23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK
VE
ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN!

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
5/3/2010 1:37:15 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* BEKLE BİZİ ANNE


Anne…
Hava ağır mı ağır,
Gece yorgun ve dumanlı,
Bak işte bir yıldız kaydı,
Milyonlarca yıldızdan biri,
Şunlarda beyaz atlılar,
Kayan yıldızın ardından gittiler.
Bir daha dönmemek üzere şafakta kayboldular.
Beyaz atlılar yüreklere düşen bir ateşti anne.
Bir büyük kor ateş,
Yangın yeri gibi,
Zalimce bir zulüm
Yıldızlarsa
Gençlerin en güzeli,
En yiğidi,
En soylusu,
Nice umutların taze fidanları,
Nice kızların yürek hoplatanı,
Nice nişanlının taze nişanlısı,
Nice annenin bir tanesi,
Kara gözlüsü, yeşil gözlüsü, mavi gözlüsü, zeytin gözlüsü.
Onlar ki binlerce kahramanlar,
Birer, birer yıldız gibi kayıp,
Beyaz atlarına binip gittiler anne.
Üşüyorum anne, üşüyorum
Buralar çok soğuk.
Bana bizim oraları anlat.
Sevdiklerimi,
Mahallemi,
Arkadaşlarımı anlat,
Seni düşlerimde görüyorum anne.
Sıcaklığınla sar beni,
Üşüyorum,
Oğlun AHMET EYCE, yüreğinin sıcaklığını çok özledi anne.
Annem benim.
Yüreği kor ateşli annem,
Yalnız değilim.
Bak işte KEMAL
Binlerce Kemallerden biri









Kemal deyip geçemem,
Soyadı gibi KOÇYİĞİT,
Taze mi taze,
Henüz bir yıllık evli,
Lale Koçyiğit sevdiceği,
Ağıtlar yakıyor destansı,
Beni bırakıp nereye gidiyorsun?
Beni yalnız bırakıp
Nereye, nereye gidiyorsun Kemal’im,
Ağıtlarım gizli kalsın,
Şerefsizler duysun istemiyorum Kemal’im,
Kim bu şerefsizler anne kim?
Kimin maşası,
Kimin uşağı,
Kimin kahpesi,
Kimin beş para etmezi anne?
Herkes biliyor bunları anne, herkes biliyor.
Bu suskunluk,
Bu kanıksama,
Bu körlük, bu sağırlık,
Bu duyarsızlık,
Öldürüyor bizi anne.
Bir ADEM vardı,
Soyadı gibi ŞİMŞEK mi ŞİMŞEK
Henüz 21 yaşındaydı.
Şafak 18 gün diyordu.
Kanlı pusu,
Dumanlı günde geldi.
İt dumanlı havayı severmiş anne,
Alasına düşmüş yavuz iti,
Sevdiklerinden aldı götürdü
ADEM ŞİMŞEK’İ
O,
Annesinin bir tanesi,
Babasının bir tanesi,
Bacısının bir tanesiydi.
Bu dumanlı yer neresi mi anne?
Tunceli’nin, Nazimiye ilçesinin, Sarıyayla Köyü,
Köy şirin mi şirin,
Adının Sarıyayla olduğuna bakma
Gerçekten yayla mı yayla,









İnsanları korkutulmuş, susturulmuş, incitilmiş,
Yılların yorgunluğu üzerlerinde,
Buralar işte böyle bir yer anne,
Buralarda yalnız değiliz.
Soyadı gibi ÖZÜBERK bir komutanımız var.
HASAN ÖZÜBERK.
18 yıllık kıdemli bir Başçavuş.
Bir yıl önce İzmit’ten buralara gelmiş.
Evli, iki çocuk babası,
Emekliliğine iki yılı kalmış,
Yiğit mi yiğit,
Puslu havayı seven katillerin belalısı,
Komutanların hası,
Sabaha kadar, ön mevzide katillerle çarpıştı anne.
Komutanımız da bizimle,
Üzülme,
Ağlama anne.
AHMET EYCE’den, ADEM ŞİMŞEK’ten, KEMAL KOÇYİĞİT’ten, komutanımız HASAN ÖZÜBERK’ten Sivas’a ve Türkiye’ye selam söyle anne,
Yaralı arkadaşlarımıza iyi bakın anne,
Üzerlerine ölü toprağı serpilmiş, kan uykusuna yatmışları Kuvva-yi Milliye şehitleriyle birlikte uyandırmaya geleceğiz
Bekle bizi anne.



AŞUR EYLEN
03.05.2010
 

TARIH :
4/24/2010 1:34:57 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* HALK ÇOĞUNLUK MU?

Hasan Hüseyin Korkmazgil.
Şair yanımız, şiirin atası, aydınlığımızın ışığı, gören gözümüz, duyan kulağımız, tutan elimiz.
“Temmuz Bildirisi” şiir kitabındaki “Masal Korkusu” şiirinde aydınlanmamış, biat etmiş, korkutulmuş, uyutulmuş yanımızı ne de güzel anlatıyor.
Açlığı, işsizliği, yoksulluğu her türden yokluğu yaşayan halkın kendisini uyutarak, yalanlarla kandırarak sömürenleri ne güzel anlatıyor.

“BEN BU KAPILARI BİR BİR AÇARIM AÇMASINA AMA KIRARIM
ŞEHZADELERLE GİTTİ ÖLÜ DEVİN ALTIN ANAHTARLARI
MASALLARA DÖNÜK YÜZLERİNDE O HİÇ EKSİLMEYEN KAYGU
O DONUK MAVİLİĞİ MASAL CENNETLERİNİN
BIRAKIN! İŞTE GÖZLERİNİZ ALIN İŞTE YUMRUKLARINIZ
AMA SİZ APTALSINIZ APTALSINIZ
BİRGÜN MASALLAŞIRSAM GÖRÜN İŞTE CÜCELİĞİMİ
AKTIKÇA BÜYÜYEN SULARDI BENİM ŞARKILARDA ARADIKLARIM
BEN BU KAPILARI BİR BİR KIRARIM AMA SİZ KORKAKSINIZ
DAHA ÇOCUK BİLE DEĞİLSİNİZ SİZ
DEVLER ÇİZERSİNİZ ALTIN SARAYLARIN KAPILARINA
SONRA DURUP AĞLARSINIZ AĞLARSINIZ
BU KAN SİZİN KANINIZ
EVET, AMA YA SİZ KİMSİNİZ
NEDEN BÖYLE YORGUNSUNUZ NEDEN BÖYLE ALDATILMIŞ
ALICI KUŞLAR DÖNER ÜRPERTİLİ ETLERİNİZE
MUMYALARIN GÖLGESİMDE PİRAMİTLER DİKERSİNİZ
ATI OTSUZ İTİ ETSİZ BIRAKIP GERÇEK SARAYLARDA
SÜRÜLERLE KAÇARSINIZ KAÇARSINIZ
AKTIKÇA BÜYÜYEN SULARDI BENİM ŞARKILARDA ARADIKLARIM”

Şair böyle diyor.
Bizlerse açılımların uğursuz gölgeleri altında dolaşıp duruyoruz.
Her gün aldatılıyoruz.
Her gün uyutuluyoruz.
Her gün inandırılıyoruz.
Halkın meclisinde tek bir adama yaşını başını almış onca insanın biat ettiğini de gördükçe doğrusu ürperiyoruz.
Şair ne diyordu?
“Devler çizersiniz altın sarayların kapılarına”
Evet, halen devlerin resimlerini bizler çiziyorsak yaşını başını almış adamların biat etmesinden doğal daha ne olabilir ki.









Çizdiğimiz resmin altına şu notu da düşmeyi ihmal etmiyoruz.
“Karizma sahibi (o neyse?). Karizması yüksek adam” vs. vs.
Bir başbakan düşünün ki yedi buçuk yıldır önüne geleni azarlıyor, önüne geleni aşağılıyor, önüne gelene hakaret ediyor ve hala birileri ona karizma sahibi, karizması yüksek adam diyorsa şair ne desin.
Altın sarayın kapılarını biz açmıyor muyuz bu hak etmemişlere.
Açılımların uğursuz gölgelerinde oradan oraya koşuyoruz.
Yumurtalar, taşlar yumruklar havalarda uçuşuyor.
Muhalefete tezgahlar kuruluyor.
Vekilliği düşürülmüş Ahmet Türk yumruklanıyor.
Şehit cenazesinde AKP’li bakanın burnu kırılıyor.
Şehit cenazeleri üçer beşer gelmeye devam ediyor.
Terör ülkenin derinliklerine doğru tırmanıyor. Otobüsler yakılıyor, duran araçlar kundaklanıyor.
Gerginlikler kin dolu duygularla geriliyor.
Ekonomi borcu borçla kapatıyor.
İşsizlik insanların en büyük korkusu olmaya devam ediyor.
Açlık her geçen gün çemberini genişletiyor.
Çalışanlar, esnaflar, köylüler, halkın her kesimden insanı her gün biraz daha yoksullaşıyor.
Kurtuluşu intiharlarda arayan insanların sayları arttıkça artıyor.
Ülke insanı kendi içinde bölündükçe bölünüyor.
Türkiye’de rüşvet verenler kendi ülkelerinde rüşvetten yargılanıyor ve cezalandırılıyor.
Deniz Feneri büyük bir sır gibi saklanıyor.
Halkın gündemi nice yoksullukları, nice çaresizlikleri, nice yaşamların yok oluşunu beraberinde getirirken AKP iktidarı bütün bu gündemlerin önüne geçip, halkı uyutup kandırıyor. Diktatörlük için Anayasayı değiştiriyorsa, suç kimin iki gözüm.
Şair ne diyordu?
“Bu kan sizin kanınız
Evet, ama siz kimsiniz?
Neden böyle yorgunsunuz?
Neden böyle aldetlmış?
Alıcı kuşlar döner ürpertili etlerinize
Mumyaların gölgesinde piramitler dikersiniz.
Atı otsuz iti etsiz bırakıp gerçek saraylarda
Sürülerle kaçarsınız kaçarsınız”
Bu kaçışın sonunun ülkeyi nereye götürdüğünü hep birlikte izliyoruz.
Anket denilen öngörülerde AKP’yi birinci parti olarak görüyorsak,
Açlığımıza, işsizliğimize, yoksulluğumuza, yokluğumuza sebep olanlardan daha çok açlık, daha çok işsizlik, daha çok yokluk, daha çok yoksulluk istiyorsak,









İktidarlar bizleri ne ile uyuttuklarını çok iyi biliyorlar demektir.
İktidarlar bizleri nasıl güdeceklerini çok iyi biliyorlar demektir.
Ya bizler ne yapıyoruz?
Canımızı alan, kanımızı emen, emeğimizi sömüren iktidarları başımızın üstünde tutuyoruz.
AKP’yi birinci parti olarak anketlerden çıkarıp her türden aşağılanmaya, haksızlığa, sömürüye evet diyor karşı durmuyorsak
Bin tane şair gelse kar etmez bize.
AKP yedi buçuk yılda bütün becerilerini sıraladı.
Şimdi sıra sende halk denen çoğunluk.
Senin sıralamanı bekliyor doğacak çocuk.




AŞUR EYLEN 23.04.2010
 

TARIH :
4/22/2010 10:08:31 AM
EKLEYEN : VOLKAN MAIL :

* MURSALLI
H.er zaman aklımdasın mursal'lı.
Ü.lkemin nadide yerlerindensin mursal.
L.eylak kokulu topragın.
Y.ok başka bir yerde senin benzerin.
A.şk ile tutuldum ben sana.

DİYARBAKIR'dan MURSAL'a selamlar.
 

TARIH :
4/20/2010 8:55:16 AM
EKLEYEN : SEVİLCAN KORKMAZ MAIL :

* BEN İSKENDERUNDAN SEVİLCAN KÖYÜNÜZÜN SİTESİNE TESADÜFEN GİRDİM ÇOK GÜZEL YER HERKESE SELAMLAR SİTENİZ ÇOK GÜZEL OLMUŞ 

TARIH :
4/18/2010 10:22:53 AM
EKLEYEN : celal sarıkaya MAIL : sarikayalarlojistik@hotmail.com

* Ben balının torunu Celal sarıkaya mersinden yazıyorum dergenize üye olmak ve agaç kampanyasında bulumak istiyorum dernek yöneticilerinin gereken bilgileri tarafıma e-mail olarak atılmasını rica ederim
NOT dernek telofanlarını yazarsanız sevinirim
 

TARIH :
4/14/2010 4:29:32 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* 12 MART 27 NİSAN

12 Mart,
12 Eylül,
28 Şubat,
27 Nisan,
Ne yıllar ama
Bu yıllar içinde neler yok ki.
Bu yıllarda kimlerin parmağı yok ki.
Bu yıllar ülkeyi nerelere getirmedi ki.
Geçenlerde gazetelere ilginç üç fotoğraf düştü.
Üçü de yan yana
Sol tarafta Atatürk brövesi kahramanı Emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök.
Orta tarafta 12 Eylül’ün başı Kenan Evren.
Sağ tarafta ABD Dışişleri Bakanı Colin Pavel ile dokuz maddelik anlaşmayı imzalayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.
Ne hoş, ne güzel fotoğraflar değil mi?
Bu fotoğrafta kimler eksik?
28 Şubat’ın kahramanı Çevik Bir.
O nerede şimdilerde?
AKP’nin Yenimahalle Belediye Başkanı aday adayı ve cemaatçiliğiyle ünlü bir iş adamının danışmanı
27 Nisan muhtırasının yazarçizeri Yaşar Büyükanıt?
Dolmabahçe’deki o büyülü görüşmenin ardından zırhlı Mersedesle emekliliğe uğurlandı.
Şimdiki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’da uçmak istiyor. Rüyasında defalarca uçtuğunu söylüyor.
İşte size altı ünlü fotoğraf
Bak, bak izle
12 Marttan 27 Nisan’a uzanan bir yolculuk
Bu yıllar neleri getirdi?
Neleri götürdü?
Neleri getirip, neleri götürmedi ki?
Kendilerini sağcı, muhafazakar, liberal, milliyetçi, dinci ilan eden zihniyetin, bu yılların kendilerine hazırladığı zeminler üzerinde ülkeyi nereden nereye getirdiklerini hep birlikte yaşayıp görüyoruz.
Bugün darbelerden şikayet edenlerin birer darbe ürünleri olduklarını da tarihin önümüze düşen yapraklarından ve gazetelere düşen fotoğraflarından okuyoruz.
Bu zihniyetin ülkeye, cumhuriyete ve kendisine demokrat diyen insanlara yaşattıkları ise bir başka yanı,








Şu günlerin yaşattıkları ise, bu yılların getirisinin bir başka görüntüsü.
Otuz altı etnik gurup, tarikatlar, cemaatler, şeyhler, şıhlar, aşiretler, her soydan, her boydan dincilik, iyi Aleviler, kötü Aleviler, Sünniler, Kürtler, Türkler, Romanlar ve daha niceleri.
Bölün, bölün bölünmenin sonu yok.
12 Marttan 27 Nisan’a yüz yıllık Amerikan rüyasının yazılan, çizilen senaryosunun bizlere izlettiği filmin ise daha neleri götüreceği, neleri izleteceği, neleri yaşatacağı gelen günlerde.
Bekle gör diyorlar bu filmin adına.
Bu filmin sonunu Vakit gazetesi yazarı Mülayim diye ünlendirilen Abdurrahman Dilipak şöyle yazıyor.
“Daha tutuklanmak için sırasını bekleyen binlerce kişi var.
Ne BAYKAL, ne BAHÇELİ, ne KANADOĞLU, ne BAŞBUĞ, ne YARSAV, ne de HSYK bundan sonra bugüne kadar ki tavrını sürdüremez. Denemek isterlerse, bu işin bedelini ödemek zorunda kalırlar.
Erzincan paşasının da ayaklarının suya ermiş olması gerekir. DEMİREL ya da CİNDORUK’ UN da adımlarını denk atması gerekir. Ya da Ergenekon’un değirmenine su taşıyan medya, mafya, sermaye, siyaset, Sivil Toplum Kuruluşları (STK), bürokrasi mensuplarının da…
Bu arada TEKEL İŞÇİLERİNİN DE Ergenekon’un koruyucu kalkanı ve tramplen tahtası, Truva atı görünümünden çıkmaları gerek.
… Daha tutuklanması için sırasını bekleyen yüzler değil binlerce isim var. İnce ve uzun bir yoldayız. Sabır, kararlılık ve cesaret gerek. Gelinen noktaya bir gün mutlaka gelinecekti ve gelindi. Benden söylemesi. Bundan sonrası için herkesin daha dikkatli olması gerek.”
Abdurrahman Dilipak denilince nedense aklıma Toktamış Ateş gelir. Cumhuriyetçi, Atatürkçü profesörümüz.
Bırakalım profesörü bir yana şu Abdurrahman efendinin ne demek istediğine onu anlamaya çalışalım.
Abdurrahman efendi açıkça iktidara muhalif olan herkesi tehdit ediyor. Hapisle korkutup, bedel ödeyeceklerinden dem vuruyor. Tekkesinin altındaki cübbesinin gereğini yerine getiriyor. “Gelinen noktaya bir gün mutlak gelinecekti ve gelindi” diyor.
Abdurrahman efendi parmağını gözümüze mi soksun AKP’nin sesi AKP iktidarının söyleyeceği son sözleri söylüyor.
AKP bu tarafta ne yapıyor?
Demokrasicilik oyunu oynuyor. Antidemokratik olan her şeyi demokratik hale dönüştüreceği masalıyla arı gibi çiçekten çiçeğe konuyor. ABD’ye on sekizinci uçuşunu yapıyor.
Ülkenin gündemi halka göre değil, AKP’nin elindeki senaryoya göre değişip duruyor.
AKP oyalıyor.
Abdurrahman Dilipak doğruyu söylüyor.










12 Mart,
12 Eylül,
28 Şubat,
27 Nisan
Ne darbeler ama
Bu darbeler içinde kimler yok ki?
Bu darbelerde nice kahramanlar yok ki?
Bu darbelerin vatan kurtaran aslanları neler ekmediler ki!
Bu büyük darbe tarlası içinde hangi ürünler yetişmedi ki!
ANAP, DOĞRU YOL, FAZİLET, SAADET, PKK, TÜRK İSLAM SENTEZCİLERİ, CEMAATLER, TARİKATLAR bu tarladan beslenen ya da bu tarlanın ürünleri değil mi? AKP bu zihniyetin doğurduğu çocuk değil mi?
Darbeler tarlasına ne ekildiyse, o biçiliyor.
Darbeler tarlasından sivil darbeciler yetişti.
Şimdi biçilense sivil darbenin ta kendisi
Peki, bugün darbeci diye yargılananlar neyin nesi?
Oltanın ucundaki yemler.
Sazanlar yutsun diye.
Darbeler öyle yapılmaz böyle yapılır diye uzatılan Amerikan oltaları.
Anayasa, Babayasa, Amcayasa, Dedeyasa derken Deniz Feneri yasasıyla uzatılan oltayı yutar mıyız?
Bilemiyorum…
Darbeciler tebdil olmuş sivil gezer.
Açlık, yoksulluk, işsizlik halkın ekmeği aşı günlük yaşamı olmuş.
İnsanlar canından bezmiş.
İntiharlar kurtuluş için kolay yol olmuş
Zulmün adı demokrasi, dinciliğin adı özgürlük, bağımsızlığın adı ABD bağımlılığına dönüşmüş.
Darbeler tarlasında yetişenler Cumhuriyetten hilafetin ve halifeliğin öcünü almak için her şeyi göze almış.
Antlar içilmiş gözler karartılmış, kılıçlar çekilmiş.
Ne diyordu Abdurrahman Efendi.
“Gelinen noktaya bir gün mutlak gelinecekti ve gelindi benden söylemesi”
Ses kimindi?
AKP’nin
Ne dersiniz?
Abdurrahman efendi doğru mu söylüyor?




Aşur EYLEN
14.04.10
 

TARIH :
4/4/2010 2:39:16 PM
EKLEYEN : VELİ YALÇIN MAIL : yalcindede@hotmail.com

* selam !! ya biz kamber veya celal ayten in cep tellerini arıyouz.arkadaşlarıyız sivas çamşıhlı .bu arkadaşlarımızı kaybettik.cep tellerrini bilen varsa mail adresimize atarsa seviniriz 

TARIH :
4/1/2010 12:04:39 PM
EKLEYEN : haydar şafak MAIL :

* tüm dostlara sevgi ve saygılar!.. 

TARIH :
3/18/2010 11:11:00 AM
EKLEYEN : haydar şafak MAIL : volkan_king96@hotmail.com

* Biz gurbette olsak ta gönlümüz hep yaylalarda!..TÜM MURSALLILARA SEVGİ VE SELAMLAR... 

TARIH :
3/10/2010 8:32:49 AM
EKLEYEN : Ali Yalçın MAIL : aliyalcin1@mynet.com.tr

* Sayın Yönetici,
Karasar Köyü Derneğinde Duvarlardan Pirsultan Abdal,Sivas Şehitleri, 12, İmamların indirilmesi yanlız Karasar Köyünün değil hepimizi ilgilendirir bu kişilerin amacı alevi oldularınamı pişmanlar yoksa siyasi bir hesaplarımı var bu konuya duyarlı olmanızı bekleriz. Saygılarımla
Karasar Köyü Yeğeni ALİ yalçın
Not.gelen tepkiler nedeniyle 12 imamlar alıp bir köşeye atmışlar 


[<< Geri] 1-10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 [İleri >>]