ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
8/28/2008 8:15:52 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* DİNCİ SÖMÜRÜCÜLERİN MARİFETLERİ


Ramazan’ın yaklaştığı şu günlerde çarşı, pazar ateş pahasına döndü. Fırsatçılar kutsal günlerimizi, kutsal kazançlarıyla buluşturup, karlarının üzerine kar ekliyorlar.
Günümüzde dincilik para ediyor. Din sömürücüleri palazlandıkça palazlanıyor. Onlar için kutsal olan ne varsa sermayeye dönüşüyor. Halk uyutuluyor, aldatılıyor, din adına güzel güzel sömürülüyor.
Bu zulüm Arap Emevi’sinin İslam dünyasına bir armağanı.
Emevi’nin bu çirkin yüzünü İslam dünyasında en iyi kullananlarda ABD, AB ve dinci sömürücüler.
Tarihin karanlığının ışık olarak sunulduğu günümüzde nice karanlıklar prensleri bu yalancı ışıktan mal, mülk, han, hamam sahibi olurken sömürülen kitleler yoksullaştıkça yoksullaşıyor.
Aldatılan, yoksullaşan, açlığın, işsizliğin sofrasıyla karşı karşıya kalan halk ramazanı iki dirhem zeytin, bir dilim peynirle karşılamaya hazırlanıyor. Halkımızın bu hazırlığı açlığını, yoksulluğunu, işsizliğini dinci şükürcülüğü ile buluştururken, dinci baronlar ABD’li ve AB’li dostlarıyla sömürü şenliği yapıyor.
Birbirine zıt iki gazetecinin bu sömürü çarklarının nasıl döndüğünü anlatan yazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Emin Çölaşan-Hürriyet 25 Ocak 2000 tarihli köşe yazısında bakın bu talanı nasıl anlatıyor.
“Birileri Allah’ın adını kullanıp paralar elde ediyor. Holdingler, şirketler kuruluyor, inançlı insanlarımıza kancalar atılarak paralar toplanıyor. Bu amaçla hoca efendiler kullanılıyor. Toplanan paraların belli miktarı cami avlularında komisyon olarak onlara dağıtılıyor.
Allah adını kullanarak milyonlarca dolar para kazanıyorlar. Saf vatandaşlarımıza cami avlularında yaklaşıp, Allah’ın adını kullandıklarında paralar oluk gibi akıyor, o paralar sonra ya bir siyasi partinin adamlarına teslim ediliyor ya da tefecilikte kullanılıyor.
Allah adını kullananların yelpazesi fevkalade geniş. Bularda her yol var: dolandırıcılıktan cinayete kadar. Oyun Müslümanların, müminlerin üzerinde oynanıyor. Ve Türkiye’de milyonlarca gerçek Müslüman, bu kesime tepki göstermiyor.
Allah adına terör örgütleri kuruluyor, vahşi cinayetler işleniyor. Mezar evlerden, toplu mezarlardan cesetler fışkırıyor. Beş, on, yirmi, otuz.
Sivas’ta ülkemizin nice aydını Allah adına diri diri yakılıyor.
Allah adına ortaya çıkan dinci gazetelerde her gün insanlara yalan, iftira, kin ve nefret kusuluyor. Yakası açılmadık küfürler acımasızca yağdırılıyor. İnsanlar, öldürülmeleri için hedef gösteriliyor. Dedikoducu, karanlık suratlı bir yığın adam bir araya gelmiş Allah adına sövüyor, iftira yağdırıyor.”
Emin Çölaşan’ı din dışı bir aydın olarak tanımlayan Mehmet Şevket Eygi bir yazısında bakın neler yazmıyor ki,
1 Temmuz 2003 tarihli yazısında Emin Çölaşan, Mehmet Şevket Eygi’nin yazısını aynen yayınlıyor.
Mehmet Şevket Eygi şöyle yazıyor.
“Sevgili din ve iman kardeşlerim! Biz hepimiz bir ümmet teşkil ediyoruz. Ümmet, en medeni, en olgun, en faziletli en şerefli topluluk demektir. Biz maalesef bir İslam ümmeti olamamışız ve bugünkü acınacak, perişan duruma düşmüşüz. Bizim topluluğumuz şu anda yığınlardan veya sürülerden ibaret bir kuru kalabalıktır.
Biz 1950’lerden bu yana 40 bin cami binası, bu iş için trilyonlarca dolar harcama yaptık. Ama bunlar İslam medeniyet ve kültürüne uygun, güzel, estetik vasıflı binalar olmadı. Bunların mihraplarına geçecek kaliteli imamlar, minberlerine çıkıp hutbe okuyacak kaliteli hatipler, Müslümanları uyaracak kaliteli vaizler yetiştirmeyi düşünmedik. 70 bin camiye hela, imam ve müezzin lojmanları yaptırdık. Onbinlerce camiye kaloriferler yaptırdık. Pahalı klima cihazları taktırdık. Camileri hoparlörlerle, ışıldaklarla, vantilatörlerle doldurduk. Evet, son elli yıl içinde bunlara triyonlar harcadık.
Bütün gücümüzü Kur’an kursu, İmam-Hatip, İlahiyat Fakültesi açmaya sarf ettik. Hesabı yapılsa bunlara akıllara durgunluk verecek miktarlar harcadık. Daha bitmedi. Birtakım din baronları için her yıl milyarlarca dolar para topladık. Bu paraların yerli yerince, akıllıca harcanıp harcanmadığını hiç sorgulamadık, hiç kontrol etmedik.
Ramazanlarda birtakım din cemaatleri beş yıldızlı lüks otellerde bin kişilik ihtişamlı, israflığı, gösterişli, günahlı iftarlar veriyordu. O fücur yuvalarda verilen iftarlar dinimize uygun muydu?
Zengin olan Müslümanların çoğu ipin ucunu kaçırdı, şaşırdı, dağıttı. Milyon dolarlık lüks meskenler, yüz binlerce dolarlık yazlıklar, lüks limuzinler, israf, sefahat, rezalet, gırtlağa kadar çıktı.
Biz; bir sürü hizip, fırka, grup, cemaat ve tarikata ayrıldık ve birbirimizle çekişip tepişmeye başladık. Yığın ve sürü haline gelen onmilyonlarca Müslüman şu anda vahim bir kırsal kesim ve varoş zihniyeti, marjinallik, parçalanmışlık içindedir.
Hazretimiz yanılmaz, bizim cemaatin ulu zatı hata yapmaz, hoca efendi yanlış yapmaz… dedik. Sorgulama yok, hesap sormak yok, kontrol yok. Bu şartlar altında ümmetin işleri elbette kötüye gider.
Bizi mahfedenler, militan din düşmanları değil, içimizdeki din sömürücüsü, din rantı yiyen iş birlikçi hain alçaklardır.”
İşte, size iki yazarın yazısı. Her ikisi de bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içenler. Her ikisi de zıtlıklar içinde olsalar bile buluştukları tek nokta dinin sömürülmesi.
Kim sömürüyor dini?
1950’den bu yana dini siyasete alet eden siyasetçilerimiz.
Dinciliği marifet sanıp insanlarımızı açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum eden siyasetçilerimiz.
Dincilik adına söz söyleyenler bugün daha güçlü, daha sömürgen, daha bir saldırgan.
Bugün din sömürücüleri her türlü pişkinlikleriyle kutsal dinimizin temsilcileri.
Arap Emevi’sinden edindikleri miraslarla saltanatlar içinde yaşıyorlar.
Bunlara bu saltanatları sunan kim?
ABD dolarının üzerinde “IN GOD WE TRUT” yani “ALLAH’A GÜVENİP DAYANIRIZ BİZ” yazıyor.
ABD, parasının üstündeki bu ifadeyle demek istemektedir ki, ben insanları, dünyayı, sömürdüklerimi iki şeyle aldatırım: PARA, TANRI.
Kiminle?
Müslüman dünyasındaki işbirlikçilerimle.
Ramazan da halkımız iki dirhem zeytinle, bir dilim peynir almakta zorlanıyormuş.
İnsanlar hak ettikleri gibi yaşarlarmış.
İnsanımız ne zaman uyanır, ne zaman din sömürücüsüne dur derse o zaman sofrası şenlenir.
Dinci sömürücüyü alkışlamakla ancak yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, yolsuzluğun, rüşvetin her türlü kirliliğin ve karanlığın yolunu açar.
Atalarımız kendi düşen ağlamaz der.
Düşmesini bilen halk kalkar mı? Bunu da göreceğiz.


Aşur EYLEN
 

TARIH :
8/27/2008 6:59:13 AM
EKLEYEN : cemal kocaoğlu MAIL : altayli_35@hotmail.com

* köyümüzde ağaçlandırma başlamış
olduğunu duydum,maddi yardım toplanıyormu,banka hesabı varmı
karınca kararınca yardım etmek istiyorum saygılar 

TARIH :
8/26/2008 2:16:59 PM
EKLEYEN : SELDA ÇİFÇİ MAIL :

* GÜZEL KÖYÜME BU YAZ GİDEMEDİM. OYSA ÇOCUKLUĞUMDA YAZLARIMIZIN VAZGEÇİLMEZ BİR PARÇASIYDI. HERKES DENİZE GİDERKEN BİZ DOOĞĞĞRU MURSALA.KARNELERİ BİLE BEKLEYEMEZDİK. DEĞİŞİLMEZ PAHA BİÇİLMEZKİ O TOPRAKLARA. SUYUNDAN İÇMEYİP, KAYGANASINDAN YEMEYİP, DAĞLARINDA GEZİP KENGER KANATMAYIP, HER AKŞAM SÜRÜNÜN GELİŞİNİ ,DAĞLARIN YÜZÜNDEN SIRA SIRA, İZLEMEYİP, BUZ GİBİ SULARINDA GİZLİ SAKLI YÜZMEYİP, TÜKÜRÜKLE TAŞ KINASI YAKMAYANLAR MURSALIN SEVGİSİNİ ÖZLEMİNİ ANLAYAMAZLAR Kİ...TÜM MURSALLILARA SELAMLAR. 

TARIH :
8/26/2008 3:29:36 AM
EKLEYEN : Seher Tuncer(Sönmez) MAIL : setuncer@ziraatbank.com.tr

* Mursalı çok seviyorum, çok özledim.Tüm mursallılara selamlar 

TARIH :
8/25/2008 1:38:36 PM
EKLEYEN : barıs KOCAMAN MAIL : kcm58@windowslive.com

* tüm mursallı hemserilerime selamlar yurdumun güzel insanları hacer kocaman@ ali kocaman 

TARIH :
8/24/2008 8:48:03 AM
EKLEYEN : atakan kaya MAIL : atakankaya972@hotmail.com

* sitenizi çok beğendim bizde sitemizi değiştirdik www.kirkgozkoyu.com ziyaret ederseniz memmun olurum herkese iyi günler 

TARIH :
8/22/2008 11:12:54 AM
EKLEYEN : zeynel kaya MAIL : zeynel.kaya@spk.gov.tr

* BEKİR OĞLU HASAN KOCA'NIN(HASAN USTA)23/08/2008 CUMARETESİ GÜNÜ SAAT 13:00 DE TUZLUÇAYIR MURSAL DERNEK BİNAMIZDA KIRK YEMEĞİ VERİLECEKTİR.BÜTÜN HEMŞEHİRLİLERİMİZE DUYURULUR.. 

TARIH :
8/21/2008 3:17:29 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* YOLSUZLUKLARIN YÜZSÜZLERİ


Avrupa ikiyüzlüler Birliği nedense ülkemizde adı yolsuzluklara karışmış siyasetçileri çok seviyor.
Bu sevginin bir hikmeti olsa gerek. Bu tür siyasetçiler kendi ülkelerinde olsa Avrupalı mutlaka yargılar yolsuzluklarının da hesabını sorar.
Bizde adları yolsuzluklara karışmış siyasetçilerin hem yolları açık, hem de çok şanslılar. Türkiye’de siyasetçi bu açıdan tam bir güvence altında.
Anımsarsanız Gaziantep’te baklava çalan çocukları yıllarca hapis yatıran Türk usulü adalet, nedendir bilinmez milyonlarca doları cebe indirenleri hoş karşılıyor. Bir türlü yargılayamıyor.
Bugüne kadar hangi büyükbaşın yolsuzluktan dolayı hesap verdiğini ve mahkum olduğunu duydunuz?
Elli yaşını aşmış bir insan olarak ne gördüm ne de duydum.
İnsanın aklına iki soru geliyor.
Ya Türkiye’de hiç yolsuzluk yapılmıyor. Ya da hırsızlık suç değil.
Ne dersiniz? Bilemiyorum ama birilerinin hadi canım sende diyeceklerinden eminim. Bak işte Necmettin hoca diyeceklerdir.
Bu itirazlarını saygı ile karşılarım.
Peki, bu kayıp trilyonların sonucu ne?
Birlikte yargılananlardan biri yaşından dolayı af edildi. Şimdi cuma namazlarını evine yakın bir camide kılmaya hazırlanırken diğeri de ülkemizin cumhurbaşkanı. O da dokunulmazlık zırhından yararlanarak yargılanmadı. Şu an bu dosya sanıyorum Maliye Bakanlığının önünde. Maliye Bakanı soruşturma açılsın derse kayıp trilyon davası yeniden sorgulanacak.
Ne dersiniz Maliye Bakanlığı tüyü bitmemiş yetimin hakkı sorulsun der mi?
Der ya da demez bilemiyorum. Fakat ilginç bir siyasetçi profilini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilin bakalım bu siyasetçimiz kim?

“Ne banka bırakacağız, ne fabrika, nede işletme. Liman da bırakmayacağız hepsini satacağız.”
“Stratejik yermiş. Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak, müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş babalar gibi satarız.”
“Kar edeni de zarar edeni de satacağız”
“Mama dağıtıyorsan onlarda gagalayacak”
“Ne yiyecek bu çocuklar, ihalemi almışlar”
“Bana yamuk yapmayın”
“Galat aport Galata mort oldu”
“Arı sokmuş gibi ne bağırıyorsunuz?”
Haydi, bilin bakalım kim bu mübarek siyasetçimiz?
Bilin bir kenara yazın bakalım bu tip siyasetçilerimizi Avrupa İkiyüzlüler Birliği neden çok seviyor.
Nedenlerini meclisimizden çıkan yasalarda bulabilirsiniz.
Yabancılara Mülk Edinme Yasası,
Bankaların yabancılara satılması,
Özelleştirme yasaları
Petrol Yasası,
Vakıflar Yasası vs. vs. nice yasalar.
Avrupa Yalancılar Birliği kör değil ya. İşte bu yüzden seviyorlar bizlerdeki siyasetçileri. Ne yazık ki kendileri bu tür siyaset yapanları kesinlikle bağışlamıyorlar
Neyi dayatıyor bizlere Avrupa yalancılar ya da ikiyüzlüler Birliği
Özgürlükler, demokrasi, insan hakları, demokratikleşme, azınlık hakları.
Kimden istiyorlar bunları?

Yolsuzluklara yoldaş olmuş siyasetçilerimizden.
Yolsuzluk dişli çarkları dönerken, yolsuzluk dosyaları meclisimizin tozlu raflarında zaman aşımını bekliyor.
Dokunulmazlık zırhını dişleriyle tutanların çeneleri oldukça güçlü.
Bu gücü nereden alıyorlar?
Açlığı, yoksulluğu, işsizliği kendisine kader edinmiş insanlarımızdan.
Ne diyeyim alan razı, veren razı. En ucuz sermayenin din sömürüsü olduğu ülkemde bu tür siyasetçiyi kimlerin ürettiği de ortada.
Ne yazık ki, insanımız bu tiplerden hoşlanıyor. Sömürülmeyi seviyor.
ABD’si, Avrupa Yalancılar Birliği ülkemin üzerine işte bu tür siyasetçilerimizden güç alarak akbabalar gibi saldırıyor.
Dişlilerin dişleri arasında bizleri köleleştirmek istiyor. Sevgileri bundan.
Demokrasi, insan hakları, demokratikleşme, özgürlük, azınlık hakları cilasıyla yolsuzlukların yoldaşlarına ortak oluyorlar.
Açlığın, işsizliğin, yoksulluğun pençesinde çırpınan insanlarımızı da buna bir güzel alet ediyorlar.
Allah ile aldatılan güzel insanımız bu sömürüye ne zaman dur diyecek?
Dürüst siyasetçinin yok olmasına ne zaman engel olacak.
Ne zaman uyanacak, ne zaman uyanacak?
Bir bilsek.
Bir anlayabilsek. Neler olmaz ki o zaman.



Aşur EYLEN
 

TARIH :
8/14/2008 9:44:15 AM
EKLEYEN : tülay MAIL : t.dilara_20@hotmail.com

* bende tokatlı olmama rağmen mursal köyünü duymamıştım ama mursallı ferhat kocaoğlu abim sayesinde bu siteye girip gezdim ve çok beğendim tebrikler.başarılarınızın devamını dilerim... 

TARIH :
8/12/2008 6:51:03 AM
EKLEYEN : medet sönmez MAIL : medet.sonmez@mynet.com.tr

* 1965 yılında mursal çevirme yaylasında doğdum.1971 yılında tahsilim nedeniyle ayrıldım ve halen hiç gidemedim. siteyi hazılayana sayılarımı sunuyorum 


[<< Geri] 31-40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 [İleri >>]