ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
9/11/2009 4:46:04 AM
EKLEYEN : Haydar Şafak MAIL :

* Gitsemde gitmesemde orası benim köyüm.Tüm köylülerime selamlar. Haydar Şafak. 

TARIH :
9/8/2009 1:37:51 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* AÇILIMLARIN DUASI

Ahhhh! Açılım
Ohhhh! Açılım
Vaaay! Açılım
Bir ince namesin,
Bir garip şarkısın,
Bir sevdasın sen açılım!
Darda kalmıştık,
Zorda kalmıştık,
Bunalmıştık,
Sen geldin.
Açıldıkça açıldık,
Saçıldıkça saçıldık,
Bir güzel rahatladık,
Stresimizi dağlara, taşlara, ovalara, sulara attık.
Ohhh beee!
Meramımızı ümmeti Müslüman’a ne de güzel anlattık.
Alevi çalıştayından,
Kürt deryasına.
Kürt deryasından,
Kıbrıs sevdasına.
Kıbrıs sevdasından,
Ermeni semalarına.
Ermeni semalarından ABD düşlerine,
ABD düşlerinden AB sofrasına.
Açılımlarımızı taşıdık.
Çözümsüzlüğün çözüm olmadığı şu dünyada, çözmeli bütün sorunları. Açılımların düşler sevdasında.
Açıl susam açıl.
Saçıl susam saçıl.
Açıl ki, analar neler doğuruyor görsün elalem.
Saçıl ki haramiler bu diyara bir daha gelmesinler.
Sakın ola karışmasın aklın,
Açılım sevdamıza karışmasın bir başka düş hikayeleri
Para, mal, mülk,
Açlık, yoksulluk, işsizlik,
Zam, zulüm, işkence, çaresizlik,
İşçi, köylü, esnaf, emekli,
Aman efendim bu nasıl sözler?
Açılımımızın dışında şöyle bir kenarda dura,
Bizimle haşaaa! Hiç ilgisi olmaya,
Darbecilerin iftiralarından Allah bizleri koruya,
Açılımlar ola ki, analar ağlamaya,
Albayraklara sarılı şehit tabutları gelmeye,
Ümmeti Müslüman darbecilere inanıp, sokaklara dökülmeye, işsizliğe bir çare diye bağırmaya,
Ellerinde kap, kacak tencere sokaklarda açız, açız diye inlemeye,
Yoksulluğunu bizden bilip, acısını bizlerden çıkarmaya,
Darbeciler köylüleri ayartmaya,
İşçinin aklına grev düşürmeye,
Esnafa kepenkleri indirtmeye,
Emekliyi sokaklara döküp, ne olacak bizim halimiz dedirtmeye,
Memur verilen zamlara itiraz etmeye,
Öğrenci harcı haraçla karıştırmaya,
Darbecilere dikkat.
Halkımızı tatlı uykusundan uyandırmaya,
Silivri’de işler uzadıkça uzaya,
Batının gözleri bir güzel boyana,
Uluslar arası çeşitli düşünce kuruluşları “Ergenekon örgütü hayal ürünü” demeyeee!
Akıllara böyle tehlikeli sözler yerleştirilip, komplo senaryoları yazılmaya,
Darbecilerden hesaplar sorulaaaa!
Gözleri mahpuslarda ışıl-ışıl ışıldaya,
Televizyonlar, gazeteler, bizim uşaklar derhal ellerini kollarını sıvayaaa!
Güzel, güzel haberler vere, yazılar yaza, kulaklarının bir yarısını araştırmaya, soruşturmaya dike.
Sızdırılan haberleri büyük puntolarla manşetten vereee!
Darbecilere nefes aldırılmaya,
Savcılar soruşturmalar aça,
Polisler belgeleri toplaya,
Her çeşit kazılar yapıla,
Top, tüfek mühimmatlar buluna,
Mezarlar tespit edile,
Faili meçhullerin kemikleri açığa çıkarıla,
Atatürkçü hocalar, yazarlar, gazeteciler, televizyoncular, sendikacılar, siyasi parti liderleri PKK’ya karşı savaşan komutanlar, bilumum darbeciler tutuklanıp Silivri’ye gönderile,
Yüce adalete güvenile, şeriatın kestiği parmak acımaya,
Bereketimiz, Amerika’da ki hazretten, gönül huzurumuz ümmeti Müslüman dan ola.
Allah dualarımızı kabul edeee!
AMİİİİN!
Açılım sen bir şarkısın,
Gönlümüzün huzuru,
Geleceğimizin sevdasısın.
Sensiz bir yaşam,
Kararmış düşlerimiz,
Umudumuzun bittiği yerdir.
Dualarımız senin içindir.
Gönlümüz daima seninledir.
Sürsün açılımlar,
Açılsın susam, susam kapılar,
Saçılsın susam, susam gönüller.
Yazımızı bir Deniz Feneri haberi ile sonlandıralım.
Deniz Feneri soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Letonya’ya bir yazı yazarak BALTIC KRISTINA adlı bir gemi hakkında bilgi istedi.
Almanya’daki deniz feneri bu gemiyi satın almış. Daha sonra dönmüş, gemiyi birisine satmış. Geminin kime satıldığı akıbetinin ne olduğu, şu anda hangi sularda yüzdüğü bilinmiyormuş.
Bu geminin serüveni casus filmleri ya da polisiye öyküler kadar heyecan vericiymiş.
Savcılık geminin kim tarafından satın alındığını soruyormuş.
Deniz Feneri davasıyla ilgili kimin ifadesine başvurulsa ülkemizin anlı şanlı kahraman medyası ifadeye gelenlerin adlarını ana manşetlerden değil, örtülmüş olarak rumuz harfleriyle veriyormuş. Kahraman medyamız sanki önemli bir devlet sırrını saklıyor gibi davranıyormuş. Soruşturmayı sürdüren Savcılık bu konuyla ilgili hiçbir haberi ya da bilgiyi gazetelere sızdırmıyormuş.
Soruşturma hukukun gerekliliği için de sürdürülüyormuş.
İnsanın aklına geliyor. Ankara da ki Savcılarda Cumhuriyetin Savcıları Ergenekon Savcıları da Cumhuriyet Savcıları. Birinde tam gizlilik, insan hak ve onurunu koruma. Diğerinde tam bir şeffaflık, açıklık ve özgürlük açılımı.
Ne dersiniz? İki Savcılığın hangisi doğru yapıyor?
Ah açılım, can açılım
Sen nelere kadir değilsin ki açılım.


AŞUR EYLEN
 

TARIH :
9/3/2009 6:15:54 PM
EKLEYEN : Suna Dehmen Şahin MAIL : sunasahin64@gmail.com

* Tüm mursallılara merhaba .oldukça güzel bir siteniz var emeği geçenlere saygılar.benim merak ettiğim bir şey var öncelikle onu yazmak istiyorum.Ben elazığ keban nimri köyündenim.Oldukça geniş bir aileyiz soyadımız da Dehmen..biz mursal köyü sitesini görmeden önce Türkiyede Dehmen soyadını sadece bizim taşıdığımızı biliyorduk.büyük bibimizinde divriğiye gelin gittiğini büyüklerimizden duymuştuk.köyünüzdeki Dehmen soyadlı kişilerin geçmişle ilgili duyumları varsa paylaşmak isterim.şimdiden teşekkürler 

TARIH :
8/30/2009 3:09:08 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* AH BU ŞARKILAR!!!
NE SÖYLER? KİMLER DİNLER?


Biz açılımlar, çalıştaylar şarkılarını söyleyip halkımızı eğlendirirken, şarkıların güfte ve bestecileri de konserlerimizi izlemeye gelmiş.
Salonlarımız tıklım, tıklım şarkılarımız mükemmel.
Orkestra, koro, koro şefi, solo şarkılarını seslendiren sanatçılar dört dörtlük.
Televizyonlar koca, koca renkli yazılarla duyuruyor, gazeteler boy, boy yazıyor.
“Bu ekip Nobel Barış Ödülünü kazanır!!!”
Açılım şarkıları bazen güldürüyor, bazen de ağlatıyor.
Çalıştay şarkıları derin, derin düşüncelere salıyor.
Halkımız şimdilik parçalanıp, bölünmeden bu şarkıları dinliyor.
Şarkıları birileri inkârdan geliyor.
Hayır! Hayır! Bu güfteler, bu besteler bize ait değil! Deseler de Made in Amerikan, Made in Avrupa damgaları kendilerini ele veriyor.
Güfteci ve bestecilerde yazdıkları şarkıların nasıl icra edildiğini izliyor.
HOLBROOKE bu izleyicilerden biri. Amerikalı bir diplomat.
Atlantik ötesi toplantılar dillendirilmeye, şarkıların nasıl yazıldığı anlatılmaya başlayınca izleyici Bay HOLBROOKE şimdiki diplomat yanını geçmişiyle bütünleştirmeye mi çalışıyor? İnkârcılığı dünü ve bugünü mü yansıtıyor?
Kurtuluş Savaş’ında İngilizleri, Yunanlıları, İtalyanları, Fransızları biz desteklemedik!
Marşal yardımlarını planlayıp sizleri biz kandırmadık!
Menderes iktidarını ayartıp Kore’ye askerlerinizi biz göndermedik!
Her mahalleye bir küçük Amerika’yı biz önermedik.
Tarikatları, şıhları, cemaatleri kışkırtıp isyanlar çıkarttırmadık!
Ülkenizi Nato’ya biz sokmadık!
12 Mart, 12 Eylül ihtilallerini biz yaptırmadık!
Amerikan 6. filosuna karşı gelen gençlerinizi biz kurşunlatıp astırmadık.
12 Eylül işkence hanelerini biz açtırmadık!
Diyarbakır cezaevinde özellikle kürt kökenli devrimcilere işkenceleri bilerek isteyerek biz yaptırmadık!
Kürt kökenli ne kadar sol örgüt varsa bunları biz ortadan kaldırtmadık!
Abdullah Öcal’ı ayarlayıp Apocu Hareketi biz kurmadık!
Apoculuğu türk solu içinde ajan olarak hiç kullanmadık!
Türk solu ile kürt solunu ayrıştırıp Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için PKK yı biz kurdurmadık!
Kurdurmadığımız PKK nın eline silahları, bombaları, mayınları biz vermedik!
Çekiç gücümüzle PKK yı Irak dağlarında güneydoğuda helikopterlerimizle hiç beslemedik!
Yirmibeş yıldır Anadolu dağlarında, ovalarında, şehirlerinde eline silahları tutuşturduğumuz PKK’ya kadın, kız, çocuk, genç, yaşlı, asker, polis, öğretmen, doktor, hemşire, işçi, köylü, Kürt, Türk demeden insanları öldürtmedik!
12 Eylül yasalarıyla hükümetler kurdurup, hükümetleri biz yıktırmadık!
Ekonominizi yıllardır İMF nin kulu, kölesi, sömürgesi biz yapmadık!
Ilımlı İslam anlayışı ile yoğunlaşan cemaatleri koruyup, kollayıp onları palazlandırarak cemaat önderini on yıldır bir çiftlikte biz beslemiyoruz!
AKP hükümetini biz kurdurmadık!
Bay başbakanı biz BOP eşbaşkanı ilan etmedik!
Yedi yıldır AKP nin ekonomik politikasına biz hiç karışmadık!
Elde avuçta ne varsa, ne yoksa biz sattırıp ülkenin tapularına biz ortak olmadık.
Soros, moros, para, pul, vakıf hiçbir zaman demedik!
Ülkeleri karıştırmadık, ülkelerde kadife devrimlerini bizler yapmadık!
Irak’ı biz işgal etmedik!
Irak’ta bir buçuk milyon insanı biz öldürmedik!
Irak’ı üç, dört parçaya bölmedik!
Irak’ta iki aşiret reisine kürt devletini biz kurdurmadık!
El kaide, Taliban örgütlerini biz kurdurmadık!
Afganistan’da, Pakistan’da El Kaide ve Taliban’a karşı biz savaşmıyoruz!”
Ne güzel güfte…
Ne güzel beste…
Ne güzel şarkılar değil mi?
Amerikalı diplomat HOLBROOKE bu şarkıların söylenebilmesi için düşmedi mi yollara?
Hz Muhammed’e hakaret edenlere basın özgürlüğünü kullanıyorlar diyen ANDERS FOGH RASMUSSEN bizimkilerin izniyle Nato Genel Sekreteri yapanlarda bu yollara düşen diplomatların izledikleri politika değil mi?
Askerimizin başına çuval geçiren zihniyet ne yazık ki başına çuval geçirdiği askere gel bizim için Afganistan’da, Pakistan’da öl diye çağrı yapıyor. Bunun içinde ROJ TV dostu, Hz Muhammed ve İslam düşmanı RASMUSSEN’ i bir ramazan akşamı Bay başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderip birlikte iftar açtırıyorlar.
Şarkılara bakın!
Güftelere, bestelere bakın!
Bu şarkıları bizlere söyletenlere bakın!
Gelene bakın, gidene bakın…
Bir de düştüğümüz şu hallere bakın…
86 yıl önce gırtlağımıza sarılan şu hainlerin geldiği zamana bakın…
30 Ağustosları bizlere yaşatan Mustafa Kemal Atatürk ve kahramanlarının kemikleri sızlıyordur.
Şarkılar sizi söyler…
Dillerde ABD, AB nameleri…
Minarelerden, süngülerden,
Tarikatlardan, cemaatlerden,
Ağalardan, şıhlardan,
Ümmetten, marabadan,
Bir uzun hava söyleyin beyler.
Açılın, saçılın
Ağlayın-ağlayın beyler.
Marşal’lardan Barack Obama’ya
Nice sevdalılar yolunuzu gözler beyler…


AŞUR EYLEN



 

TARIH :
8/23/2009 5:04:33 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* NEYİN AÇILIMI KİMİN DEMOKRATİKLEŞMESİ

Şu Amerika’nın,
Şu Avrupa nın yaptığı işlere bakın.
Dünya bunlardan soruluyor sanki.
Her ikisi de dünyanın efendisi,
Dünyanın şahları, padişahları, kralları,
Vicdanlarını kanla besleyip, cüzdanlarını kanla dolduran ülkeler.
Küçücük menfaatleri uğruna bütün dünyayı birbirine kırdırabilirler.
İnsanlık yaşadığımız şu çağda ne yazık ki bu çirkin yüzleri görecek kadar kendini geliştiremedi.
Köleliği, biat etmeyi, marabalığı, ümmetçiliği, bilmem kaç çeşit dinin cennetini-cehennemini, tarikatını-cemaatini, geleceği sanıp kulluğunu kapı kulluğuna dönüştürüp uşaklaştı.
İnsanlık ABD’yi ve AB’yi tanımadı, tanıyamadı. Gözlerine görmez perdesini kendisi çekti.
Sustu, görmedi, duymadı, işitmedi. Olan biteni film gibi izledi.
İnsanlık birbirini gırtlaklarken bugünün şahları, padişahları, kralları sırça köşklerinde dünyanın geleceğini planladı.
Dünyayı böldü, bölüştürdü, parçaladı.
El Kaide, Taliban, Hizbullah, PKK gibi nice terör örgütünü kurdu, kurdurdu.
İliğine kadar sömürdüğü İslamı ve İslam toplumlarını bu örgütlerle ilişkilendirerek birbirine düşürdü. İslam ülkelerini kanla sulanmış topraklara dönüştürdü. Kan ekti, kin besledi.
Amerika, Avrupa
Ne ektiyse onları biçiyor.
Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Pakistan’da, Türkiye’de kan deryasından kin deryasına geçildi.
Irak’ta Şiiler, Sünni Araplar, Kürtler parçalanmış dinsel kimlikleri ve etnik kimlikleriyle birbirini kırıyor. Her gün yüzlerce insan ölüyor.
Filistin’de Hamas ve El Fetih örgütleri Filistin topraklarını ikiye bölüp birbirleriyle çatışıyor.
Afganistan’da El Kaide ve Taliban Afgan halkını ortaçağ karanlığının derinliğine mahkum ediyor.
Pakistan’da aşiretler, Taliban Pakistan’ın daha nice dinci güçleri ülkelerini İslam cenneti uyutması uğruna yaşanmaz hale getiriyor.
Türkiye’de PKK yirmi beş yıldır Kürt, Türk demeden insanları öldürüyor.
Amerika bu kıyımda Türkiye üzerinde dost ve müttefik kimliğini kullanırken Avrupa, Avrupa Birliği üzerinden nice açılımlar, çalıştaylar yaptırıyor.
ABD ve AB Türkiye’de etnik kimlikleri ve dinsel ayrılıkları tartıştırıyor.
Kürt sorunu üzerinden açılımlar yaptırıyor.
Alevi sorunu üzerine çalıştaylar düzenletiyor.
Kıbrıs sorunu “çözümsüzlük çözüm değildir” anlayışıyla Annan Planına havale ediyor.
Ermeni sorunu üzerinden ulusal maçlarda garip tuhaf işler yaptırıyor.
Ekonomi’yi IMF’nin emir ve görüşlerine bırakıyor.
Zam,
Zulüm,
Açlık,
İşsizlik,
Yoksulluk,
Türkün, Kürdün, Alevinin, Sünni nin günlük yaşamı olurken ülkede insanlar Kürt-Türk-Alevi-Sünni diye ayrıştırılmaya çalışılıyor.
Böleceksin, bölüştüreceksin, yöneteceksin.
ABD’nin derdi bu,
ABD’nin AB’nin bildiği bu,
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bunu içeriyor.
AB’nin kriterleri birleştirmeyi değil, ayrıştırmayı içeriyor.
İçlerine sindiremedikleri Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısı,
Tahammül edemedikleri Türkiye Cumhuriyeti,
Demokratikleşme, Demokratik Türkiye bir büyük yalan. Bir büyük Amerikan yutturmacası.
Kendi içinde demokratlığı dahi beceremeyen bir meclis demokratikleşmenin öncüsü olabilir mi?
Demokratikleşme olacaksa önce meclisten başlamalı,
Siyasi partiler seçim yasaları konusunda anlaşmalı,
Yüzde on barajı ortadan kaldırılmalı,
Lider diktatörlüğüne son verilmeli,
Bütün bunları yapan bir meclisin demokratikleşme çabaları daha inandırıcı olmaz mı?
Şu liderlerin hallerine bir bakın.
Demokratikleşme Projesi kendilerine ait olmadığı için birbirlerine sabah akşam hakaret ediyorlar.
“Alçaktır, şerefsizdir, namussuzdur” sözleriyle Türkiye Cumhuriyetini yönettiklerini sanıyorlar.
Bu büyük Amerikan hikayesi “Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyen zihniyetin Amerika ya teslimiyeti ile başlıyor.
Amerika 1950’den bu yana ülkemizde hükümetler kuruyor, hükümetler yıkıyor. İhtilaller yaptırıp, ülkeyi tarikatların, cemaatlerin ellerine bırakıp, karanlığın içinde onlarca yıl geriye götürüyor. İşkenceler yaptırıp ülkenin iyi yetişmiş gençlerini astırıyor.
Kendine bağlı hükümetlere meclisten demokrasi, insan hakları, özgürlükler, barış nutukları attırıyor.
Yirmi beş yıldır bu ülkenin dağlarında bu ülkenin insanlarını öldüren PKK’nın ellerine silahlarını, bombalarını, mayınlarını veriyor.
Abdullah Öcalan’a kim seni dağa çıkarttı?
Yirmi beş yıldır neden bu ülkenin insanlarını öldürt türüyorsun?
Bu silahları, bombaları, mayınları kimler eline tutuşturdu?
Bunca parayı PKK’ya kimler hangi yoldan verdi? Gibi soruları ne sorduran oldu ne de soran oldu.
Ülkeyi yönetenler Kürt açılımının peşine düşmüşler.
Besleme medya açılım-açılım diye bayram ediyor.
Kendini sanatçı sananlar açılıma taraf olmayanları hem bu dünyada hem de o dünyada lekeli ilan ediyorlar.
Abdullah Öcalan İmralı’dan Meclisi, muhalefeti, askeri uyarıyor. “Aklınızı başınıza alın tek muhatabınız benim” diyor.
Türkiye demokratik idam sehpasında asılacağı günü bekliyor.
Hilafeti isteyenler her mahallede bir küçük Amerika kuruyor.
ABD ve AB taşeronları eliyle ülkeyi güzel-güzel soyup, güzel-güzel teslim alıyor.
Ülke açlığın, yoksulluğun, işsizliğin çaresizliğinde ramazan çadırlarında karnını doyuruyor.
Ülkeyi yönetenler neyin açılımını yapıyor, kimin için demokratikleşme diyor?
Aşur EYLEN
 

TARIH :
8/17/2009 4:30:35 PM
EKLEYEN : ahmet bülbül MAIL : gonul_dagi_52@mynet.com

* sevgili mursal lılar ben mursallı degilim. sivaslı da degilim. ancak mursal lı baba dostu agbeylerimi tanıdıgım için mursal köyünü de tanımış oldum.uzun ugraşlar sonucu baba dostu agbeylerimi aradım ama onu tanıyan birisi bana yardımcı olmadılar.bu arada mursal ın yetiştirdigi. türkiye ve mursal sevdalısı köyünüzün iftarhı sayın müdürüm metin selvi bey le tanıştım işte mursallı insanın yüregi insan sevginini bir kez daha şahit oldum.... ne mutlu metin beyin babasına . annesine onu türkiyeye kazandıran egitcilere ve yetiştirenlere... iyiki varsın sayın metin bey mursal ve bizler sizinle gurur duyuyoruz.. türkiye de .. size ömür boyu başarılar. sizi kırşehir de seviyor.......... 

TARIH :
8/17/2009 3:59:56 AM
EKLEYEN : yaşar özer MAIL : yasar_albay12@hotmail.com

* selam ben yaşar mursalıym 

TARIH :
8/15/2009 2:35:13 AM
EKLEYEN : mustafa hakverdi MAIL : musto_33_58@hotmail.com

* slm ben mersinden bayram hakverdının oglu mustafa hakverdi siteniz tam bir mursal halkına yakışır şekilde devam etmektedir vede basarılar dılıyorum ben su anda agrı/patnosta vatani görevimi yapmaktayım altı ay sonra askerligimi bitiriyorum şafak 175 azkaldı bitiyor 

TARIH :
8/14/2009 5:42:12 PM
EKLEYEN : gurbetci_sultan MAIL : sk_divrigi@hotmail.de

* www.divrigifm.com tüm canlari beklerim canli sohbete ve türkülere 

TARIH :
8/9/2009 3:43:50 PM
EKLEYEN : Ercan Sezen MAIL : ercansezenzile@mynet.com

* Mursal köyünün benim için iki anlamı var bir ali kızıltuğ birde askerde arkadaşım vardı hüsyin alpay kızıltuğ özellikle bizim oralarda tartışılmaz bir ozandır hala nerde sesini duysam kaçırmam dinlerim hüseyin de askerde sevdiğim bir arkadaştı belki resmine rastlarım diye sitenizde dolaştım ama birtürlü bulamadım bu siteyi kuran yöneten emek veren herkese teşekkür etmek gerkir diye düşünüyorum eğer böyle çalışmalarda olmazsa kendi kültürümüzü yaşatmamız çok zor olacak site yöneticisine nacizane bir önerim olacak resim bölümü birazdaha akıcı ve görsel olabilir içerik olarak çok güzel olmuş bir öneri olarakda bizim sitemizi izleyebilirsiniz (www.karsiyakader.com )hoşçakalın dostçakalın 


[<< Geri] 11-20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]