23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK
VE
ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN!

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
11/15/2010 4:22:53 AM
EKLEYEN : Sadık Sönmez MAIL : mrsl.sdk@hotmail.com

* Kurban Bayramınız Kutlu Olsum

Tüm MURSALLI hemşehrilerimin ve site ziyaretçilerinin Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum... 

TARIH :
11/12/2010 8:46:14 AM
EKLEYEN : Muhsin HALİS MAIL : muhsinhalis@hotmail.com

* Kurban Bayramınız kutlu olsun. (Not: Bora dedesini çok özlemiş...) 

TARIH :
11/8/2010 5:46:18 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* ÖLÜMÜNÜN 72. YILDÖNÜMÜNDE
MUSTAFA KEMAL’İ ÖZLEMLE YAZMAK



Mustafa Kemal’i yazmak, Mustafa Kemal’in anılarıyla birlikte olmak, Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmek, şüphesiz ki onun ışığında aydınlanmak bu ışığı bütün dünya ile paylaşmaktır.
Ölümünün 72. yıldönümünde Mustafa Kemal Atatürk’ü yazmaksa özlemlerimizin en büyük hasretidir.
Kimdir Mustafa Kemal Atatürk?
Bunu 1930 yılında İngiliz Büyükelçisi olan Sir Perey Loraine Mustafa Kemal Atatürk’ü şöyle anlatıyor.
“Dimdik bir duruş, şüphe götürmez ağır başlılığını yansıtan yiğit bir görünüş, eksiksiz bir giyiniş, kesin hatlı bir vücut, insanın içine işleyen açık mavi gözler, kabarmış kaşlar, çok kez ciddi, hatta sert bir yüz, her bakışında, her jestinde ve hatta hareketsiz halinde göze çarpan keskin bir canlılık… Sanırım Atatürk olağanüstü bir insandı.”
Politik yaşamını Mustafa Kemal Atatürk’le mücadeleye adamış İngiliz Başbakanı Lloyd George Atatürk’ü şöyle anlatıyor.
“Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip oldu. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelirdi?”
Pakistan’ın Cumhurbaşkanlarından Eyüp Han Atatürk’ü bizlere şöyle anlatıyor.
“Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan’da, onu geçmiş çağların da en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha, doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever.”
General Mc Artur’sa Mustafa Kemal Atatürk’e hayranlığını şu sözlerle ifade ediyordu.
“Asker, devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi Türkiye’nin, dünya’nın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere bir ulusun büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.”
Fransız yazar Claude Farrerre ise, Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu hayranlığını kısaca şöyle ifade ediyor.
“Karşımdaki bu büyük adamda, keşfettiğim bu büyük meçhulde maharet ve karakter o kadar iyi işlenmişti ki, sözlerinde hiçbir şüphe aranmazdı.”
General Limon Von Sanders ise yakından tanıdığı Mustafa Kemal Atatürk’ü şöyle tanımlıyordu.
“Sert, dayanıklı ve mücadeleci. Bence harika bir subay. Kelimenin tam manasıyla mükemmel bir yönetici.”
Ölümünün 72. yılında özlemle andığımız, büyük, eşsiz insan Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüne değin yanı başında olan Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak Atatürk’le olan hatıralarının birini şöyle anlatır.
“Kim olursa olsun insana ve insanlığa çok kıymet verirdi.
Bir gün Çankaya’da eski köşkün üst katında kütüphanede oturuyorduk.
Birden bire bahçeden küfürlerle dolu hiddetli bir ses yükseldi. Atatürk merakla başını solundaki pencereye çevirdi; o anda yüzü kıpkırmızı kesildi, bana dönüp bağırdı.
“Bak, bak. Bu bunak adam ne yapıyor? Yahu, hiç insan dövülür mü? Bu ne ahmaklık. Çabuk koş, mani ol ve oradaki adamları köşke getir.”
O sırada bende ayağa kalkmış, pencereye yanaşmıştım; Milli Müdafaa Vekâleti tarafından köşkün dış idaresine memur edilmiş bulunan alaydan yetişme, emekli ve yaşlı bir subayın birkaç işçiyi yüksek sesle azarlayıp tokatlamakta olduğunu gördüm. Yerde birkaç eski torba ile darmadağın bir halde bazı giyecek eşya vardı.
İşçiler bir müddet bahçede çalıştırılmış olup o gün memleketlerine dönmek için köşkten ayrılmak üzere bulunan yunan esirlerindendi.
Koşarak bahçeye çıktım; yanlarına gittim, bizim yaşlı arkadaşı hiddetten zıngır zıngır titreten hadiseyi öğrendim; meğer esirlerin sıkı sıkıya muayene ettiği torbalarından, kendilerine ait eşya arasında, Atatürk’ün hususi sigaralarından birkaç pakette çıkmış. Herhalde bunları esirlere köşkün içinde hizmet eden bizimkilerden biri vermişti. Başka türlü olmasına imkan yoktu.
İhtiyarı birkaç kelime ile teskin ettikten sonra, esirleri yanıma alıp köşke doğru yürüdüm; Atatürk antreye inmişti. Esirlerden biri uzaktan O’nu görür görmez, müthiş bir korku içinde titremeye başladı ve tam kapıya yaklaştığımız anda düşüp bayıldı.
İnce duygulu, Büyük Adam, bu manzaradan pek müteessir olmuştu. Emri üzerine, yanındakiler, esirin yüzüne su ve kolonya serperek ayılttılar.
Bu arada bende kendisine durumu arz etmiştim. İçeriden beş on paket sigara daha getirtti; esirlere dağıttı. Bir miktar para da verdirtti; sonra kendilerine yapılan fena muameleden teessür duyduğunu söyledi ve iyi yolculuklar diledi.
Köşkten ayrılırken esirlerin gözleri, minnet yaşları ile dolu idi; tabi ihtiyar arkadaşta Milli Müdafaa emrine iade edildi.”
Evet, Mustafa Kemal Atatürk Şevket Süreyya Aydemir’in deyişiyle Tek Adam’dır.
Kısacası;
Mustafa Kemal Atatürk,
Halktan biri olarak doğdu. Bir adsızdı. Adını kendi kendine yaptı. Ama öldüğü gün ona;
“Milletin en büyük evladı” dediler.
“Çağın ve insanlığın en büyük evladı” dediler.
Şimdi hem soydaşları, hemde tüm dünya onu böyle anarlar.
İşte dünya Mustafa Kemal’i böyle anlatıyor.
Ne yazık ki ülkemizde körler, bağnazlar, kendilerini emperyalizmin emrine sunmuş nice minicik uşakların senden öğreneceği ne çok şey var.
Ölümünün 72. yıldönümünde Mustafa Kemal’i yazmak. O’nu çoook, çoook özlemek. Işığına, aydınlığına bilgi ve dehasına hasret kalmakmış.
Saygıyla anıyorum


Aşur EYLEN




 

TARIH :
11/3/2010 4:44:35 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* CHP VE ALTI OK...

Nerde kalmıştık?
En son ne yazmıştık?
CHP 12 Eylül Referandumuna neden hayır diyor demiştik.
Bugün 3 Kasım.
Eyvah, yazmakta ne kadar geç kalmışız. Kaldığımız yerden yazmaya devam edeceğiz. Gecikmeden dolayı okurlarımızdan özür diliyoruz.
Cumhuriyetin, devrimlerin ve CHP’nin hedef alındığı bu günlerde Cumhuriyet’e, devrimlere ve CHP’ne sahip çıkmak için yazmak gerek. İnadına, direnerek, yılmadan yazmak gerek.
CHP’nin kuruluşu, Cumhuriyetin kuruluşudur.
Mustafa Kemal Atatürk, Sivas Kongresi’ni Parti’nin ilk kongresi olarak belirtmiştir. CHP’nin ilk program ve tüzüğü Sivas Kongresi’nde kabul edilen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Kararları, Nizamnamesi ve Beyannamesidir.
Aslında 1914 yılında başlayan İstiklal Savaşı’nı başarıya ulaştırmak için, Cumhuriyet’i kurmak gerekmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşu ise CHP’nin kuruluşu ile başlamıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben sizin kökünüzü bilirim.”, “Cibilliyetinizi tanırım” dediği CHP’nin kökleri, daha önceki devrimci öncüdedir; İttihat Terakki’de ve hatta yeni Osmanlı İhtilal örgütlenmesindedir.
Bugün işte bu devrimci süreç, Mustafa Kemal Atatürk, onun kurduğu Cumhuriyet, yaptığı devrimler ve CHP emperyalizm destekli gericiliğin saldırısı altındadır.
Türkiye, Cumhuriyet Devrimleri ve Cumhuriyet rotasından çıkmıştır. Çünkü Kemalist Devrim ardımızda kalan 60 yıllık süreçte, özellikle 1980 sonrasında devlet katında büyük ölçüde yıkılmıştır. Son kaleleri ise direnmeye devam etmektedir.
CHP’de 1980’den sonra yönetici olanlar ülke genelinde iktidar olmayı değil, parti içinde iktidar olmayı kendilerine hedef aldıkları için Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet, yapılan Devrimler ve CHP yalnızlaşarak çok zarar görmüşlerdir.
Bugün ülkenin yalnızlaştığı günde CHP’nin Cumhuriyet için ne kadar gerekli olduğunu siz okurlarımla paylaşmak istiyorum kendi menfaat ve çıkarlarını ülkenin ve partinin önüne koyanlar sorumluluklarını hissetsin istiyorum.
Türkiye’nin temelinde Kemalist Devrim vardır.
Türkiye, bu zor koşullarda yeniden Kemalist Devrim rotasına girmek zorundadır.
Çünkü.
Türkiye, Kemalist Devrimle kuruldu.
Kemalist Devrim’le İstiklal Savaşı verilip, vatan kazanıldı.
Kemalist Devrim’le Cumhuriyet kuruldu.
Kemalist Devrim’le Uluslaşma sağlandı.
Kemalist Devrim’le ortaçağ karanlıkları aydınlıklara kavuştu.
Kemalist Devrim’le şehlikten, ağalıktan, cemaat ve tarikatlardan kurtulma, özgürleşme sürecine girildi.
Kemalist Devrim’le halk yoksulluktan, perişanlıktan, cahillikten kurtulma süreçlerini başlattı.
Türkiye’nin temelinde Kemalist Devrim var.
Ve o temel yıkılınca Türkiye yıkılır.
Ne yazık ki, Cumhuriyet’in son 60 yılı bu yıkıntının en büyük kanıtı.
Peki, bu nasıl başladı nasıl oldu?
1945 sonrasında sözde çoğulcu Liberal rejime girildiğinde bir hurafeye teslim olundu. Birileri diyordu ki, bu “Çoğulcu Demokrasi”de hem Kemalizm seçenektir hem de Liberalizm denildi.
Ancak, öyle değilmiş. Liberalizm, Türkiye için bir seçenek değil, yıkım imiş, parçalanmak imiş, çözülmek ve dağılmak imiş.
Dahi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin bugün ve gelecekte Kemalist Devrim temelinde yaşayabileceğini bildiği içindir ki, 1937 yılında Anayasa’nın başına Devletin temel niteliklerini şöyle yazdırdı. Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve Devrimcidir dedi.
Altı ok Türk Devriminin Programı’dır denildi.
Kökleri 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanan devrimler süreci olarak görüldü.
Demek ki, Türkiye’deki karşı devrim süreci 1945’de başladı. Bu tarih devletin temel niteliklerinden vazgeçmenin başladığı tarihtir.
Türkiye’de Liberalizm’de bir seçenek olabilir dendiği anda karşı devrim yürürlüğe girmiş oldu.
Liberalizm denilen illetin kökleri Meşruti et’e kadar uzanıyordu. Jön Türklerin Liberal kanadını Prens Sabahattin’lerin teşebbüsleri şahsi ve ademi merkeziyet olarak tarihe yazıldı.
Bu akım emperyalizmin işbirlikçisi idi.
Nitekim 1908 Devriminden sonra emperyalizmle iş birliği yaparak irtica hareketlerini kışkırttı ve yönetti. İstanbul’daki 31 Mart İrtica Ayaklanması İngiliz Büyükelçiliği ve Liberal Ahrar Partisi (Özgürlük Partisi) tarafından yönlendirildi.
Ahrar Partisinin devamı Hürriyet ve İtilaf Partisi ( Özgürlük ve Anlaşma Partisi) idi. Bu partinin başında bulunan Damat Ferit Paşaların tarihteki ihanetleri çok iyi biliniyordu.
Cumhuriyet döneminde Serbest Fırka ve Terakki Perver Fırkalarında emperyalizmin en sadık iş birliği için en iştahlı partileri olmadılar mı?
Gericilik ve her türden bağnazlık ve yobazlık bu partiler içinde karşı devrim için örgütlenmedi mi?
Bugün sağcı, liberal, muhafazakar partilerin kökleri işte bu karanlık dünyalılardan oluşmuyor mu?
ABD’nin 1945 yılından başlayarak Türkiye’yi denetim süreci içine alması devletin temel niteliklerini başkalaştırdı. 1946’da kurulan çok partili sistem veya demokrasiye geçiş denen olay, aslında bu başkalaşmanın perde arkasının ta kendisiydi.
Türkiye 1945’ten sonra demokrasiye geçmedi; tam tersine demokratik devrimler rayından çıktı.
Türkiye 1945’ten sonra adım, adım ABD’nin hakimiyeti altına girdi. O kadar ki, İsmet Paşa yönetiminin genç bakanlarından Nihat Erim “Küçük Amerika” olma programını ilan etti.
“Küçük Amerika” sürecine CHP önderlik edemezdi. CHP’yi Kemalist Devrime bağlayan bir geçmişi vardı. CHP devrime önderlik etmiş bir partiydi. Ancak, içinden çıkan Demokrat Parti bu uşaklığın öncülüğünü yapacaktı. Yaptı da. Demokrat Partinin ardından gelen bütün sağcı, milliyetçi, muhafazakar partiler küçük Amerika ve uşaklık bayrağını 60 yıl süreyle ellerinde ve yüreklerinde taşıdı.
Bizim kendi devrim sürecimizde ürettiğimiz Altı Ok tanımı yerine, Batının kapitalist-emperyalist sürecinde oluşturulan tanım ithal edildi. “Türkiye Cumhuriyeti Halkçı, Devrimci” bir devlettir tanımı yerine “Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devletidir” Diyen batı tekerlemesi tanımı konuldu.
Halkçılık, Devrimcilik, Ulusçuluk yani bağımsızlık artık yoktu.
Ülkemizin sınıfsız yaşama özlemlerini temsil eden halkçılığın yerine batı emperyalizminin sosyal devleti konuldu.
Devletçilik Anayasa’dan çıkartıldı.
Laiklik ise öksüz kaldı. Çünkü Altı Ok bir bütündü.
Yaşadığımız Küçük Amerika süreci ne yazık ki Laikliği boğdu. O da yemedi bugünlerde Anayasa’dan hepten çıkarılmasının tartışması başlatıldı.
2000’li yıllarda artık her şey apaçık ortaya çıkmıştır ki, 1945’te çoğulculuk adına girdiğimiz süreç karşı devrimin kök salması ve yasallaşma sürecine dönüştü.
AKP’nin 2002 yılı Kasım ayında iktidara gelmesi 1945’te başlayan 1960’da kısa bir kesintiye uğrayan özellikle 1980’den sonra kesin hesaplaşmaya sahne olan sürecin sonucuydu.
ABD güdümlü AKP iktidarı 22 Temmuz 2007 seçiminden sonra Çankaya’yı da ele geçirdi. 12 Eylül 2010 Referandum sonunda Yargıyı istediği şekle soktu.
Şimdi birileri Türkiye’yle kesin hesaplaşmanın içindedir. Ya Cumhuriyet yıkıcıları iktidarlarını pekiştirerek ülkeyi ABD’nin güdümünde Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında parçalamaya, yıkmaya sürükleyecekler, ya da milletin bütün güçleri bu Cumhuriyet yıkıcılarını iktidardan alaşağı edeceklerdir. Ülkemizin başka çaresi kalmamıştır.
Evet, sevgili Cumhuriyet Halk Partililer Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in ve Kemalist Devrimlerin durum ve ahvali aynı budur.
Peki, siz Cumhuriyeti kuran Cumhuriyet Halk Partisinin bu gerici karşı devrim karşısındaki durumu nedir? Tutumu nedir? Duruşu nedir?
Bugün kargaşanın ortasındaki CHP yeniden Müdafa-i Hukuk’a, Sivas Kongresine ve Kemalist Devrimlere geri dönüp sahip çıkmalımıdır?
Bugün CHP’ne yakışan Kuva-i Milliye’den aldığı destekle Halk Fırkasına, Halk Fırkasından aldığı destekle de Cumhuriyet Halk Fırkasına geri dönmesidir. CHP’nin Altı Ok gömleğini yeniden giymesidir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’den beklenen budur. CHP’ne bu nitelikler yakışır.
Cumhuriyetimizin yıkılma arifesini yaşarken CHP 1945’lerden kalma tartışmalara derhal son vermelidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı yerden CHP eksik kalan devrimleri tamamlamalıdır. Yurtta Barış Dünyada Barış özlemlerini çok yükseklerde tutarak dünyanın ezilen bütün uluslarına yeniden lider olma hedefini önüne koymalıdır.
CHP, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nefret ettiği kökenine derhal dönmelidir. Emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı yenilgilerini bir daha tattırmalıdır.
Öndercilik, Baykalcılık, Ahmetçilik, Mehmetçilik CHP’nin işi değildir. Hele ki böyle bir zamanda bu 12 Eylül 1980 emaneti derhal iade edilmelidir.
Adamcılık oyunu oynayanlar CHP’nin yakasını bırakmalıdır.
Zaman Mustafa Kemal Atatürk’e kurduğu Cumhuriyete, Kemalist Devrimlere ve Cumhuriyet Halk Partisine sahip çıkma zamanıdır.
AŞUR EYLEN
 

TARIH :
10/28/2010 8:01:19 AM
EKLEYEN : ALİ İHSAN POLAT MAIL : ihsanpolat2007@hotmail.com

* CUMHURİYET BAYRAMINIZI KUTLU OLSUN. 

TARIH :
10/20/2010 2:17:09 AM
EKLEYEN : Hasan SÖNMEZ MAIL : corc0606@hotmail.com

* SEVGİLİ ALİ POYRAZ AMCAMIN BABAM HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİ ÇOK SAMİMİ VE İÇTEN DİLE GETİRMİŞ OLMASI BENİ ÇOK DUYGULANDIRDI.ELİNE,YÜREĞİNE,KALEMİNE SAĞLIK ALİ AMCA.
 

TARIH :
10/18/2010 8:48:13 AM
EKLEYEN : ALİ POYRAZ MAIL : corc0606@hotmail.com

* BAHATTİN SÖNMEZ’İN ANISINA


Çok güzeldi çokmaşatta yaşamak
Beraberce tüm obayı dolaşmak
Anıları senin ile paylaşmak
Sensiz çokmaşatı neylerim kardaş

Obasından başka yere gitmezdi
Misafirsiz bir günü de geçmezdi
Gelenleri birbirinden seçmezdi
Senin gülüşünü unutmam kardaş

Çatal çeşme sensiz gene akıyor
Duyanların yüreğini yakıyor
Sevenlerin yollarına bakıyor
Yolda yürümeni özlerim kardaş

Yazıdan gidince killiğin başı
Karşıda duruyor Zindanın taşı
Yaşlı değildi ortaydı yaşı
Sensiz yaylalarda neylerim kardaş

Gezdiğin tüm dağları sayamam
Beraberdik dostluğuna doyamam
Telefonun kapalı hallerini soramam
Seni kalbimde saklarım kardaş

Güzelde yetişmiş bahçede gülün
Bayırdaki çeşme misafir yerin
Ağaçların dibi ne güzel serin
Senin muhabbetini unutmam kardaş

Poyraz’ım çokmaşata gider gelirim
Sensiz oralarda bilmem neylerim
Sevenlerine baş sağlığı dilerim
Sönmez’im seni çok çok özlerim.

Not:Güzel dostluğumuzun anısına
Ali Poyraz tarafından hazırlanmıştır.
26.08.2010
 

TARIH :
10/9/2010 5:12:31 PM
EKLEYEN : cemali alpay MAIL : cemalialpay1980@hotmail.com

* DAVET
16 EKİM 2010 TARİH SAAT 19 DA Mehmetali altun cad no 125 ( grandünlü düğün salonunda)kına gecesi.....17 ekim 2010 saat 16 30 vedatdolakay nikah salonunda nikahı vardır ulaşamadığım köylülerim ve tanıdık dostlarımız davetlidir.. 

TARIH :
10/3/2010 8:49:28 AM
EKLEYEN : ALİ İHSAN POLAT MAIL : ihsanpolat2007@hotmail.com

* Ben kutan köyündeyim.Ankara da ikamet etmekteyim.Emekli Banka Mürüyüm.Şuanda Ankarada Malimüşavirlik yapmaktayım.Yayla komşusuduk.Köyünüze yolum düştü.Sizlere bakarak bizlerde köyümüze geri dönmeye başladık.Sizlere bakarak bu işe baladık.Sizlere teşekkür ederiz.Öncü olduğunuz için.Bütün Mursallı dostlara selamlar. 

TARIH :
9/30/2010 3:47:15 PM
EKLEYEN : feramuz demir MAIL : feramuzdemir@hotmail.com

* sitenizi begendim basarilar dierim. 


[<< Geri] 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]