ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
12/9/2009 10:55:10 AM
EKLEYEN : zülfikar bal MAIL : balzulkuf@hotmail.com

* EMEĞİN TERİ TOPRAĞA DÜŞMEYİNCE
KÖYE KÖY, KÖYLÜYE KÖYLÜ DENİRMİ?
Zaman, zaman köyüm, mursalın sitelerini geziyorum, Köyümle ilgili haberleri okuyorum. Köyümün ve köylülerimin resimlerine bakıyorum, köyüme özgü türküleri dinliyorum. Slâytları izliyorum. Bazen kendimi öyle kaptırdığım oluyor ki, okuduğum her haber, baktığım her resim, dinlediğim her türkü, izlediğim her slâyt karesi, duygularımı kamçılıyor. Bu duygular öylesine etkili, öylesine köklü ve öylesine güçlü ki, akan gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. Çok iyi biliyorum ki, köyümde yaşasam, içimdeki boşluk asla dolmayacak. Gözyaşını döktüren özlem asla yok olmayacak.
Toprak sürülüp ekilmeyince, ürün hasat edilmeyince, mal, davar beslenmeyince, çayır yonca biçilmeyince, emeğin teri toprağa düşmeyince, o köye köy, o köylüye, köylü denir mi?
Köyde yaşayan gerçek köylülerin kimi yaşlanıp ölüyor. Kimi kahrından ölüyor. Kimide, sefaletin, yoksulluğun, yalnızlığın dayanılmaz acısını yüreğinde yaşıyor. Bu ifadenin en büyük kanıtı ve örneği, köyümüzde en son ölen gerçek köylü balogilin Hasan Bal’dır. Namı diyar lakabıyla gece yatmazdır. Toprağı bolsun. Ruhu şad olsun.
Ne zaman gerçek bir köylü ölse, köyde ölüyor. Köylülükte ölüyor.
Köyü de, köylülüğü de öldüren sistem utansın.
 

TARIH :
12/8/2009 8:53:23 AM
EKLEYEN : HÜSEYİN BAL MAIL : huseyinbal58@hotmail.com

* Değerli büyüğüm zülfükar ağbi öncelikle sana sayğı ve sevgilerimi sunuyorum ellerinden öpüyorum.Gerçekten senin duyğularını iyi anlıyorum gerçekten yorumun çok güzel olmuş okurken duyğulanmadığımı gizleyemem .bundan sonraki yazılarının devamını paylaşmak üzere sağlık ve esenlikler diliyorum. 

TARIH :
12/7/2009 5:16:19 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* AMERİKAN SAVAŞÇILARI


2002’nin 3 Kasım seçimlerinin sıradan bir seçim olmadığı her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.
Fotoğraf netleşiyor, renkler yerli yerine oturuyor.
Irak’ta Saddam’ın görevi sona eriyor. Amerika’ya yaptığı hizmetlerinin bedelini canıyla ödüyor.
Bir buçuk milyon suçsuz masum Iraklı katlediliyor.
Büyük Ortadoğu Projesi, Ortadoğu da şekillenirken ülkemizde hükümet değişiyor.
2002, 3 Kasım seçimlerinde AKP tek başına iktidara getiriliyor. Bir ara seçimle de Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığa oturtulup, BOP’un eşbakanlığı görevine getiriliyor.
Şeker gibi ABD Projesi, Bush-Erdoğan görüşmesiyle tıkır tıkır işlemeye başlıyor.
Bu projenin başladığı zamanın üstünden tam yedi yıl geçiyor. AKP bu dönemlerde yapılan seçimleri tek başına kazanıyor. İktidarını sekizinci yılına devriştiriyor.
Irak’ın BOP Projesiyle geldiği durum ortada.
Kürtler, Araplar, Türkmenler, Şiiler, Sünniler, Keldaniler derken etnik ve mezhepsel anlamda param parça.
Bu parçalanma yetmezmiş gibi kuzeyde Amerika’nın bekçiliğini yapması için kurulan bir Kürt devleti ortaya çıkıyor.
Arap toplumunda laik sayılan Irak devletinden geriye kalan parçalanmış ve birbirine düşürülmüş insanlar topluluğu oluşuyor.
Bunun adı Batı ve Amerika için demokrasi, Iraklı içinse geleceğin kanlı ve karanlık hesaplaşma günleri oluyor.
Kısacası bu katliam ABD ve AB’nin Irak açılımı, bedeli de orta yerde.
Bütün feodalite ve ilkellik iş başında.
Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP)un mücadelesi Afganistan ve Pakistan toprakları üzerinde sürüyor.
GOP açılımındaki sıkıntı NATO’nun ilkel gücüyle aşılmaya çalışılıyor.
BOP bizdeki açılımını altı ay önce Haziran ayında başlatıyor.
Müslüman Cumhurbaşkanımız Bay Abdullah Gül iyi şeyler olacak, güzel şeyler olacak diye düğmeye basıyor.
Açılımımız iki ana unsur üzerine oturuyor. Kürtçülük ve dincilik.
Toprak reformuna karşı gelmiş kürt feodalitesi ağalık. şeyhlik, şıhlık, töre, gelenek ve her türden ilkellik.
İslam dinini yurt dışında sermaye, ülke içinde araç olarak kullanan Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya ant içmiş tarikatlar ve cemaatler.
Amerika’nın ve Avrupa’nın beslediği PKK ve her türden dinci örgüt, Hizbullah, milli görüş, İsmail ağa, Fethullah Gülen gibi tarikat ve cemaatler.
İşte, Kürt açılımı ve PKK,
İşte, AKP ve Fethullah Gülen’i yıkmak iddiasıyla açılmış Ergenekon davası.
Kıyamet bunların üzerinde koparılmıyor mu?

AKP iktidarı yedi yıldır yaptıklarını bu yorganların altında gizlemiyor mu?
İşsizlik, yoksulluk, açlık, yolsuzluk ve her türden dokunulmazlık bu yorganın altında saklanmıyor mu?
İşçiler, memurlar, eczacılar, öğrenciler hak aramak için uyarı grevleri yaparken AKP yetkilileri yorganlarını bu eylemlerin üzerine örtmüyor mu?
Yorganın bir ucunda PKK, diğer ucunda tarikat ve cemaatler ülkeyi ellerinde istedikleri gibi oynatıyorlar.
Ülke açılımların ve kapatılmaların gölgesinde ayrıştırılıyor.
Kürtler, Türkler ve diğer etnik guruplar.
Aleviler, Sünniler.
Gayri Müslimler, Rumlar, Ermeniler gibi,
Başbakanın Sivas’ın ötesi dediği yerlerde bir şeyler oluyor.
İzmir’de, İstanbul’da, ülke insanları tahrik ediliyor.
Ülke yangın yerine dönüştürülüyor.
Ayrışmalar öylesine baş döndürücü bir hızla gelişiyor ki Çalıştayların içinden de garip sesler geliyor.
Aleviler Dersim merkezli birbirine düşürülmeye çalışılıyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, Ufuk Uras ve 10 Aralık merkezli parti çalışması yaparken Alevi televizyonu olarak bilinen YOL TV’den profesörün biri garip laflar ediyor.
Bu Profesöre göre AKP Alevilerden bir adım önde yürüyor.
Bu hızlı profesör hızını alamayıp AKP’nin yaptığı açılımları, çalıştayları alkışladıkça alkışlıyor. Kürt, Ermeni, Rum koşusuyla Cumhuriyetle hesaplaşmanın vaktinin geldiğini anlatıyor.
AKP Alevilerden bir adım önde diye de böbürleniyor.
Aşiretler, ağalar, derebeyler ve her türden feodal bağnazlar tarikat ve cemaatlerle Amerikan atına binmiş dörtnala gidiyor.
Taşlar eteklerden ve paçalardan dökülürken Başbakan Bay Recep Tayyip Erdoğan Amerika’ya uçuyor.
Amerika’nın BOP Projesi eksiksiz ve hatasız sürüyor.
Herkes üstüne düşen görevi yerine getirirken ülke yangın yerine dönüyor.
Sivas’ın ötesi yanıyor.
Sivas’ın bu yanı düşünüyor.
Ülke karıştıkça birileri zevkten dört köşe oluyor.
Irak’ta böl, parçala, yönet anlayışı yangınlar içinde ülkemizde servis ediliyor.
Kürtçülük ve dincilik tarihi görevini yerine getiriyor. PKK, tarikat ve cemaatler Amerika adına savaşıyor.
ABD ve AB bunları boşuna mı besliyor.
Tosuncukların dillerinde İslam, ellerinde mavzer, esrar, eroin Amerika, Avrupa kent ve sokaklarında rahat, rahat dolaşıyorlar.

Ülkemde askerler şehit ediliyor.
Silivri’de gazeteciler, bilim adamları, aydınlar yargılanırken Ali Kemal medyası yargısız infaz yapıyor.
Yargı savunma durumuna geçtiğini söylüyor.
Kulakları uzun telli kulaklar dinlemedik insan bırakmıyor.
Hey gidi Anadolu’m, güzel ülkem, cennet yurdum sana çokk çok yazık oluyor.

AŞUR EYLEN
 

TARIH :
12/6/2009 10:41:56 PM
EKLEYEN : ZÜLFİKAR BAL MAIL : balzulkuf@hotmail.com

* ÖLÜM ÜSTÜNE
Anamız, babamız, çocuğumuzu, akrabamız, köylümüz, arkadaşımız, tanıdığımız, dostumuz, can yoldaşımız ölüyor. Bir daha dönmemek üzere aramızdan ayrılıp gidiyor.
Son insani görevimizi yapıyoruz. Cenazeye katılıyoruz. Başsağlığı diliyoruz. Çok değerliydi diyoruz. Güzel duygularımızı dile getiriyoruz. Güzel sözler söylüyor güzel yazılar yazıyoruz.
Değerli olduğunu dile getirmek için, güzel sözler söylemek için, güzel yazılar yazmak için o kişinin ölmesimi gerekiyor? Aramızdan dönmemek üzere ayrılması mı gerekiyor?
Neden, neden, neden o kişi ölmeden önce hak ettiği değeri vermiyoruz. O güzel duygularımızı dile getirmiyoruz, güzel sözler söylemiyoruz güzel yazılar yazmıyoruz.
Oysa her birimiz, değerli olduğumuzu duymaya, hakkımızda yazılan güzel sözleri okumaya, güzel konuşmaları dinlemeye öylesine ihtiyacımız var ki. Cepten değil kalpten vermeye ve almaya öylesine ihtiyacımız var ki.
Ömür öyle kısa, zaman öylesine hızlı geçiyor ki ve hayat öylesine acı tatlı bilinmiyen sürprizlerle dolu ki. Keşke deseydim, keşke yapsaydım, keşke geç kalmasaydım dememek için neyi bekliyoruz ki. Sevdiklerimizin, değer verdiklerimizin ölmesini mi? Kim ne zaman ölecek ki. Bilen var mı? Bilen yoksa keşke dememek için beklemeyin bekletmeyin.

 

TARIH :
12/5/2009 11:50:37 PM
EKLEYEN : ZÜLFİKAR BAL MAIL : balzulkuf@hotmail.com

* KÖYLÜYÜ KÖYÜNDEN GÖZYAŞLARIYLA KOPARANLAR UTANSIN
Köyümüzdeki, mahrumiyetten sefaletten, cehaletten kurtulak dedik, ata yurdu baba ocağı köylerimizi, evlerimizi kaderine terk edip, şehre geldik. (gurbete) Ne şehre alışabildik ne köyümüzü unutabildik. Şehirde köylü, köyde şehirli gibi yaşamaya çalıştık beceremedik. Hem köyümüze, hem şehre hem de kendimize yabancılaştık. Günler, haftalar, aylar, yıllar, bir ömür geçti. Köyümüzü özledik, kaderine terk ettiğimiz köyümüzü, evimizi özledik. Köyümüze dönek dedik. Köyümüz ozanı âşık Kızıl tuğ aldı sazı eline vurdu teline, köylü havasıyla yanık sesiyle, köyünü, köylüsünü özleyenlere dedi ki.

Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü
Bülbül Gitmiş Baykuş Konmuş Gel Hele
Ben Ağayım Ben Paşayım Diyenler
Kapıları Kitlemişler Gel Hele


Bir Ev Burda Bir Ev Karşıda Kalmış
Sorun Hele Bizim Komşular Nolmuş
Kırk Senelik Ağaç Kurumuş Kalmış
Bizim Köye Benzemiyor Gel Hele

Saz Elimde Şu Elleri Gezerdim
Dertli İdim Bazı Destan Yazardım
Sen Aliysen Niye Saçın Ağarttın
Bizim Aliye Benzemiyi Gel Hele

Söyleyene değil söyletene bak derler. Ozanların bizden farkı işte budur. Söyleten duygu o kadar güçlü ki, sadece mursalın değil köyünü terk edenlerin türküsü.
Selam olsun köyünü derinden özleyen köylü yüreklere. Köyünü terk etmek zorunda kalan köylü değil. Köylüyü köyünden gözyaşlarıyla koparanlar utansın.
 

TARIH :
12/5/2009 6:26:54 AM
EKLEYEN : zülfikar bal MAIL : balzulkuf@hotmail.com

* Sevgili İsmet kardeşim İsmet.
Mursalla ilgili olarak yazmış olduğum kişisel duygu ve düşüncelerimi okuyup yorumladığınız ve eleştiride bulunduğunuz teşekkür ediyorum. Yazınızda “Akraba eş ve dostlarını bu kadar eleştirmeni biraz zalimce buldum her koyun kendi bacağından asılır demiş büyüklerimiz. Bırak herkes kendi bacağından asılsın önemli olan senin köydeki geçmiş yaşantın.” Diyorsunuz. Yazımı dikkatli okusaydınız ve bir bütünlük içinde değerlendirseydiniz, hiçbir akrabamı eş ya da dostumu doğrudan doğrudan hedef haline getirip eleştirmediğimi genel duygumu ve düşüncemi güçlendirmek için o ifadeleri kullandığımı anlayacaktınız. Ben yazsam da yazmasam da herkes kendi bacağından zaten asılıyor. Bu vesile en içten selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
 

TARIH :
12/4/2009 4:15:11 AM
EKLEYEN : MUSTAFA YUNUSOĞLU MAIL : myunusoglu@mursal.org

* SEVGİLİ DOSTUMUZ ORHAN MURSAL ANNESİNİ KAYBETMİŞTİR.KENDİSİNE VE TÜM SEVENLERİNE MURSAL.COM OLARAK SABIR VE BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUZ 

TARIH :
12/3/2009 4:03:16 AM
EKLEYEN : garip yalçın MAIL : pirap58@hotmaıl.com

* ne kadar güzelsin köyüm 

TARIH :
12/1/2009 2:45:33 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* HASAN ARSLAN ve ABDULLAH KOCAOĞLUNU kaybetmenin acılarını yüreğimizde hissettik.. Onlara Allah'tan Rahmet, Ailelerine ve sevdiklerine başsağlığı dileriz...
Aşur&YAsemin&Evrim EYLEN 


[<< Geri] 1-10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]