ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
6/22/2009 3:09:29 PM
EKLEYEN : mikail aydogmuş MAIL :

* mustafa bey [abi] mehraba can çok deyerli canımız ebu muslum dehmeni kayıbının üzüntüsünü yaşıyoruz ve dehmen ayllerine tüm seven lerine baş salığı dılıyorum canının adalete cezasını alacagından adalete guveniyoruz 

TARIH :
6/18/2009 1:36:05 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* UYGARLIKLARIN AYDINLATTIĞI
YURT ANADOLU
“Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır.
Anadolu’yum ben,
Tanıyor musun?”

Yeryüzü bir büyük kitap okuyabilene aşk olsun.
Bu aşkın ateşini yakacak bir tek canlı var. O da insan.
Büyük koca bir dev.
Bu dünyada bir dev var.
Bu devin öyle kolları var ki, hiç güçlük çekmeden bir lokomotifi kaldırabilir.
Bu devin öyle ayakları var ki günde binlerce kilometre koşabilir.
Bu devin öyle kanatları var ki, bulutlar üzerinde kuşların çıkamadığı yüksekliklerde uçabilir.
Bu devin öyle yüzgeçleri var ki, su altında balıklardan daha iyi yüzebilir.
Bu devin öyle gözleri ve kulakları var ki, görülmeyenleri görür, başka bir kıtada konuşulanları işitir.
Bu dev o kadar güçlüdür ki, dağları delip geçer ve doludizgin akıp giden suları durdurur.
Bu dev, yeryüzünü istediği gibi değiştirir, ormanlar diker, denizleri birleştirir, çölleri sular.
Kimdir bu dev insandır.
Okunacak en yüce kitaptır.
Anadolu bu kitabın ilk giriş sayfasıdır. İnsanlığın önsözü bu sayfada yazılıdır. İnsanın hikayesi Anadolu topraklarında gizlidir. Bu sırrın hakikatine ulaşmak için insanlığın yarattığı o büyük uygarlıkların ser çeşmesinin suyundan içmek, havasından solumak, toprağından beslenmek, güneşiyle aydınlanmak gerek.

“Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun?

Anadolu insanlık tarihinin çeşitli dönemlerinde ön sırada yer almış ve birçok özgün uygarlığın beşiği olmuştur.
Anadolu coğrafi konumda iki önemli özellik gösterir
1) Kuzeydeki ve güneydeki sıra dağlardan başka doğuda yüksek dağların ve güneydoğuda anti Toros dağlarının bulunuşu Anadolu da kapalı bölgeler oluşturmuş bunlar da değişik uygarlıkların gelişmesi sonucunu vermiştir.
2) Anadolu’nun doğudan batıya 1560 Km. uzunlukta olması adada tarihi dönemlerin yarattığı duruma göre bazen Doğu dünyasına bazen Batı dünyasına bağlı uygarlıkların doğmasına sebep olmuştur.

Anadolu tarihinin hemen başlangıcında, yani Hatti ve Hitit Beylikleri (M.Ö.2000- 1600) döneminde yarımadanın doğusunda ve orta bölgelerinde Hatti ve Hitit Beylikleri batıda ise Troia’lılar, Luvi’ler, Leleg’ler Pelasg’lar, Pala’lar gibi çeşitli dil gruplarından etnik toplulukların oluşturduğu küçük krallıklar egemendi.
Hititler (M.Ö.1660–1190) 14. yüzyılda o zamanın üç büyük ve güçlü ülkesinden biri, 13. yüzyılda ise Mısır’la birlikte dünyanın iki süper devletinden biri idi. Hititler federatif sistemde bir imparatorluk kurmuşlar ve Suriye ile Mezopotamya üzerinde egemen olmuşlardır. Hint-Avrupa kökenli olan bu ulus kadınları erkeklerle eşdeğerde tutan kölelerin bile haklarını koruyan bir hukuk devleti olarak eşsiz durumdadır. Kral birçok konuda “Pankus” adlı soylular meclisine danışmak zorunda idi. Düşmanlarının derisini yüzen, onları kazıklara oturtan, esirlerin başlarını ve ellerini kesip bunlardan piramitler oluşturan Yakın Doğu ülkeleri arasında Hititler adeta günümüzün uygar devletlerinden birinin insancıl düzeyinde bulunuyorlardı. Bu insanlığın temel kültürünü Hattiler ve Luviler oluşturuyordu.
Işık insanlarının aydınlığı bu dönemin ve günümüz değin ulaşan uygarlıklarında temel kültürlerini oluşturmaktadır. İnsanlık Luvilere, Aluvilere, Alavilere, Hattilere çok şey borçludur.
Anadolu’nun Nazlı, Seher-Sabah uykularını kaçıran istilacılardan birileri de Hellen’lerdir. Hellenler M.Ö. 8. yüzyılda Mezopotamya’nın ikibin yıllık bilgi hazinesini Anadolu’nun güneydoğusunda yaşayan Geç Hitit Beylikleri aracılığı ile tanıdılar.
Hellenler, Fenike alfabesini Antakya’nın yakınındaki Al Mina’dan, Hesiodos’a ve Homeros’a kaynak olan mitolojiyi ve figüratif sanatı Malatya, Kargamış, Zincirli, Sakçegözü gibi Geç Hitit Merkezlerinden aldılar. 8. yüzyılda bir Hellenlinin başlığı, miğferi, entarisi, etekliği, kemerleri, değişik saç tipleri tıpkı Hititlerdeki gibi idi yani onların etkisini taşıyordu.
Anadolu’da Hurrilere M.Ö. 3 binin son dörtlüğünde Güneydoğu Anadolu’da rastlanmaktadır.
Anadolu’nun uygarlık konuklarından Urartular (M.Ö.860–580), Frygler (M.Ö. 750–300) ve Lykialılar (M.Ö.700–300) o zaman ki dünyanın en özgün uygarlıklarını geliştirdiler.
Anadolu doğa filozoflarının döneminde yani M.Ö. 600–545 arasında o zaman ki dünyanın en önde gelen kültür merkeziydi. Dünyanın kültür önderliği artık Mısır’dan ve Mezopotamya’dan Batı Anadolu Kentlerine geçmişti. Doğa filozofları cinlerden, perilerden ve dinsel inanışlardan sıyrılmış olarak, doğa olaylarının nedenlerini özgür bir düşünce yöntemi ile ele almış ve bugünkü batı uygarlığının temellerini atmışlardır. Bu özgür araştırmanın en güzel örneği M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde ilk bilim okulu Milette Thales güneş tutulmasını önceden hesaplayarak (Herodot 174) haber vermiştir.
Bu doğa olayının oluşmasını önceden hesap edilişinin ilk örneğidir.
Anadolu Perslerin işgali süresince (M.Ö. 545–333) önderlik durumunu yitirmiş, ancak Hellenistik Dönem boyunca (M.Ö.333–30) o zaman ki dünyanın başlıca Kültür Merkezlerini barındırmıştır. O yüzyıllarda yeryüzünün en bayındır kentleri arasında Bergama, Milet, Maander Magnesiası, Pirene, Teos ön sıralarda yer alıyorlardı. Bu dönemin Anadolu Mimarlığı Roma yapı sanatını büyük ölçüde etkilemiştir.
Roma Çağında Anadolu (M.Ö. 30- M.S. 395) dünyanın en bayındır ülkelerinden biri idi. Bu dönemin Batı Anadolu kentleri hiçbir yönden Roma’dan geri kalmayan bir düzeye sahipti. Anadolu’da ulaşım ilk kez Roma Çağında sağlam ve bakımlı yollar ve Taşköprüler ile sağlanmıştı. Kentlerde, su kemerleri ile getirilen akarsu güzel çeşmelerden bollukla akıyordu. Her kentte mermerden yapılmış stadyonlar, tiyatrolar, belediye ve agora binaları, hamamlar, kütüphaneli konforlu evler, gölgelikli direkli yollar, büyük meydanlar mevcuttu. Anadolu da bu eski kentlerden düzinelercesi büyük ölçüde halen ayakta durmaktadır.
Bizans Sanatı M.S. 4. ve 5. yüzyıllarda Hellen ve Roma kültürünün yeni bir yorumu olarak Anadolu’da doğmuş ve Kostantinopolis’te gelişmiştir. Bizans Çağı (M.S. 395–1071) Hıristiyanlık, Hatti ve Hitit dönemlerinden gelen sonradan da Hellen-Roma kılığına bürünmüş Anadolu geleneğine yeni bir ruh vermek çabasındaydı. Ancak Bizans İmparatorluğu güçlü bir devlet değildi.
Selçuklular (1071–1299) döneminde yeni bir gelişme izliyoruz. Hitit döneminde sadece orta ve güneydoğu Anadolu’da oluşturulan mekan ve kültür birliği Roma çağında daha büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir. Roma kültürü yüzeyde kalmış, eski Anadolu geleneği bütün gücü ile süregitmiştir. Öyle ki, Anadolu’yu işgal eden Roma ordularının askerleri Hitit kökenli Jüpiter Dolichenus ve Kybele tanrılarına tapmışlar hatta bu inançların Avrupa’ya yayılmasında rol oynamışlardır. Buna karşılık Selçuklular Anadolu’da mekan ve kültür birliğine yeni boyutlar kazandırmışlardır. Selçuklular, Romalılar gibi Anadolu da bakımlı yollar ve taştan köprüler meydana getirmekle kalmamışlar ayrıca yollar boyunca kervansaraylar inşa etmişlerdir. Ayrıca Selçuklular Türk-Arap-İran-Anadolu-Bizans kültürlerinden bir sentez ortaya koyarak yarım adada mekan birliği yanında kültür birliği de sağlamışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu (1299–1923) döneminde Anadolu’da mekan ve kültür birliği yeni boyutlara ulaştı.
Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki iki dinli topluluk bir bakıma hala eski Anadolu geleneğini sürdürüyordu. Anadolu da Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında gözle görülür pek fazla bir ayrılık yoktu. İki topluluğun yaşam tarzları örf ve adetleri birbirine benzerdir. 1071’den başlayarak Türklerle yerliler kaynaşmış ve ortaya şimdiki Türkiye halkı çıkmıştı. Türkler Orta Asya’dan birlikte getirdikleri kültür değerleriyle İslam dünyasında yeni ve özgün bir uygarlık yarattılar. Ne var ki İmparatorluğun son üçyüz yılında yani duraklama ve çökme döneminde özellikle Anadolu ihmale uğradı ve yeniden tarih öncesi düzeye düştü. Binlerce yıl öncesi yağmacıları M.Ö. ve M.S. ki işgallerin yarattığı vahşeti yeniden yazmaya başladı.
Hatti ve Troya uygarlıkları döneminde başlayan batılı işgaller Hellen, Roma, Bizans’la birlikte Anadolu topraklarında hüküm sürdü. Çok acılar çekildi. Çok kanlar aktı, zulmün adı kendine uygarlık dedikleri ilkelikleriyle anıldı.
Zulüm sahipleri ne yapıp ne ettilerse Anadolu’ya tutunamadılar. Anadolu’yu kendileri için yurt edinemediler. Hellenlilik, Romalılık, Bizanslılık kavramları yüzeyde kaldı. Geldikleri topraklara geri dönmek zorunda kaldılar.
Anadolu uygarlıkları kültürünü yaratan yerli halklar direndiler, savaştılar teslim olmadılar. “Nazlı, Seher-Sabah uykularını” binlerce yıl korkunç atlılarıyla parçalayanlar yenilmişlerdi. Anadolu insanı “Ne İskender” takmıştı “Ne Şah” ne “Sultan” bu topraklar üzerinde bir tek gölgeleri bile kalmamıştı. Göçüp gitmişlerdi gölgesiz, ruhsuz.
Anadolu’nun ana tanrıçaları Hattilerde “VURUŞEMU”, Hurilerde “HEPAT”, Hititlerde “ARİNNA’nın GÜNEŞ TANRIÇASI”, Geç Hititlerde ”KUPABA” Yunan ve Roma dönemlerinde “KYBELE” Anadolu’yu ve çocuklarını bir kez daha korumuşlardı. Zalimin onları incitmesine izin vermemişlerdi.
Baş tanrıça bereketin ve çoğalmanın adı Kybele’ye şükürler olsun.
Bütün ana tanrıçalar Anadolu’yu sonsuza değin korusun.
Luvi ışığı Anadolu’yu karanlıklardan kurtulana değin aydınlatsın.
Luvi ışığıyla aydınlanan Anadolu, Luvilerin sunduğu bereketi insanların sofralarında hakça bölüşüp paylaşsın. Anadolu bir daha muhannete muhtaç olmasın.
Direnenler bunun için direndiler.
Onlar hiç teslim olmadılar.
Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale ve Kurtuluş Savaşın da bunun destanını yazdı.
Şimdi zaman direnme zamanıdır, teslim olmama zamanıdır. Şairin şu dizeleriyle gelecek yazılarımıza selam edelim.
“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarıda, derste, sırada,
Yürü üstüne-üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile
Tırnak ile diş ile
Umut ile¸sevda ile düş ilke
Dayan rüsva etme beni


Kaynaklar:
Ord. Prof. Dr Ekrem Akurgal (Anadolu Uygarlıkları)
Şair ozan Ahmed Arif (Hasretinden Prangalar Eskittim)
Aşur EYLEN
18.06.2009
 

TARIH :
6/18/2009 3:58:16 AM
EKLEYEN : Bülent AYTEN MAIL : biloayt@gmail.com

* Hasan ERDOĞAN'ın oğlu Bülent ERDOĞANI yaşam mücadelesinde kaybettik.Kendisine allahtan rahmet ailesine ,sevenlerine ve tanıyan tüm dostlara başsağlığı diliyorum. 

TARIH :
6/13/2009 8:43:48 AM
EKLEYEN : ozan MAIL : 3911432

* sevgılı mursal koyu o koylerın
guzellıgnı gordum 

TARIH :
6/7/2009 8:47:28 AM
EKLEYEN : AYDIN KUCUK MAIL : aydın_kucuk535@hotmail.com

* BEN KASTAMONULU AYDIN

BASARILARINIZIN DEVAMINI BEKLER

BEN KIZILCAOREN KOYUNDEN AYDIN

SAYGILARIMLA 

TARIH :
6/6/2009 7:05:47 AM
EKLEYEN : esmer MAIL :

* ali kızıllllltuuuuğ seni çok seviyorumm iyiki varsın sivasın gururu 

TARIH :
5/30/2009 6:43:00 AM
EKLEYEN : aysun MAIL : baray@example.com

* böyle bir site açtığınızdan dolayı size teşekkür ederim bende bir mursallı olarak çalışmalarınıza başarıyla devam etmanizi temenni ederim 

TARIH :
5/27/2009 2:39:12 PM
EKLEYEN : FERHAT KOCAOĞLU MAIL :

* Amcamız Ali KOCAOĞLU nu kaıp etmenin üzüntsüyle tüm doslarının ve akrabaların başı sağolsun allah sabırlar versin 

TARIH :
5/24/2009 5:57:22 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* BU ŞİİRİ KİM YAZDI?

İtalyanların Berlusconi’si başbakanımız RTE nin can dostu. Şimdilerde de bu tür dostluklara kanka diyorlar.
Kanka Berlusconi İtalya’da skandal üstüne skandallar yaşatıyor. Skandalının yeni boyutu; Berlusconi’den “sus payı” olarak “rüşvet” alan bir yargı mensubunun; daha çok yeni önceki gün dört buçuk yıl hüküm giydiğini İtalyan yargıçları açıklıyor.
Bizde birileri ne var bunda diyebilir.
Fakat ortada çok garip bir durum var.
Kanka Berlusconi’den “rüşvet aldığı tespit” edilen yargı mensubu mahkum ediliyor.
“Rüşvet verdiği tespit olan” kanka Berlusconi, başbakanlıkta oturuyor.
Kanka Berlusconi; meclis çoğunluğu sayesinde ele geçirdiği devletin en üst dört makamına getirilen özel ”dokunulmazlık yasaları” nedeniyle yargılanamıyor.
Elindeki olanakları kullanarak göz göre-göre kendisine “dokunulmazlık zırhı” koyan kanka Berlusconi’ye yasalar erişemiyor.
İtalya’da muhalefetin durumu da hoş. “ Bu lekeyle orada oturamazsın. Madem yasa sana erişemiyor, o zaman oradan in istifa et” diye ağlaşıyor.
Muhalefet ne derse desin kanka medyayı ele doladığından İtalya da kamuoyu baskısı oluşturulamadığından Kanka Coni yola devam ediyor. Kanka Coni fırsat bu fırsat deyip seçim üstüne seçim kazanıyor.
Kanka Coni bir şövalye üç hafta sonra ki Avrupa parlamentosu seçimlerinin en güçlü adayı.
Avrupa’dan ikinci örnek İngiltere’den Avam Kamarası Başkanı Michael Martin’in istifası.
Avam Kamarası başbakanının istifası bir yargı sürecinin sonucunda değil. Kamuoyu baskısı ve basının duyarlılığından. Kamuoyu ve basın olayın ciddiyeti üzerinde bir meşruiyet sorunsalını ortaya çıkartıyor.
Avam Kamarası başkanının “meşruiyet sorunu” ile karşı karşıya kalmasının nedeni; kişisel harcamaları masraf kalemlerinden gösteren parlamenterler
Ekmek elden su gölden İngiliz milletvekillerinin giderleri işçi partisi, muhafazakar hiç fark etmiyor. Her iki partide bu skandaldan muaf değil. Skandalın sonucunda İngiliz protokolünün üçüncü sırada gelen ismi Martin istifa ediyor.
Ülkemizde sabahtan akşama, akşamdan sabaha AB ile yatıp AB ile kalkan yöneticilerimizin durumu hangi AB üyesi ülkesine benziyor? Bir iki örnekle de ülkemizin ahvalini yazalım.
Kanka Coni’nin giydiği dokunulmazlık zırhı bizim parlamentomuzu yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya sarmaş dolaş sarmış. Başbakandan nice milletvekiline dosyalar dizim-dizim. Yargılanma yerine zaman aşımını bekliyor. Dosyadaki suçlar mı? Hatırı sayılacak kadar yüz kızartıcı.
Kanka Coni gibi meclis çoğunluğunu ve medyayı hal yoluna koyduktan sonra muhalefetin ağlamasına kulak asma. Halk kime “yürü ya kulum” diyeceğini biliyor. Atalarımız ne demiş. “İş bilenin kılıç kuşananın”.
İşini bil kılıcını kuşan.
A Ka Pe yedi yıldır işini biliyor. Kılıcını kullanıyor.
Bilinen işlerden bir iki örnek:
Cumhurbaşkanlığı makamı AKP’nin oylarıyla oraya oturan Bay Abdullah Gül’ün şahsına ait değildir. Bay Abdullah Gül cumhuru temsilen ordadır. O makamı temsil eden kişi hakkında herhangi bir şüphe olmamalıdır. Ne türden şüphe olursa olsun incinen cumhur ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacaktır.
Bay Abdullah Gül 1999 yılında açılan bir davada “özel belgede sahtecilik suçundan yargılanması gerektiğine karar verilen ilk cumhurbaşkanıdır. Bay Abdullah Gül, kişisel harcamasını devlete ödettiği gerekçesiyle hakkında açılan davada mahkum olmuştur.
Kalkınma Bankası, Bay Abdullah Gül’ün devlet bakanı olarak görev yaptığı 1996-1997 tarihleri arasında “yemek, çiçek, hediyelik eşya, konaklama giderleri, kartvizit, davetiye ve zarf bedeli olarak o dönemin değerleriyle toplam 1 milyar 949 milyon TL tutarındaki harcamasını bankaya ödettiği iddiasıyla yapılan inceleme sonucunda 1 milyar 735 milyon TL tutarının görev gereği olmayan, şahsi ve keyfi harcama niteliğindendir görüşüyle Ankara 18 inci Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada mahkeme Gül’ün harcamalarının şahsi harcamalar niteliğindedir, kişisel ilişkileri ile ilgisi bulunmaktadır. Görevinin gereğinden kaynaklanmamıştır. Bu bakımdan davalı bizzat kendisi ödemekle sorumludur kararını verdi. Kararı Yargıtayın onaması üzerine Gül bu parayı yasal faiziyle ödemek zorunda kaldı.
Serde dokunulmazlık vardı. Kamuoyu dini bütün Müslüman APK nin peşine düşerken medya olan biteni Bay Abdullah Gül’e yapılan haksızlık olarak yazıp çiziyordu.
AKP nin kapatılması davasında Bay Abdullah Gül yine şüpheliler arasındaydı. Anayasa Mahkemesi AKP ye 10’a karşı 1 oyla mahkum edip cezasını paraya dönüştürdü. AKP nin laiklik sicili bozulmuştu.
Sincan 1.ci Ağır Ceza Mahkemesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Erbakan’ın mahkum olduğu kayıp trilyon davasında evrakta sahtekarlık suçundan ifade vermesi gereğine karar verdi
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi hakimine AKP li çevreler ateşler püskürdü. Bu üslupları AKP hakkında kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı da yaşadı.
Kaldırın dokunulmazlıkları hukuka güvenin. Suçsuzsanız sizlere diyecek bir şey yok diyenlere Burhan Kuzu şöyle diyordu. “ Arkadaşlarım yargıya güvenmiyorlar”
Daha ilginç bir olaysa Bay Abdullah Gül Dışişleri Bakanlığını yaptığı dönemde 24 Mayıs 2003 günü Vatan Gazetesi’nden Sedat Sertoğlu’yla yaptığı bir söyleşide; ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’la 2 sayfalık 9 maddelik bir gizli plan üzerinde antlaştıklarını anlatıyordu. Bu 9 maddelik gizli antlaşma BOP’un gereği bugün halen yürüklükte olan büyük tartışmalar yaratan maddeler.
Bütün bunların hepsi Bay Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmadan biliniyordu, söyleniyordu, tartışılıyordu. Muhalefet bunların hepsini tek-tek iktidarın önüne koydu. İktidar dinlemeyi bir yana bırak kamuoyuna “bakın görüyor musunuz? Bir Müslüman cumhurbaşkan seçilmesine kimler nasıl karşı koyuyor?” yaygarasıyla neler yapılmadı neler?
Ne kamuoyu uyandı. Ne de medya doğrunun yanına oldu.
Cumhurbaşkanı Bay Abdullah Gül’ün üstündeki şüphe dünde vardı. Bugünde var.
Mecliste dokunulmazlığın arkasına sığınmış nice yüz kızartıcı dosyalarda raflarda zaman aşımını bekliyor.
İtalya’nın Berlusconi’si ne mi bakarsın,
İngilizin Martin’inemi çunarsın,
Kore’nin dedikoduya dayanamayıp intihar eden devlet başkanına mı yanarsın?
Japonya’da harakiri eden bakana mı yanarsın?
Neye yanarsak yanalım.
Yalnız muhalefetle değil rejimin tüm kurumlarıyla her türlü uzlaşmayı reddeden A Ka Pe iktidarına şu sorulmaz mı?
Bunca şüpheye, bunca uyarıya karşın şüpheliyi Çankaya’ya taşımakta neden bu kadar direndiniz neden?
Bir yerlerden bir direnme rüzgarımı esti?
Bu şiiri kim yazdı?
Kim okuyor?


AŞUR EYLEN
25 Mayıs 2009 

TARIH :
5/23/2009 5:09:52 PM
EKLEYEN : bektasi MAIL : bektas58@hotmail.fr

* ali kizultug hayraniyim faransada yasiyom gunesden evliyim 


[<< Geri] 11-20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 [İleri >>]