ŞEKER BAYRAMINIZ
KUTLU OLSUN!

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
12/5/2008 1:51:42 AM
EKLEYEN : HÜSEYİN BAL MAIL : huseyinbal58@hotmail.com

* TÜM MURSALLILARIN YAKLAŞMAKTA OLAN KURBAN BAYRAMINI KUTLAYIP SAĞLIK,MUTLULUK,ESENLİLİKLER DİLEYİP NİCE BAYRAMLARA HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN. 

TARIH :
11/29/2008 7:49:22 AM
EKLEYEN : Divriğispor MAIL : divrigi1977@hotmail.com

* Sivas valisi VEYSEL DALMAZ’ın öncülüğünde Divriğispor umuzu yaşatmak ve içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak amacıyla yapılan destek gecemize bütün hemşerilerimizi bekliyoruz.(3 Aralık 2008 Çarşamba günü saat:19.00 da Vedat Dalokay kokteyl salonu Kurtuluş Parkı/ANKARA) 

TARIH :
11/28/2008 7:33:10 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* DÜNYANIN KUMARBAZLARI


Ellerin kanlı ABD,
Dillerin kanlı ABD,
Dişlerin kanlı ABD,
Dünya üzerindeki düşlerin kanlı ABD,
İnsanlığın utanç yüzü AB,
İnsanlığın kirli yüzü AB,
İnsanlığın kanlı yüzü AB,
Dünya insanlığının rezil, kepaze yüzü AB,
Adına ABD dedikleri kanlı eller.
Adına AB dedikleri kirli yüzler.
Bütün dünyayı büyük bir kumarhaneye çevirdiler.
Borsa, tüfe, küfe derken üç kağıt ekonomisi ile insanlığı çıkmaza soktular.
Adına küresel kriz deyip bir kenara çekildiler. Şimdi bütün dünya insanlığını daha çok nasıl sömürürüzün pis planlarını yapıyorlar.
Kanlı elleriyle, kirli yüzlerini yıkıyorlar.
Adına Amerikan rüyası dedikleri tükenmişliği,
Adına Avrupa zenginliği dedikleri rezilliği,
Bütün dünyaya uygarlığın doğduğu topraklar, medeniyetin güneşle aydınlanan yüzü diye yutturmaları yok mu?
İnsanı en çokta bu barbarlıkları gamlandırıyor.
Sözün kısası ABD ve AB’nin doymak bilmeyen rezillikleri yüzünden dünya insanlığı açlık, yoksulluk, işsizlik ve ardından savaş felaketiyle karşı karşıya.
Bütün dünya insanlığı uyanıp ABD ve AB’yi durdurmazsa dünyada çok insan ölür, çok kan dökülür.
Peki, dünya buna hazır mı?
İnsanlığın duyarga organları ne kadar açık?
Duyduklarını, bildiklerini, gördüklerini birbirine nasıl anlatıyorlar?
Afganistan’da, Pakistan’da, Hindistan’da, Filistin’de, Irak’ta, İran’da, Türkiye’de geri bıraktıkları sömürdükleri bütün ülkelerde yaşayan halkları birbirlerine nasıl düşürüyorlar?
Kürt, Türk, Hindu, Taliban, Hizbullah, Şii, Sünni, Arap, Alevi, Ilımlı Müslüman, Radikal Müslüman, Asurî, Keldani, Türkmen.
Bölünmenin parçalanmanın ne ardı var ne de önü.
Müslüman dünyada malzeme bol,
Böle bildiğin kadar böl, yönetebildiğin kadar yönet. Sömüre bildiğin kadar sömür. Yeter ki Müslümanlığına bir zeval getirme.
İşte Müslüman dünyasının en büyük sorunu bu. İslam’ın Emevi yüzü Müslüman dünyasının emperyalizm tarafından sömürülmesine neden oluyor.
Emevi’nin kanlı elleri, ABD ve AB’nin kanlı elleriyle yüzyıllar sonra tutuşarak İslam dünyasının başında kirli savaşa dönüşüyor.
ABD ve AB ‘nin haçlı barbarlığına karşı uyanması gereken dünya Müslüman dünyası.
Müslüman dünyası Mekke’de mi? Medine’de mi? Kabil’de mi? Bağdat’ta mı? Tarhan’da mı? Filistin’de mi? Karaçi’de mi? Ankara’da mı?
Nerede ayağa kalkacak? Nerede uyanacak? Bütün sorun burada.
Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de, Ortadoğu’da, Pakistan’da Hindistan’da akıtılan milyonlarca insan kanının hesabını kim soracak kim?
Bütün sorun burada.
21. yüzyılı 22. yüzyıla hazırlarken Müslüman dünyasının tek laik yüzü Türkiye, o da bu dünyaya çok geliyor.
Türkiye’nin bu laik yüzüne ne ABD, ne de AB tahammül edebiliyor.
Türkiye Cumhuriyetinin yıkılması için oynamadıkları kirli oyun, çevirmedikleri Bizans usulü plan kalmadı.
Bir yanda etnik kimlikler Türk, Kürt, Laz, Çerkez.
Bir yanda dinci kimlikler Alevi, Sünni, Keldani, Asurî derken toplumu barut fıçısına çevirdiler.
Doğuyu batıdan, batıyı da doğudan AKP, DTP tiplemesi içinde ayırdılar.
Irkçılığın bin birini de yaşam biçimine dönüştürdüler.
Bu günlerde ABD’nin ve AB’nin şövalyeleri görevlerini dört dörtlük yerine getiriyorlar. Irkçı ve dinci zehirlerini Anadolu topraklarına kusuyorlar.
İslam dünyasının kurtuluşundaki tek umudu GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.
Mazlum ulusların kurtuluş umudu da GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.
Görmeyen gözlere, duymayan yüreklere, ruhunu ABD ve AB’ye teslim etmişlere bir kez daha anımsatalım.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yakasını bırakın.
Bağımsızlık düşüyle süslenmiş Türkiye Cumhuriyetinin yakasını bırakın.
Bir aydınlık,
Bir ışık,
Bir aşk mı arıyorsunuz?
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK yeter hepinize.
Yeter ki görmesini bilin.



AŞUR EYLEN

 

TARIH :
11/25/2008 6:45:12 AM
EKLEYEN : Divriği Kültür Derneği MAIL : genclik@divrigi.org.tr

* Divriği Kültür Derneği Gençlik Komisyonu ve Divriği köy derneklerinden gençlerin birlikte organize ettiği Yozlaşmaya Karşı Gençlik Şöleni temalı etkinlik 30 Kasım 2008 Pazar, saat 14:00'da İstanbul Gösteri Merkezinde düzenlenecektir.
Katılan Sanatçılar;
Edip Akbayram,
Sabahat Akkiraz,
Grup Yorum,
Kardeş Türküler,
Pınar Sağ,
Erdal Bayrakoğlu,
Tuncay Balcı,
DKD Halkoyunları Ekibi
ve
DKD Tiyatro Grubu

Bilgi İçin;
http://www.divrigi.org.tr
0212 292 20 20 

TARIH :
11/25/2008 4:24:42 AM
EKLEYEN : levent ayten bülent in oğlu MAIL : leventayten_1999@hotmail.com

* ben böyle güzel bir köy görmedim kardeşim işte benim köyüm 

TARIH :
11/18/2008 8:33:57 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* İNSAN YANIM SOL YANIM

Türkü gözlüm,
Şiir sözlüm,
Emek yüzlüm,
Sol yanım acemi yanım,
Sol yanım sancılı yanım.
Yüreğindeki sevdaları nerelerde saklarsın?
Kendini kimler için gizlersin?
Daha neyi-neyi beklersin?
Sorsam şimdi en sosyalist yanına
Devrim koşulları oluşmadan devrim yapılmaz dersin.
En bilimsel kitabın bilmem kaçıncı sayfasından ustalar şöyle-şöyle söylüyor diye bilimsel sözcükleri ard arda dizersin.
Nazım’ın bir dörtlüğünde, Ahmet Arif’in hasret sunduğu prangaları ararsın.
Türkülerin en güzelini umutlarına katar, sevda şiirlerinin en güzelini okursun.
Aydınlarının bin bir türlü kitaplarının kalınlığıyla yüreğimi okşarsın.
Sol yanım acemi yanım,
Sol yanım sancılı yanım,
Sol yanım ezberci yanım.
Bunca okumuşluğunu hangi gün için saklarsın?
Sorsam şimdi sosyal demokrat yanına
Bin bir derenin ayrılık suyunu bir dereye bağlayamazsın.
Ecevit çıkmazında, Baykal’ı ararken Zeki Sezer’in Sarıoğlan yanını sorgularsın. Karayalçın’ı umut diye taşırsın başkentine, İstanbul’da ayrılığın şarkısını söylersin. İzmir’i kesede keklik sanarsın.
Acemi yanım,
Sancılı yanım,
Adamcı yanım.
Bilmezmisin ki bu çıkmazında AKP’nin değirmenine sular taşırsın.
Dünyada sol işçilerin ve emekçilerin umudu. Sığındıkları kaleleri. İşlerinin, ekmeklerinin güvencesi. Örgütlerinin güneşe açılan kapısı.
Bizi yazmaya elim varmıyor. Yüreğim sızlıyor, içim acıyor.
İşçi sınıfını dinci saflarda, halkı sağcı saflarda gördükçe bu nasıl sol sorusunu, solun sorumsuz yanlarına sormadan da edemiyorum.
Sosyalistler! Komünistler! Sosyal Demokratlar! Ortanın Solu, berinin solu. Bu nasıl bir sol? Bu ne sorumsuz sol? Bu ne beceriksiz bir sol? Umudunuz işçi sınıfı nerede? Avukatlığını yaptığınız halk nerede?
Siz neredesiniz?
Ülkemiz kimlerin elinde?
Kimdir yüreğinize bu kadar derin ayrılık ateşini sunan?
Kimdir sizleri bir araya getirtmeyen?
Kimdir ellerinizi ellerinizden, yüreğinizi yüreğinizden koparan? Kim!
Bu bölünüp parçalanmak kimin işi?
Hangi zalimin hançeri yüreğinizde saplı?
Türkü gözlüm,
Şiir sözlüm,
Emek yüzlüm,
İnsan yanım,
Sol yanım.
Buluşmanın zamanı değil mi?
Şu yobaza dur demenin zamanı değil mi?
Bu güzel ülke hepimizin değil mi?
O halde
Ne dersiniz? Ne dersiniz?
Bir avuç ışık sunmanın zamanı gelmedi mi?
Geç kalmıyor muyuz?
Yarın çok geç olmaz mı?

Aşur EYLEN
 

TARIH :
11/17/2008 5:00:37 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* 9 KASIM’DA ANKARA’NIN DİLİ

Dört kitabın manasın
Okudum hasıl ettim
Işığa gelince gördüm
Bir uzun hece imiş
Yunus EMRE
Alevilik aşkın, ışığın, aşığın kendi kadim dünyasından günümüze taşınan bir ışıktır. Bu ışıkta yol cümleden uludur.
Mahkemede sual sordu kadılar
Kitapların orta yere koydular
Sen bu sırrı kimden aldın dediler
Üstadımdan aldım, pirden gelirim
(Hallacı Mansur ve inancı uğruna derisi yüzülen)
Nesimi
Aleviliğin kayıp bin yıllık tarihini araştıran araştırmacı yazar Erdoğan Çınar (325–1325) yılları arasındaki direnişi yazarken tarihin kadim ışığıyla günümüzü aydınlatıyor. Yok, sayılan tarihin her sayfasında ateşten gömlek giydirilen Alevileri günümüze şöyle aktarıyor.
“Yolcu ateşte yanmak ile yol yanmaz.”
Divriği kalesinden, Arguvan dağlarından koparılıp, prangalar altında yollara sürüldüler. Balkan dağlarında, Bosna’da, Dalmaçya’da, Kuzey İtalya’da uzun ve sancılı gurbetler yaşadılar. Güney Fransa’da Montsegur efsanesini yazdılar. Katolik haçlı ordularına ve engizisyon cellatlarına karşı ödünsüz direnişin sembolü olarak insanlığa mal oldular.
Aleviler acıyı yaşarken tarihi değiştirdiler.
Tarihin en alçak soykırımına karşı koydular. Bizans ordularını sayısız kere mağlup ettiler. Anadolu’yu bir uçtan bir uca geçerek İstanbul kapılarına dayandılar. Tüm zamanların en soylu direnişini gerçekleştirip Aleviliğin hafızasına kazındılar halkın dilinde destan oldular.
Divriği’de devlet kurdular. Bir deprem sonucu başkentleri yıkıldı. Yıkıntılar arasındaki çaresiz halk, hunharca kılıçtan geçirildi. Yenildiler, dağıldılar, sürgünler ve yangınlar ortasında örülmüş yüzyıllar geçirdiler.
Toparlandılar, yeniden güç haline geldiler. Haçlı ordularını ardı ardına perişan ederek Anadolu’yu Katolik istilasından kurtardılar. Osmanlı’ya Batı Anadolu’yu ve Balkanları altın bir tepsi içinde sundular. Onlara dünya imparatorluğuna giden yolda rehberlik ettiler.
Bunların hepsi geride kaldı. Anadolu’nun kadim halkı Aleviler şimdi kendi yurtlarının yabancıları oldular. İnançları işgal edildi, geçmişleri yağmalandı. Onlar varlıklarını sürdürebilmek için asıl kimliklerini saklamak zorunda kaldılar. İnkar üzerlerine yapışıp kaldı.
Dün söylenmediği için bugün unutulan, şimdi yazılmazsa yarın kaybolacak olan, tarumar edilmiş bir Alevi tarihi var.
Geçmişte Aleviler şehir meydanlarında diri, diri yakılırlardı.
Bugün devasa boyutlara ulaşan ateş, Aleviliğin kendisini eritiyor.
Muradımız bir damla su olup, bu ateşin üzerine düşmektir.” Diyen yazar Erdoğan Çınar dostumuz günümüzde bize rehberlik ediyor.
9 Kasım 2008 günü başlatılan yürüyüş Ankara meydanında tarihin bu karanlığını aydınlatırken, ışığının diğer yanıyla da yaşadıkları Anadolu toprakları üzerindeki haklarını haykıracaklar.
Egemenler bugün dayandıkları güçlerini tarihin inkarcı, asimilasyoncu, katliamcı, zalim Neronlarının kara dumanlarından almaktadırlar.
Alevilerin bugünkü dirençleri de yalancı Neronların sahte yüzlerinin açığa çıkması içindir.
Aleviler bugün birlikte yaşadıkları insanlara inançlarından kaynaklan sevgi dininin sevi yanını sunuyorlar.
Dayatmalara ve zorbalığa karşı çıkıyorlar. Bu karşı duruşları varlıklarının alevidir. Kor ateşidir, güneşidir.
9 Kasım’da meydanlarda da bu hasretlerini haykıracaklardır.
Haksızlığın adı zorunlu din dersleridir.
Din dersinin başına zorunlu sıfatını koyan zihniyetin, Alevi çocuklarına kendi inançlarının dışındaki anlayışları dayatmasıdır. Laik bir ülkede dersin adı zorunlu din dersi olmamalıdır. Olmalıdır diyenler baskının, zulmün, dayatmacı adreslerinden başkası değildir. Bu anlayış hem cumhuriyete karşı duruş hemde laikliğin inkarıdır. Düpe düz dinci bir asimilasyondur. Aleviler bunun farkındadır. Bu zulme karşı da direnmektedirler. Kazanana kadar da direneceklerdir.
Haksızlığın adı inanç kültür merkezleri olan Cem evlerinin yasal statüsünün tanınmamasıdır.
Anadolu Alevileri geçmiş tarihlerinden bugüne değin kendilerini daima Arap Şiiliğinden ayrı tutmuşlardır.
Farklılıkları inanç merkezleri Cem evleridir. Cem evleri inanç merkezleri ve kültürlerinin yaşatıldığı yerlerdir.
Bağlama çaldıkları, deyişler okudukları, kendi inançlarına göre dualar okudukları, semah döndükleri, haksızlıkların hakka dönüştüğü, musahipliğin yol kardeşliğine dönüştüğü yerlerdir. Artık bu inançlarını gizlilik içinde değil, toplumun gözü önünde özgürce yaşamak istemeleridir.
Bu nedenle dayatmalar, zorbalıklar son bulmalı Cem evleri yasal anlamda statüye kavuşturulmalıdır.
Haksızlığın adı Alevilerin en son yakıldıkları madımak katliamıdır. Aleviler bu katliamda bir kez daha ateşte semaha durmuşlardır.
Madımak yüreklerdeki en son yaradır. Günümüzde bu yer et yenilen bir restoran olarak kullanılmaktadır.
İnsanlığın utanç yüzü, insanın açlığını giderdiği yer olmamalıdır. Bu şehir bu utançla yaşamamalıdır. Bu şehirdeki adı Madımak olan yer bütün insanlık için bir utanç müzesine dönüştürülmelidir.
Laik bir devlette Diyanet İşleri devletin koruması altında olmamalıdır. Devletin koruma altına aldığı din o devletin laikliğine gölge düşürmektedir. Diyanet İşlerinin statüsü tekrar gözden geçirilmelidir. Ankara’dan Alevilerin isteği budur.
Bugün Alevilik acımasız bir kuşatma altındadır. İstiyorlar ki, tarihin en eski ve en soluklu kutsal töreni Ayin-i Cem kurulmasın, zakirler bağlama çalmasınlar, pervaneler semah dönmesinler. Yaratılışın en kadim hali ışık artık uyarılmasın ve sır edilmesin. Gülbenkler sussun. Gül yüzlü Alevi dedeleri artık insanın yaradılış hikayesini anlatmasınlar ve Hak’tan gelen nida artık duyulmasın.
Binlerce yılın ağır ıstırapları neden yaşandı? Bu kadar örselenmeye neden katlanıldı? En ağır iftiralar karşısında neden hep susuldu? Bu sonu gelmez kaçmalar, saklanmalar neden oldu?
Ateşlerden yükselen insan eti kokuları, rüzgarda savrulan mürşitlerin külleri boşuna mıydı?
Binlerce yıllık tarihle yüzleşmek artık hakkı ışıkla paylaşmak için 9 Kasım’da Ankara’da gönül gönüle can cana olacak aleviler.
Acılar yaşarken tarihi bir kez daha değiştirecekler.
“Pir Sultan’a Hakk yardım etmez mi?
Erenler bağında bülbül ötmez mi?
Gayrı çektiğimiz yetmez mi?
Kalkalım bakalım niç’ol(ur)sa olsun.”


Aşur EYLEN
 

TARIH :
11/17/2008 4:59:14 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* BİRİLERİ MURADINA EREMEDİ!!!!

Büyük Alevi yürüyüşünün üzerinden bir hafta geçti.
Yüz binler kadim Anadolu Aleviliğinin özünü meydanlara taşıdı.
Mağrurdular, gururluydular, onurluydular.
Anadolu topraklarını şenlendirerek geldikleri Ankara da yüreklerindeki ışık, karatılmış Ankara gündüzünü ne de güzel aydınlattı.
Onlar ışık taifesinin onurlu yürekleriydi.
Dik duruşları, tarihe meydan okuyuşları, dirençlerindeki haklılıkları sadece Türkiye toplumunun takdirini toplamadı. Bu seçkin topluluğa dünya da gıptayla baktı.
Aleviler Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş dünyaya açılan kapısı, cumhuriyetinin şansı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün kadim dostları.
Miting meydanında yüreklerinin üzerinde taşıdıkları Atatürk posterleri bunun kanıtı.
Aleviler dört koldan Ankara ya akarken Fethullah’ın atına binmiş olanların, Fethullah’ın gazetelerin de sözde Alevilik öz de Fethullah adına ibretlik beyanatlarını Aleviler incinerek okudu.
Beyanatları verenler ne utandı, ne de yüzleri kızardı.
9 Kasım Pazar günkü Zaman gazetesi bu provokasyonu manşetten verdi.
Yan yana dizilmiş üç zatı muhterem Fethullah’ın ellerine tutuşturduğu kini bakın nasıl kusuyorlardı.
“Bunlar Marksist”
“Aleviliği İslam dışında görenlerle bir olamayız. Bunlar Marksist. Kürt hareketiyle dirsek temasındalar. Çocukları kullandıkları stratejiye Alevileri eklemek istiyorlar.”
“Bizi sokağa çekiyorlar.”
“Gazi ve Sivas olaylarında olduğu gibi Alevileri kullanmak istiyorlar. Ülkenin en önemli davası görülürken, doğuda şehirler karıştırılıyor. Aleviler sokağa çekilmeye çalışılıyor.”
“Eylem abesle iştigal”
Bunlar önce Aleviliği öğrensin sonra Alevilerin hakkını arasın. Bu eylem abesle iştigal. Pir Sultan Abdal gibi değerleri kullanarak alevi gençleri ateizme sürüklüyorlar.
Alın size üç fotoğraf, üç yol düşkünümü dersiniz, üç ihbarcımı dersiniz, üç iftiracımı dersiniz? Hangisini derseniz deyin.
Alevi toplumu bu Fethullah şövalyelerinin geçmişlerini bildikleri için Zaman gazetesindeki provokatör tutumlarına değer vermediler. Yüz bini aşkın ışık taifesiyle Ankara meydanlarını doldurdular.
Aleviler Ankara’dan ne istiyorlardı? İstekleri neydi?
“Alevi çocuklarına 12 Eylülün dayatması olan zorunlu din dersleri kaldırılsın. Alevi çocuklarının asimilasyonuna son verilsin.”
“Cem evleri Alevilerin inanç ve kültür merkezi olarak kabul edilip yasal statüye kavuşturulsun.”
“Laik devletin dini olmaz. Diyanet İşleri de devletin koruması altında olamaz. Aleviler den alınan vergilerle Sünniliğin hanifi mezhebi beslenemez. Bu nedenle ya Diyanet İşleri kaldırılsın, ya da giderleri cemaatleri tarafından sağlansın. Devletin beslemesinden çıkartılsın.”
“Alevilere eşit yurttaşlık hakları verilsin.”
Bu kadar açık, bu kadar net, bu kadar masum isteklerin neresinde Marksizm var? Nerede Kürtlerle dirsek teması içinde olmak var? Neresinde alevi çocukların ateist olması var?
Fethullah’ın ipiyle kuyuya inenlerin hiç mi vicdanları sızlamıyor?
Horozun ibiğine tutunmuş olanları vicdanlarıyla baş başa bırakırken onlarla aynı çanaktan yiyen AKP li Diyanetten Sorumlu Bakan Mustafa Said Yazıcıoğlu’da bu üç yol sevdalısıyla aynı teraneleri söylüyor.
AKP nin diyanetten sorumlu bakanı eski diyanet işleri başkanı Yazıcıoğlu bakın neler söylüyor.
Alevilerin isteklerini söyle değerlendiriyor.
“Biz bu uç fikirlere itibar etmiyoruz.”
Yazıcıoğlu uç fikirlere itibar etmeyedursun, kafasının arkasında sakladığı asıl bombayı bakın nasıl patlatıyor:
“Diyanet İşleri Başkanlığı, Osmanlı Devletinde ki Şeyhülislamlığın devamıdır.”
Yazıcıoğlu AKP gerçeğini açıkça itiraf ediyor.
Anayasa Mahkemesinin AKP hakkında verdiği kararın haklılığını ne de güzel kanıtlıyor.
Alın size laik devlet, alın size laik devleti savunacak dinden sorumlu bakan Mustafa Said Yazıcıoğlu.
Osmanlının Şeyhülislamı Osmanlı da fetva makamı…
Yüz yıllarca Alevileri yok sayan, önderleri hakkında ölüm fermanı veren, Alevilerin katli vaciptir diyen Osmanlı’nın en yüksek fetva kurumu.
Laik Cumhuriyet Devletin de Diyanet İşleri Başkanlığı; Osmanlı Şeyhülislamlığının devamı imiş.
Hilafeti kaldıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemikleri sızlıyordur.
Cumhuriyetin ne hale düşürüldüğünü ibretle izliyoruz.
Fethullah’ın şövalyeleri ne derse desin 9 Kasım da Ankara’da Abdi İpekçi Parkını dolduran yüz binlerce alevi yurttaşlarının ne kadar haklı olduklarını yazmanın gururunu yaşıyorum.
Yaşlısıyla, genciyle, Alevisiyle, Sünnisiyle halk Alevilere sahip çıktı. Alevilerin talepleri halkımızın haklı taleplerine dönüştü.
Bu büyük alevi yürüyüşü ülke genelinde her kesimden herkese almaları gereken mesajı da verdi. Bir araya gelemeyen solu ne de güzel birleştirdi.
Yanı başında hiç tanımadığı insanlarla yüreğini paylaşan Alevilerin ellerinde ki Ankara simitini de bölüşebilmenin mutluluğunu 9 Kasım da doya-doya yaşadım.
Türkiye nin ve dünyanın Alevilerden öğrenecekleri daha nice güzellikler var.
Yeter ki biz tarihimizi doğru yorumlayalım.
Aşk olsun size, ışık dolsun gönlünüze, helal olsun size…
Bu büyük Alevi yürüyüşünüz Fethullah’ın şövalyelerineyse ders olsun…


AŞUR EYLEN

 

TARIH :
11/10/2008 2:03:21 PM
EKLEYEN : Leyla Selvi MAIL : Huseyin_Mursal@hotmail.com

* Bugun ATAMIZIN 70.ci ölüm yıldönümü nedeniyle Önünde birkez daha saygıyla eğilip şükranla anıyoruz 

TARIH :
11/10/2008 4:34:29 AM
EKLEYEN : SALMAN SARITAŞ MAIL : salman_sari_tas@hotmail.com

* mursalda da internet var haberiniz varmı? 


[<< Geri] 21-30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]