günü nün önemini anlatıyor.
Sivas-Malatya il hudutları içinde Divriği-Hekimhan-Hasançelebi ilçeleri ve köylerinin toprakları üstünde 2250 rakım yüksekliğinde Yamadağlarında Amerikalılar NATO görünümü altında yeni bir savaş oyuncağını devreye sokabilmek için radar üssü dedikleri çok yönlü yeni bir incirliğin açılış hazırlıklarını çoktan tamamlamış, hem bölge halkını, hem de Ortadoğu halklarını iyi ölümler gülücükleriyle selamlıyordu.
Sevgili Kamacı nın 1 Eylül barış mesajını bu ölüm üstünde 2250 metre (7.381,89 feet) yükseklikteki çok uluslu, çok dilli her ülke dilinden dinleyip her ülkeye mesaj ulaştıran görevlilerde dinliyordu.
Didim Belediye Başkanı Sevgili Kamacı Barış dedikçe sanıyorum bu savaş üstündeki önemli görevliler bu barışın şekil ve biçimini bütün dünya insanlığıyla savaş adına paylaşıyorlardı. Barış için en iyi gördükleri yerde Irak topraklarıydı. Radar kameralarına takılan ölüm oyunlarının kanlı görüntülerini, gelecekteki ölümler için kaydediyordu.
Sevgili Kamacı, egenin iki yakasında ki halkların barış için kardeşlik çabalarını anlatırken ülkenin doğusunun iç kısımların da Sivas-Malatya toprakları üzerinde Ortadoğu-Türkiye yakasında yeni savaşların, yeni oyunları Büyük Ortadoğu Projesi uğruna tezgâhlanıyordu. Ege de türküler barış diye söylenirken, doğudaki türkülerin dillerinde kan vardı, gözyaşı vardı, ölüm vardı. Amerika Anadolu nun en yüksek tepesinde üç tane dağı tepesinden traş ederek havaalanı meydanlarını helikopterlerinin inip kalkmaları için hazırlarken bu dağların etekleri çoktan savaş uçağı hangarlarına dönüştürülmüş, dağın en az 50 metre derinliğine kadar inilmişti. Bu derinlikte ne halt edileceği bellide değildi. Bir bilen vardı o da kendileriydi. 50 metre derinlikte hangi radar nereyi gözetleyecekti? Ya da bu derinlikte Amerikalı hangi savaş oyuncağını saklayacaktı? Bölge halkına ve türk kamuoyuna bu yeni incirlik üssünün görevi ve adı açıklanmalıydı.
Yamadağları üzerine oturtulmuş bu savaş oyuncağının bölgeye yayacağı radyasyon oranı açıklanmalıydı. Karadeniz halkının başına gelen Çernobil belası gibi bir bela da bu bölge halkının başına gelmemeliydi.
Ey gözünü sevdiğimin kapitalizmi sen nelere kadir değilsin ki.. Ellerinde ki oyuncaklarınla bütün dünyanın üzerinde cirit atarken, bizi de anadolunun küçücük bir köyünde Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı ve onun barış özlemleri ile buluşturdun. Sevgili Kamacı nın barış özlemleri Sivas-Malatya toprakları üzerinde, yamadağlarının en yüksek tepesi kaynaklar bölgesin de sessiz sedasız gözden ırak Amerikalı nın gönül dolusuyla kurulmuş yeni bir savaş üstünün varlığını türk kamuoyuyla buluşturup bilgilendirmesine neden oldu.
Teşekkürler Sevgili Kamacı. Barış özleminiz anadolunun doğu yakasında ki Amerikalının yeni kurduğu savaş üstünden ses verdi. Sizin barış sesiniz yamadağlarının 2250 metre yüksekliğinde gizlenmiş savaş üstüne barışın türküsünün söyleneceğini yazdırdı.
Bu barış türküsünü sanıyorum ki en iyi söyleyeceklerde Sivaslılar ve Malatyalılar olmalı.
1 Eylül Dünya Barış Günün de barış adına insanlık adına, bölgede yaşayan insanların can güvenliği adına Sivaslılar, Malatyalılar bölgenizde yapılan bu savaş üstünü, bu savaş oyuncağını konuşun, araştırın, soruşturun, tehlikelerini algılayın. Sevdiklerinizi bu tehlikeler için uyarın, koruyun.

Divriğililer-Hekimhanlılar-Hasançelebililer!!!!!!!!!!!!!!!
Yamadağların da bir şeyler oluyor. Birileri bir şeyler yapıyor oralarda. Yamadağlarında kardelenler, çiğdemler, nergisler, narpuzlar, kekiklerin keklik sesleriyle buluştuğu kokuları sizleri yanlarına çağırıyor. Bu sese kulak verin varın bu seslere sahip çıkın.
Sular kirlenmeden, toprak kirlenmeden, doğa kirlenmeden kuşlar bölgeyi terk etmeden çok geç olmadan Yamadağların da neler olduğunu görün.
1 Eylül Dünya Barış Günü ile Yamadağlarının buluşması ne güzel.
Umarım Sevgili Kamacı da barış sesi verdiği Yamadağlarını merek eder. Bölgeyi yakından izler.

AŞUR EYLEN
 


[<< Geri] 71-80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]