ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
6/29/2008 11:17:37 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* MADIMAK YANDIKÇA YANIYOR

Bir yanımız Kerbela!
Bir yanımız Madımak!
Bir yanımız Sivas!
Bir yanımız Maraş!
Bir yanımız Çorum!
Bir yanımız Malatya!
Bir yanımız Ümraniye!
Bir yanımız Gazi!
Bir yanımızda Enel-hak diyen Hallac-ı Mansur,
Bir yanımızda derisi yüzülen Nesimi,
Bir yanımızda Baba İshak,
Bir yanımızda Şah Kalender Çelebi
Bir yanımızda Hacı Bektaş kandaşı Menteş,
Bir yanımızda Osmanlı’dan kalma kırk bin kesik baş,
Bir yanımızda Şeyh Bedrettin,
Bir yanımızda Pir Sultan Abdal her ikisi de darağacında asılı.
Bir yanımızda Şah Hatayi sızım-sızım sızlamakta,
Bin dörtyüz yıllık katliam,
Bin dörtyüz yıllık çığlık,
Bin dörtyüz yıllık ağıt,
İnsanlığın utanç yüzü
Ruhu bozuk Emevi anlayışı sürüyor, sürecek.
Bin dörtyüz yılın son onbeşinci yılında
Analar halen yasta,
Babalar yaralı yüreklerine taş basmış,
Bacılar özlem yükünün ağırlığında,
Ağabeyler adalet ararken
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Sivas’ta Madımak yandıkça yanıyor.
Kanayan yaram Kerbela,
Açılan yaram Kerbela,
Bir bela devlet doğuyor senin üstüne. Elleri kanlı, yüzleri kanlı, yürekleri kanlı.
Kandan saltanatlar kuruyorlar Mezopotamya toprakları üzerinde.
Zalim bir Emevi.
İnsanlığın utanç yüzü, rezil yüzü.
Analar ağlaşıyor Fatima ana kuzularına,
Analar ağlaşıyor Madımak kuzularına,
Analar ağlaşıyor Maraş kuzularına,
Analar ağlaşıyor Çorum kuzularına,
Analar ağlaşıyor Malatya, Ümraniye, Gazi kuzularına,
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Sivas’ta Madımak yandıkça yanıyor.
En küçükleri Koray Kaya.
35 canın hepsi Koray Kaya’da yaralı yüreklere yazılıyor.
Annesi Hüsniye Hanım yol gözlüyor Koray’ım gelir diye.
“Gelir de bitirir okullarını, büyük adam olur, askere gider, evlenir yaştaşları gibi, o da karışır kuzularına.”
Yol gözlüyor Hüsniye ana.
Korayım gelir diye.
Gelmiyor Koray,
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Sivas’ta Madımak yandıkça yanıyor.
Madımak yangının üzerinden onbeş yıl geçiyor.
Devlet koruyamadığı insanlar için bir özür dahi dilemiyor.
Madımak insanlığın utanç yüzü,
Madımak Kerbela,
Madımak Maraş, Çorum, Sivas, Malatya, Ümraniye, Gazi,
Madımak Hallac-ı Mansur, Nesimi, Baba İshak, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan Abdal,
Madımak kanayan yaramız.
Madımak açılan yaramız.
Bugün 2 Temmuz.
Madımak bir Kebapçı dükkanı.
Utancın yüz karası.
Madımak “Utanç Müzesi” olana kadar çığlımız susmayacak.
İnsanlık susmayacak.
Sivas unutulmayacak-unutturulmayacak.
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Sivas’ta Madımak yandıkça yanıyor.


Aşur EYLEN
 

TARIH :
6/28/2008 11:21:00 AM
EKLEYEN : Hasan BOZKURT MAIL : speedy_devils@hotmail.com

* Ben doğma büyüme Ankaralıyım. Ama aslımı asla inkar etmedim. Mursal denince tüylerim diken diken oluyor. Çünkü Köyümü, Toprağımı, memleketimi hiç görmedim. Bu benim için çok büyük bir eksiklik. Hayatımda en çok istediğim şeyi kısmetse bu yaz ağustosun 8 inde gerçekleştireceğim. Hem de çok güzel bir şekilde. Amcamın oğlu Mustafa, yine köyümüz kızlarından Piri Amcanın Kızı Nergiz ile evlenecek. Bende eşimle beraber Sağdıçları olacağız. Buradan bütün canlara Düğünümüze gelmelerini ve bu iki genç yüreği desteklemelerini istiyorum. Herşeyin yüreğinizdeki güzellikler gibi saf ve temiz olması dileğiyle... 

TARIH :
6/28/2008 12:22:37 AM
EKLEYEN : Cemali Alpay MAIL : cemalialpay1962@hotmail.com

* NE OLUR LÜTFEN.....
Daha fazla acılar yaşamak istemiyoruz.yalvarmaktan başka hiç bir cümle aklıma gelmiyor....hasan abiler zor yetişiyor KOCA Ailesnin başı sağolsun allah sabırlar versin 

TARIH :
6/27/2008 10:13:43 AM
EKLEYEN : FIRAT HAKVERDİ MAIL : 118_firat@hotmail.com

* tüm mursallılara selam ben her sene mursala gelirdim ama busene belki gelemeyebililir benim yerimede gezin tüm mursalı 

TARIH :
6/27/2008 9:04:26 AM
EKLEYEN : Demet Çifçi MAIL : dcifci@milliyet.com.tr

* 2 Temmuz 93 Sivas
Yangın sürüyor
Unutma unutturma


Sivas katliamının üzerinden tam 15 yıl geçti. Yıllarca süren davaların katliam sanıklarından ve onların arkasındaki (bizce malum) gizli güçlerden hesap sormadığı, sormayacağı ortadadır. Hesap sormak bir yana bu katiller sürüsü belediyelerde işe alınarak, Avrupa’da ticarete atılarak hatta mecliste milletvekili olarak dokunulmazlık zırhına bürünerek ödüllendirilmişlerdir. Tıpkı Maraş’ın, Çorum’un, Gazi’nin katillerinde olduğu gibi..
35 insanımıza mezar olan Madımak Oteli’nde kebapçı dükkanı açacak kadar pervasızlar.
Ve 2 Temmuz’u müslümanların bayramı ilan edecek kadar da cüretkar.
Unutmayalım ki 2 Temmuz 93 te yaşananlar aynı Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, 1 Mayıs 77’de, Ulucanlar’da ve 19 Aralık’ta olduğu gibi faşizmin; gerici, halkımızın eşitlik, özgürlük, kardeşlik mücadelesini kanla ve vahşetle bastırma çabasıdır.
Katiller bu kadar rahat, ellerini kollarını sallayarak ve bizlere tehditler savurarak gezebiliyorlarsa bunun suçu bizdedir.
Daha ne kadar kafamızı kuma sokacağız, daha ne kadar tek başımıza kurtulma hayalleri kuracağız?
Daha ne kadar sesimizi yükseltmek öfkemizi haykırmak için yeni katliamların olmasını bekleyeceğiz?


YETER ARTIK!
Karanlığın korkunun saltanatına son!
Gericiliğin faşizmin karşısında örgütlü gücümüzle dikilelim1
Gelin canlar bir olalım!
Katillerden hesap soralım!
 

TARIH :
6/25/2008 4:30:31 PM
EKLEYEN : ismet alpay MAIL : ismetalpay3333@hotmail.com

* Sayğı değer kardaşim aşur eğlen,her cümlesine bir kitap yazılacak kadar, değerli olan yazılarını okuyorum.eline ve emeğine sağlık,tek kelime..harika..başka yoruma gerek yok.selam ve sevgilerle gözlerinden öpüyorum. 

TARIH :
6/25/2008 3:03:02 AM
EKLEYEN : CİHAN MAIL : bulut-han.can@hotmail.com

* Sevgili mursallılar merhaba,ben Avşarcık köyünden cihan,sitenizi beğenerek takip ediyorum arada sırada yorum yazıyorum .Bizimde Avşarcık.net adında sitemiz var,akşamları saat 6 radyo yayınımız var ve diğer site etkinliklerimiz var sizleri davet ediyorum zamanı ve fırsatı olan bakabilir saygılar Tüm mursala selam.

Harmanda kurulmuş kara çadırlarına
Meleşip duran kınalı kuzularına
Eriyip de akan buz gibi sularına
Hasret kaldım sana, ey Avşarcık.

Bir dilim keçi peynirine,
Damağamda kalan o güzel Mercimekli
tereyağlı bulgur pılavına
"hoş geldin gurban" deyip de sarılan insanına
Hasret kaldım sana, ey Avşarcık.

Harmanlarda koşturup duran Çocuklara,
Havasına, suyuna bal gibi akan gonibola
Göklere değmiş baydın dağına,
Hasret kaldım sana, sevgili Avşarcığım.

Yemeye doyum olmaz o güzel Haşılına,
Görülmeye değer eşsiz Duruşuna,
Dağına Hozanına, o güzel halına
Hasret kaldım sana, ey AVŞARCIK.

Kıvrılıp ta uzayıp giden yollarına
Ovasına, kırına, kuşuna, kurduna
Köydeki ihtiyarına,insanına
Hasret kaldım sana, ey Avşarcık.

Sıra sıra dizili Dağına,Koçkayadan Baydına,
İnsem oradan,Cevizden Kiliseden,Ortaköyden,Kuluncaktan
Dönüp baksam sana, Avşarcığım.
Hasret kaldım sana, ey sevgili KÖYÜM...
 

TARIH :
6/23/2008 5:07:51 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* 2 TEMMUZ YAKLAŞIRKEN

O yüce dağları duman kaplamış,
Yine mi gurbetten kara haber var?
Seher vakti burada kimler ağlamış.
Çimenler üstünde gözyaşları var.
Gönlüm kan ağlıyor böyle günlerde,
Önüme çekilmiş bir siyah perde,
Dost senin elinden tutuldum derde,
Yine mi gurbetten kara haber var?
O kara gün, o uğursuz gün 2 Temmuz yaklaştıkça gurbetten kara haberler gelmeye başladı.
“2 Temmuz Müslümanların bayram günüymüş.”
Kim söylüyor bunu?
Ruhu bozuk YOBAZ
Nerede?
Katliamın yapıldığı Sivas ilinde
O uğursuz kara günün üzerinden15 yıl geçmiş olmasına rağmen YOBAZ’IN yüreğindeki kin sönmemiş.
Gecenin karanlığından medet uman YOBAZ, Sivas Eğitim-Sen Şubesinin kapısına bir bildiri asmış.
“2 Temmuz Müslümanların bayramıdır” diye.
Bugünlerde Sivas yerel gazetelerinde de tuhaf tuhaf yazılar yazılmaya başlanmış.
15 yıl öncesinin yazıları gibi.
Madımak katliamı unutulsun unutturulsun özlemiyle,
2 Temmuz yaklaşırken Sivas halkı bu uğursuz kara yazılardan etkilenir mi?
Hiç sanmıyorum.
Madımak utancı Sivaslıları çok üzmüştür.
Sivaslının aydınlık yüzü bu utancı Sivas’a hiç yakıştırmamıştır. Tarihinin derinliklerindeki insanlık bilinci Sivaslının onurudur, gururudur.
Bir avuç YOBAZ zaten Sivas’a hiç yakışmamaktadır.
Madımak artık kamuya aittir. Kamunun malı olmuştur.
Madımak barışın adresi olmalıdır.
Madımak kardeşliğin filizlendiği yer olmalıdır.
Madımak sevginin çiçek bahçesi olmalıdır.
Madımak aşkımızın adıdır.
Madımak bütün Sivaslının elleriyle insanlığa kardeşlik adına sunulan bir müze olmalıdır.
Madımak unutulmamalıdır, unutturulmamalıdır.
Yeni Madımakların olmaması için de bu şarttır.
Sivas Eğitim-Sen’in kapısına asılan bildiri, YOBAZ’IN insanlıktan nasibini almadığını gösterir. 2 Temmuz’da bütün Sivaslılar Madımak önünde el ele, kol kola barış adına, dostluk adına, kardeşlik adına 15 yıl önceki katliamı anma etkinliklerine katılmalıdır.
YOBAZ’IN uluması hep beraber susturulmalıdır.
Sivas’ın üstündeki kara gölgeler hep birlikte kaldırılmalıdır.
Bunu bütün Sivaslılar başaracaktır.
Sivas’ın aydınlık yüzünde YOBAZ’A yer olmadığını gösterecektir.
2 Temmuz’da ülkemizin farklı yerlerinde yapılacak bütün etkinlikler Sivas’ta, Sivas halkıyla birlikte yapılmalıdır.
Sivas’tan yükselecek aydınlık ses ülkemiz üzerine örtülmek istenen bütün karanlıklara da bir mesaj olacaktır.
Ülkemizin geleceğine ipotek koymak isteyen karanlığın sesi YOBAZ’ lığın Türkiye’ye de yakışmadığını bütün dünyaya Türk halkının nasıl bir Türkiye özlemi içinde olduğunu da kanıtlayacaktır.
Türkiye’nin aydınlık yürekleri,
Türkiye’nin demokrat yürekleri,
Türkiye’nin laik yürekleri,
Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı 4 Eylül 1919 gününü bir daha anımsayın
Mustafa Kemal Atatürk’ün anti-emperyalist inancıyla Tam Bağımsız Türkiye özlemini yarattığı o gün bir daha yaşayın.
Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği bizlerin elinde.
Geleceğimizi karanlığa sürüklemek isteyen güçler içerideki işbirlikçilerinin desteğiyle meydanlarda yeni tehditler savuruyorlar. Sivas Eğitim-Sen’in Şube kapısına YOBAZ bildirilerini asabiliyor. Yerel gazetelerdeki tetikçilerini konuşturabiliyorlar.
Şimdi birlik zamanı, şimdi beraberliği yüreklerimizde duyumsama zamanı.
2 Temmuz sadece aydınlarımızın yakıldığı bir gün değil, 2 Temmuz Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’sine sıkılan bir mermi. Cumhuriyetten yana olanların yüreğine saplanan zehirli bir ok.
2 Temmuz’da ülkemizin tam bağımsızlığı uğruna Alevisiyle, Sünnisiyle, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle hep birlikte olmalıyız.
Haydi, Türkiye nin aydınlık yüzlü insanları YOBAZ ların karanlığına geçit vermeyelim.
Yani Sivasların olmaması için…
2 Temmuzu unutmayalım, unutturmayalım.
Müslümanların bayramlarının katliam günleri olmadığını bütün dünyaya anlatalım.

AŞUR EYLEN
 

TARIH :
6/21/2008 6:47:40 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* ONBİR GENCİN YÜREĞİNDEKİ ATEŞ


Ulusal takımımız Türkiye Cumhuriyetinin onuru gururu.
Yüreklerini ortaya koyan onbir Türk gencini kutluyor, yüreklerinden öpüyoruz.
Ulusal takımımızın başarıları Türk siyasetçilerine alması gereken çok önemli dersler verdi.
Avrupa Birliğine öyle girilmez işte böyle girilir.
Direneceksin, inanacaksın, yüreğini ortaya koyacaksın.
Teslimiyeti başarı saymayacaksın.
Aşağılanmayacaksın, horlanmayacaksın.
Sana bir gol atıyorlarsa
Sen dönüp üç gol birden atacaksın.
Haklarını koruyacaksın, yenilgiyi başarıdan saymayacaksın.
Ulusal takımımızın Avrupa’daki maçlarını canlı canlı izleyen yöneticilerimiz bilmem ki bu duyguyu yaşadılar mı?
Sanmıyorum.
Sahadaki onbir gencin yarattığı onur bütün Türk halkını kendine getirdi.
Bize ne oldu?
Bu başarıyı nasıl sağladık?
Neye inandık?
Neleri başardık?
Bu başarı insanın aklına neleri getirmiyor ki?
Altı yıldır Avrupalı sömürgecilerin emirlerini kendi yüreklerinde devrim sanan siyasetçilerimizin gaflet ve delaletleri, onbir gencin yüreklerindeki sevdanın neresine sığabilir?
İnanmışlığın bu başarısı Roma kalıntılarının altında atılan imzaların neresine benziyor?
Avrupalının koyduğu kurallarda oynanan oyunun sonunda mı bu başarı elde ediliyor?
Başarının sırrı nerede?
Neye inandı da bu onbir genç bütün Türkiye’yi sokaklara döktü?
Onbir gencin sağladığı bu başarı aç, işsiz, yoksul, çaresiz insanlarımızı nede mutlu etti.
Küçücük şeylerden mutlu olmasını bilen bir halkı anlamak bu kadar mı zor?
Avrupalı şaşkın
Avrupalı şokta
Avrupalı bükemediği bileği öpüyor.
Avrupalı neye uğradığını şaşırdı.
Avrupalı kendini sorguluyor şimdi.
Biz nerede hata yaptık?
Onbir genç teslim olmadı direniyor.
Avrupalıya öğreteceği daha çok şey var.
Türk halkı onbir gencin başarısına bayram ediyor.
Siyasetçilerimiz onbir genç kadar olamadı.
Onlar teslim bayrağını yıllar önce çektiler.
Yıllar önce Türk halkını aldattılar.
Uyku tulumları yıllar önce bedenlerimize sarıldı.
Onbir gencimizin öğrettiği ne çok şeyler var siyasetçimize öğrenirler mi?
Algılayabilirler mi?
Yoksa dönüp bu başarı bizim mi derler.
İnanın onbir gencin başarısını gölgede bırakan nutuklar çekerler ki demeyin gitsin.
Biz buyuz işte.
Bakın görün Avrupalıyı nasıl da dize getirdik.
Daha da ötesinde bu başarıyı büyük bir maharetle kendilerine mal ederler.
Böbürlenirler, kasılırlar.
Vatan topraklarını satarken kasıldıkları gibi,
Vakıflar Yasasını çıkardıkları zamanlarda böbürlendikleri gibi,
Petrol Yasasıyla övündükleri gibi,
Özelleştirme adına elde avuçta ne varsa yabancılara sattıkları gibi.
Türkiye’nin şansızlığı siyasetçisinin mandacılığı çok sevmesi.
Avrupalıyı bir halt sanması.
Avrupalı şaşkın,
Avrupalı şokta,
Avrupalı bükemediği bileği öpüyor.
Avrupalı diz üstünde kendini sorguluyor.
Şu onbir gencin taşıdığı yürek keşke siyasetçisinde olsaydı.
Türk halkı bayramın en kralını işte o zaman yapardı.
Avrupalı da işte o zaman haddini bilirdi.
İkide bir efendilerini gönderip nutuklar çektirmezdi.
İnsanımızı aşağılamazdı.
Ulusal onurumuzu incitemezdi
Akıl ve bilimi kendine rehber edinmeyenler ne yazık ki kendilerine efendiler yaratarak uysal, söz dinler, teslimiyetçi ruhlarıyla mandacılık bayrağını daha çok bu ülkenin semalarında dalgalandırırlar.
Ulusal takımımızın onbir genci onurumuz gururumuz.
Direncin ve inancın neleri başaracağını bizlere kanıtladılar.
Direnemeyen ve inanmayanların yarattığı gençlik ise bakın neler söylüyor.
İngiliz ve Fransız sömürgeciliği altında yaşasaydık daha çok mutlu olurduk. İnançlarımızı daha özgür yaşardık.”
Bu sözleri söyleyen gençlik siyasetçilerimizin eseri.
Onbir gencin ruhundaki ateş ise gücünü Çanakkale’den, kurtuluş Savaşından, dünyanın imrendiği önderi Mustafa Kemal Atatürk’ten almakta.
Siyasetçinin yetiştirdiği gençlik Mustafa Kemal Atatürk’ü sevse kaç yazar sevmese kaç yazar.
Mustafa Kemal Atatürk’ün ne mandacılara, ne de onların yetiştirdiği gençliğe ihtiyacı var.
Mustafa Kemal Atatürk tam bağımsızlık inancıyla, akılda var bilim de var. Onbir gencin halkımıza yaşattığı sevincin ruhunun derinliklerindeki inançta var.
Avrupalıyı dize getiren onbir gencin alnından öpüyorum.
Siyasetçimize de Allahtan rahmet diliyorum.
İyi ki varsınız çocuklar. Aklınıza sağlık, ayaklarınıza sağlık, yüreklerinize sağlık.
Türk halkını Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, mutlu ettiniz. Sizi seviyoruz.


Aşur EYLEN

 

TARIH :
6/20/2008 2:46:41 AM
EKLEYEN : ALİ ŞAFAK MAIL : alisafakturku@hotmail.com

* Tüm mursallı dostlara sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Dostlar en kısa zamanda çıkmak üzere olan ilk albümümle türkü severlere merhaba demeye hazırlanıyorum. Başta, sevgili dayım, ustam Ozan Ali KIZILTUĞ'a, Hasan ERDOĞAN'a ve diğer katkı sunan usta ve ozanlarımıza, tabiki desteklerini hiç esirgemeyen Cankat ERDOĞAN, Bülent ERDOĞAN ve DUY MÜZİK emekçilerine çok teşekkür ediyorum. Albüm çalışmalarım ile ilgili yaptıklarımız ya da yapacaklarımızı takip etmek adına "www.alisafak.com.tr" web sitesini kurduk. ilgi ve desteklerini beklerim dostlar. görüşmek üzere....... 


[<< Geri] 31-40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 [İleri >>]