ŞEKER BAYRAMINIZ
KUTLU OLSUN!

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARIH :
8/12/2010 2:39:09 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* CHP NEDEN HAYIR DİYOR???


Yalan, dolan, talan, yolsuzluk.

İşsizlik, açlık, yoksulluk.

Cumhuriyet değerlerinin ve birikimlerinin yok pahasına babalar gibi pazarlanması.

Elde avuçta ne varsa yabancılara satılması.

Sekiz yıllık AKP iktidarlarının marifetleri.

Marifet değerleri başından aşmış AKP sekiz yıllık soygunun hesabını vermemek için anayasa değişikliliği adı altında yarın kendisini yüce divanda yargılayacak yargıyı ve Anayasa Mahkemesini ele geçirmeye çalışıyor.

AKP’nin soygununa karşı çıkan CHP, AKP’nin dikta anayasasına da HAYIR!!! Diyor.

HAYIR, nedenlerini sıralarken de AKP’nin 8 yıllık icraatlarından bir demet sunuyor.

CHP’nin bu harami soygun düzenine ilk sorusu şu

“DEĞİŞİKLİKLERLE ASLINDA HEDEFLENEN NEDİR?”

Bu sorusunun yanıtını da kendisi veriyor.

Yolsuzluk batağına saptanmış AKP, sorumluluktan ve hesap vermekten kurtulmak amacıyla kendi yargısını yaratmaya çalışmaktadır.

AKP’nin bütün çabaları sadece ve sadece bunun içindir.

Yani, Başbakan ve bakanları,

Tüpraş,

Türk Telekom,

Seydişehir Eti Alüminyum,

Balıkesir SEKA,

Sabah-ATV,

Cargil,

Akkuyu Nükleer Santrali vb. gibi yolsuzluklardan yüce divanda yargılandıkları takdirde kendilerine ceza vermeyecek hakimler, savcılar yaratmak için sözde anayasa değişikliği yaptığını söylüyor.

AKP’nin dikta anayasasından muradı Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunu ele geçirmektir.

AKP’nin muradının bunlar olduğunu söyleyen CHP halkımızın dikkatine bir satış listesini şu başlık altında sunuyor.

“Türkiye’yi pazarlayanlar” ve “Babalar gibi satanların” icraatları aşağıda sıralanmıştır.

Türk Telekom ------------------------- Araplara

Telsim ----------------------------------- İngilizlere

Kuşadası Limanı------------------------ İsraillilere

İzmir Limanı ---------------------------- Hong Kong’lulara

Araç Muayene işi ----------------------- Almanlara

Başak Sigorta ---------------------------- Fransızlara

Adabank ---------------------------------- Kuveytlilere

İETT Garajı ------------------------------ Dubaililere

Avea --------------------------------------- Lübnanlılara

Pektim ------------------------------------- Ermenilere

Rakı ---------------------------------------- Amerikalılara

Finans Bank ------------------------------ Yunanlılara

Oyak Bank ---------------------------------Hollandalılara

Deniz Bank --------------------------------Belçikalılara

Türkiye Finans ----------------------------Kuveytlilere

TEB -----------------------------------------Fransızlara

Cbank----------------------------------------İsraillilere

MNG bank --------------------------------- Lübnanlılara

Alternatif Bank ----------------------------Yunanlılara

Dış Bank ------------------------------------Hollandalılara



Şekerbank -----------------------------------Kazaklara

Yapı Kredi’nin yarısı ----------------------İtalyanlara

Turcell’in yarısı ----------------------------Finlilere ve Ruslara

Beymen’in yarısı --------------------------Amerikalılara

Enerji Sa.’nın yarısı -----------------------Avusturyalılara

Garantinin yarısı ---------------------------Amerikalılara

Eczacıbaşı İlaç -----------------------------Çeklere

İzocam ---------------------------------------Fransızlara

TGRT(Fox)----------------------------------Amerikalılara

Demir döküm--------------------------------Almanlara

Döktaş ---------------------------------------Fransızlara

Süper FM ------------------------------------Kanadalılara



Bunların hepsi TÜRK’TÜ. Sadece 4,5 yıl önce yani AKP iktidarına kadar.

Bunların hepsini AKP babalar gibi sattı.

CHP bu satış listesinden sonra 12 Eylül’de AKP’nin dikta anayasasına HAYIR nedenlerini şu sorularla da sorguluyor.

“12 Eylül’le hesaplaşıyoruz” diyorlar peki bu değişiklikle;

12 EYLÜL DARBECİLERİ YARGILANABİLECEK Mİ? HAYIR!

Daha önce 16 kez değiştirilen “ 12 Eylül Anayasasını ilk defa değiştiriyoruz” diyorlar. Peki, bu değişiklikte;

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANIN KENDİLERİNİ YARGILAYACAK YÜCE DİVANI KENDİLERİNİN BELİRLEMESİNDEN BAŞKA BİR ŞEY VAR MI? HAYIR!

“Türkiye büyüyor” dediler, ama biz büyümedik, diyenlere kızdılar. Peki, bu değişiklik;

YOKSULLUĞU ORTADAN KALDIRACAK MI? HAYIR!

Cumhuriyet tarihimizin en yüksek işsizlik oranına sahip olduk. Gençlerimizin %33’ü işsiz. Peki, bu değişiklik;

İŞSİZLİĞE ÇARE OLACAK MI? HAYIR!

Yıllarca emeklilere mükemmel hayat koşulları vaat ettiler. Peki, bu değişiklik;

ÜÇ KURUŞ MAAŞA TALİM EDEN EMEKLİLERİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK Mİ? HAYIR!

Çiftçiyi perişan ettiler. Borçlarını ödeyemez hale düşüp topraklarını satmak zorunda kalan çiftçiye “Ananı da al git” dediler. Peki, bu değişiklik;

ÇİFTÇİNİN PERİŞANLIĞINI GİDERECEK Mİ? HAYIR!

Yıllarca kul hakkı yediler. Peki, bu değişiklik;

KALPAZANLARI, İHALE FESATÇILARINI, SAHTE FATURACILARI YARGI ÖNÜNE ÇIKARACAK MI? HAYIR!

Başbakan; iktidara gelirsek dokunulmazlıkları kaldıracağız dedi. Peki, bu değişiklik;

MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞINI KALDIRACAK MI? HAYIR!

Ağızlarından “Demokrasi” kelimesini düşürmüyorlar. Peki, bu değişiklik;

SEÇİM BARAJINI İNDİRECEK Mİ? HAYIR!

“Açılım yapıyoruz” dediler, milleti karşı karşıya getirdiler. Peki, bu değişiklik;

DİN VE ETNİK KÖKEN ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMASINI ÖNLETECEK Mİ? HAYIR!

“Kürt açılımı” başlatıyoruz dediler, bu nedir? Diye soranlara çok kızdılar. Peki, bu değişiklik;

GÜNEYDOĞU DA AKAN KANI DURDURACAK MI? ANNELERİN GÖZYAŞLARINI DİNDİRECEK Mİ? HAYIR!

En sosyal demokrat biziz dediler. Peki, bu değişiklik;

SENDİKAL HAKLARI İYİLEŞTİRECEK Mİ? HAYIR!

Madende göçük altında ölmeyi “kader” ilan ettiler. Peki, bu değişiklik;

MADEN İŞÇİSİNE CAN GÜVENLİĞİ SAĞLAYACAK MI? HAYIR!

8 yıldır halkın anasını ağlatan,

Allah’la aldatarak halkın dinini sömüren,

İnsanlar arasına ikilik tohumlarını eken,

BOP Eşbaşkanlığıyla Amerikanın katilliğine ortak olan,

Açılım safsatalarıyla 36 etnik kimliği kurcalayıp alt kimlik üst kimlik tartışmalarını başlatan,

Vatan topraklarını babasının çiftliği gibi satan,

Cumhuriyet ve Atatürk’ten yana AKP’ye muhalefet kimler varsa hapislere atan,

AKP iktidarlarına ve onun dikta anayasalarına evet demek insanlık adına işlenmiş suçlara evet demekle eş anlamlıdır.

Artık AKP’den kurtulma zamanıdır.

12 Eylül bunun için bulunmaz bir fırsattır.

12 Eylül halkın ve vatanın kurtulması için HAYIR deme zamanıdır.

Cumhuriyet Halk Partisinin muradı ise bütün bu suçları işleyenleri yüce divana gönderip hesabını sormaktır.

Cumhuriyet Halk Partisinin HAYIR demesi de bunun içindir.


Aşur EYLEN

11.08.2010
 

TARIH :
8/8/2010 9:54:34 AM
EKLEYEN : çetin çınar MAIL : zordostumzor_58@hotmail.com

* ben mursallı olarak gurur duyuyorum şu anda istanbulda yaşıyorum burdan tüm mursallılara selam ve saygılarım la 

TARIH :
8/4/2010 4:55:56 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* SAYIN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL

Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Zatıâliniz aşağıdaki 9 maddelik gizli anlaşmayı ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’a yaptınız mı, yapmadınız mı? Kamuoyu o tarihten bu tarihe sizden işin aslıyla ilgili açıklama bekliyor.,
Siz susuyorsunuz. Neden?


Tarih, 24 Mayıs 2003 yer Balgat’ta bulunan Dışişleri Bakanlığı. AKP’nin müstakbel köşk adayı Abdullah Gül, Vatan Gazetesi’nden Sedat Sertoğlu’na röportaj veriyor.
Abdullah Gül bu röportajda bir ay önce dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’la yaptığı görüşmeyi Sertoğlu’na anlatıyor ve şunları söylüyor;
“Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell Suriye´ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var.”
Buradan Türk milletine açıklamakta sakınca görülen bir anlaşma üzerinde Sayın Gül’le ABD dışişleri Bakanı Powell’ın mutabakat sağladıklarını öğreniyoruz.
Bu gizli anlaşmanın içeriğine dair ilk ipuçlarını da yine Sayın Abdullah Gül’den öğreniyoruz.
Abdullah Gül, 17 Temmuz 2003 günü Filistin Dışişleri Bakanı Nebil Şaat´la görüşürken Powell’la yaptığı gizli mutabakatın ayrıntılarını şu sözlerle aktardı;
“Tezkerenin reddinden sonra Powell’ın Türkiye´ye yaptığı ziyarette, bölgede yapılması gerekenleri beraber kararlaştırdık.”
Ahmet Erimhan’ın kaleme aldığı “Çuvaldaki Müttefik” adlı kitabın 376. sayfasından başlayıp 386 sayfaya kadar olan bölümünde Gül’le Powell’ın imzaladıkları gizli anlaşmanın maddelerinin neler olduğunu görüyoruz. Bu maddeleri okuyunca aradan geçen süre içerisinde birçoğunun yerine getirilmiş olduğunu anlaşılıyor.
Neydi bu gizli anlaşmanın hükümleri?

1– Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtta bulunmayacak.
Anlaşmanın sağlandığı 2003 yılından bu yana çok defa gerekli olduğu halde Türkiye sınır ötesi harekât yapmadı.

2– PKK’ya karşı Türkiye’nin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için, ABD askeri makamlarına bilgi verilecek.
ABD’nin “Türkiye sınırları içerisinde PKK’ya yönelik her türlü operasyon yapabilir” şeklinde bir açıklaması olmuştu hatırlarsanız. Bu açıklamanın da söz konusu gizli mutabakattan sonra yapılmış olması basit bir tesadüften çok daha fazla şeyler ifade ediyor.

3– Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekâtlara, üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecek.
Sayın Gül bir süre önce ne demişti hatırlayalım. “ABD ile omuz omuza Irak’ta savaşıyoruz.” Bu ifadeler bu maddenin öngördüğü adımlarım çoktan atılmış olduğunu göstermiyor mu?

4– Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun gördüğü sayı ve kabiliyete indirilecek. Özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlandırılacak.
Merkezi Yönetim Bütçesi’nden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları için Milli Savunma Bakanlığı’na ayrılan pay 11 yıl önce yüzde 10,5’ti. 2006 yılı sonu itibariyle bu oran yüzde 6.4’e düşürüldü. Bu da daha az asker, daha az yatırım demek.

5– Irak’ın kuzeyinde kurulan Kürt oluşumu Türkiye tarafından resmen tanınacak.
Bunun işaretleri kısa zaman önce siyasetin en tepesindeki isimler tarafından çok net bir biçimde ifade edildi.

6– Af Yasası, PKK yöneticilerini de kapsayacak şekilde genişletilecek.
Bu konuda da hem iktidar hem de muhalefette olan bazı partiler, söylem birliği içerisinde milleti çıkarılması muhtemel genel affa hazırlamaktalar.

7– Türkiye dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter yapısını devrederek federasyona geçecek. Bu anlamda “kamu reformu yasası” çıkarılacak.
Bu konuda evdeki hesap çarşıya uymamış olabilir. Ama Sayın Gül köşke çıktıktan sonra bu konuda daha hızlı mesafe alacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

8– Yunanistan’la sorunlar çözülecek. Kıbrıs’ta Annan Planı kabul edilecek. Ege’de Yunan taleplerine esnek bir tutum takınılacak.
Bu konuda Kıbrıs’ta gelinen durum ortadayken herhalde fazla bir şey söylemeye gerek yoktur.

9– Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek. Sınır ticaretinde Ermeniler lehine düzenlemeler yapılacak”.
Akdamar kilisesinin açılması, bu maddenin yerine getirilmesi için öngörülen adımlardan biridir.
Görüldüğü üzere hükümet ABD’ye verdiği sözlere yüzde yüz sadık kalmaktadır.
İşte köşke bu sözleri Powell’a vermiş ve büyük kısmını yerine getirmiş bir isim Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterilmiştir.
Zaten bilinen bu gerçekleri bir kez daha hatırlamakta fayda var diye düşündüm efendim…



AŞUR EYLEN
04.08.2010

 

TARIH :
7/19/2010 7:03:35 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* 12 EYLÜL’DE NEDEN HAYIR


İzmir güzel şehir, yürekli şehir
İzmir’in Buca ilçesi Atatürkçü Düşünce Derneğinde “AKP’ye ve Anayasasına HAYIR” kampanyasına katılmaksa İzmir kadar güzel, Türkiye kadar yürekli bir iş.
AKP’ye ve Anayasasına HAYIR!
Ne kadar hoş, ne kadar güzel, ne içten bir istem.
Bu istemin haklılığı 8 yıllık AKP iktidarının uygulamalarına bağlı.
Bir iktidar düşünün ki, 8 yılda ülkeyi bölünüp, parçalanma ve iç savaş noktasına getirsin.
Bir iktidar düşünün ki, ordusunun üst kademelerini, generallerini, albaylarını terör örgütüne üye olmakla suçlayıp, yargılatsın.
Bir iktidar düşünün ki, sözde suikast komplolarıyla ordunun kozmik odalarına kadar savcılar göndersin.
Bir iktidar düşünün ki, kendisine cumhuriyetçi ve Atatürkçü diyen aydınları, yazarları, gazetecileri, sendikacıları, doktorları, profesörleri her meslekten insanları bir garip davayla yıllarca cezaevlerinde yatırıp sorgulatsın.
Bir iktidar düşünün ki, cehaletle beslenen, tarikat ve cemaatlerin işlediği suçlara dava açan, bu suçları gazetesinde yayınlayan, bu suçların istihbarat çalışmasını yapan insanların başlarına getirilmedik kötülükler kalmasın.
Bir iktidar düşünün ki, her gün ikişer, üçer, beşer, onar şehitlerin geldiği günlerin arifesinde eli kanlı terör örgütü mensuplarını “iyi şeyler olacak, güzel işler olacak” diye Habur sınır kapısında şenliklerle törenlerle karşılasın. Hakimi, Savcıyı, Müsteşarı kısacası devleti kurduğu çadır mahkemesinin önüne taşıyıp, sözde yargılayıp, serbest bıraksın. Buna da Kürt Açılımı desin.
Bir iktidar düşünün ki, açılımlar serisiyle hem yurt içinde, hem yurt dışında ülkeye kabuslar yaşatsın.
Bir iktidar düşünün ki, yarattığı kabuslara karşı gelenleri, yarattığı korku imparatorluğunun çizmeleri altında ezdirsin.
Bir iktidar düşünün ki, dini siyasete alet etsin, din istismarıyla yıllarca ülkede kadınları öne sürerek türbanı tartıştırsın.
Bir iktidar düşünün ki, Başbakanıyla, Bakanıyla, Milletvekiliyle kendilerine soru soran vatandaşı azarlasın, aşağılasın, ananı al git, senin çocuğun da işsiz kalsın, bana mı sorarak paranızı verdiniz dedikten sonra milli iradeden söz edebilsin.
Bir iktidar Başbakanı düşünün ki, şehide kelle, katillerin başına da sayın desin.
Bir iktidar düşünün ki, haklarında açılmış dava tezkeresi olmayan milletvekili ve kalpazanlıktan yargılanan bir Başbakanı olmasın ve bunların hepsi sırtını dokunulmazlıklara dayasın.
Bir iktidar düşünün ki, Anayasa Mahkemesi tarafından laikliğe karşı işlenmiş suçlardan suçlu bulunup cezalandırılsın. Sicil defterinde odak sabıkasını taşısın.
Bir iktidar düşünün ki, 8 yılda cumhuriyetin bütün birikimlerini, toraklarını, fabrikalarını, bankalarını özelleştirme sevdasına ucuz pahalı demeden satsın.
Bir iktidar düşünün ki, ülkesindeki işsizliğin sebebini küresel sermayenin istikrarsızlığına bağlasın. Her dört gençten üçü işsiz olsun.
Bir iktidar düşünün ki, yoksulluğu sömürerek, yoksulluğu oya dönüştürüp, sadaka kültürünü yaratsın.
Bir iktidar düşünün ki, yolsuzluk yapanları ödüllendirip, terfilendirsin. İktidarın bakanları, milletvekilleri, bürokratları, belediye başkanları, il başkanları ve daha nice yandaşların adları yolsuzluklarla anılsın, yazılsın, çizilsin.
Bir iktidar düşünün ki, deniz feneri yolsuzluk rezaletini ve rezillerini görmemezlikten gelsin, yurt içindeki suçluları korusun, kollasın devletin saygı değer makamlarında oturtsun
AKP’nin 8 yıllık bilançosu sadece bunlarla kalsa can sağ olsun denilebilir ama ne sağ olacak can kalmış nede sağlık. AKP iktidarları kendi yandaşlarını mutlu ederken milyonlarca insanı mutsuz edip, canından bezdirmiş.
Seçimlere bir yıl kala iktidar AKP, seçimde kaybedeceğini anlayınca yüce divan korkusuyla adına Anayasa değişikliği dediği oysa kendisini yargılayacak Anayasa Mahkemesini, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunu ele geçirmek için hazırladığı Anayasa taslağını referanduma kadar getirdi.
Söz, 8 yıldır AKP siyaseti altında ezilen halkımızda. Halk AKP’nin kendisi için hazırladığı dışı şeker, içi zehir haplarını yutarsa evet diyecek. Yutmazsa HAYIR şamarını AKP’ye atarak hazırladığı hapı AKP’ye yutturacak.
Buca Atatürkçü Düşünce Derneğinin HAYIR kampanyasının ana başlıkları işte böyle.
12 Eylül AKP’nin tokat yediği gün olmalı.
12 Eylül AKP’den hesap sorulma gününün başlangıcı olmalı.
AKP’ye ve hazırladığı hukuku işgal anayasasına, Cumhuriyet için HAYIR, Mustafa Kemal Atatürk için HAYIR, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için HAYIR denilmeli.
Kul hakkı yiyenlere,
Yetim hakkı yiyenlere,
8 yıldır halka yalan söyleyenlere,
Komplocu kirli siyasete,
İşsizliği yaratanlara,
Yoksulluğu yaşatanlara,
Yolsuzluktan zengin olanlara,
Ülkeyi karanlığa taşıyanlara,
Dini siyasete alet edenlere,
Şehide kelle, katil Apo’ya sayın diyenlere,
Habur kapısında diz çökenlere,
Hamdolsun siyasetiyle ülkeyi soyanlara,
Topraklarımızı, fabrikalarımızı, bankalarımızı yabancılara satanlara,
Milleti ümmet, vatandaşı maraba görenlere,
Ölümleri kader görüp ne güzel öldüler diyenlere.
ZÜBEYDE HANIM’A hayır diyenlere,
12 Eylül’de HAYIR DEMEK BİR İNSANLIK GÖREVİDİR.
AKP’ye ve hazırladığı Hukuku İşgal Anayasasına,
HAYIR, HAYIR, HAYIR.



AŞUR EYLEN
20.07.2010 

TARIH :
7/8/2010 9:12:11 PM
EKLEYEN : Hüseyin ÇİRKİN(Reyhanlı) MAIL : made.in.turkey.1983@hotmail.com

* MURSALLI AŞİRETİ
Musal, Mursallı, Mürsel, Mürselli, Karamürsel gibi isimler ile Irak, İran, Kafkasya, Balkanlar, Kuzey Suriye ve Anadolu’nun birçok bölgesini yurt tutmuş bir aşirettir. Köken itibariyle Oğuzların Bayat boyundandır. Dulkadirli beyliğini teşkil eden Mursallı oymağı, Boz-ulus Türkmen teşekküllerindendir. Dulkadirliler yoğun olarak Bayat, Avsar ve Beydili boylarından oluşuyordu. 1525-1530 tarihli kayıtlarda, Beğdilli taifesi 43 cemaatten oluşmaktaydı. 1536 yılında 39 cemaat, 1552 yılında 66 cemaat ve 1570 yılında ise 69 cemaate yükselmişti. Bünyesinde birçok oymağı barındıran Beğdilli taifesinin önemli kolları; Boz Koyunlu, Kabanlu, At-Güden Bey, Bekir Bey, Mursal Bey*, Yalvaç, Çalıcıyan, Hacı Mahmudlu, Kadılu, Bozlu, Halilcili, Kuzucaklu, Selahaddinlü, Balabanlu, Tasbas, Bimeklu, Ulaslı ve Tatalu oymaklarıydı(1). Nihat Çetinkaya “Iğdır Tarihi” adlı eserinde, Beğdilli Türkmenleri arasında, Mürselli oymağına bağlı, Saricalu obasından bahsetmektedir. 1548 yılında, Sivas’ın Gürün, Kangal, Tonus Nahiyelerini kapsayan güney kesiminde, Yeni-il adıyla bir sancak kurulur. Buraya yaylak amacıyla gelen, Halep-Şam Türkmenlerinden* bir kısım, iskan edilir. 1548 tarihli Yen-il Tahrir defterinde, buraya yerleşen grupların büyük bir kısmının, Bayat boyuna mensup olduğu görülmektedir. 1583 tahrir kayıtlarında, Bayat Türkmenlerinden oluşan Deliilyas* köyünün, hane reislerinden Mursal oğlu Salur, Veli oğlu Salur, Durmuş oğlu Mustafa gibi isimler, dikkati çekmektedir. Diğer bir Bayat topluluğu olan Pehlivanlılar, 16. asırda iki grup halinde yaşıyordu. Bunlardan bir kol Halep bölgesinde yaşarken, diğer bir kol ise Yeni-il’de yaşamaktaydı. Daha sonraları, Sivas’ın güneyinde bulunan Yama dağı eteklerinde yapılan toplantı sonucunda, gruplar birleşme kararı aldı. 17. asırda Pehlivanlı aşireti Kangal, Divriği ve Yama dağı eteklerine yerleştiler(2). Günümüzde Yama dağı eteklerinde, Mursal köyü bulunmaktadır. Bu köy, 17. yüzyıl başlarında kurulmuş, tarihi bir köydür. 17. asırda bölgeye yerleşen Pehlivanlılar ile Mursallıların, yerleşim alanları ve tarihlerinin aynı olması, dikkat çekicidir. Kökende iki aşiretinde Bayat boyundan olması, aralarında kabilevi bir akrabalık olduğunu göstermektedir.
"Amik Ovasında Aşiretler" isimli, yakında çıkartacağım kitabımdan alıntıdır. 

TARIH :
7/2/2010 3:14:27 PM
EKLEYEN : ZÜLFİKAR MAIL : balzulkuf@hotmail.com

* PİR SULTANI SİVASTA ASANLARIN, KERBELADA PEYGAMBERİN TORUNLARINI SUSUZ BIRAKIP KATLEDENLERİN, SİVASTA MADIMAK OTELİNDE 37 CANIMIZI DİRİ DİRİ YAKANLARIN HEPSİ AYNIDIR. ARALARINDAKİ FARK YÜZLERİNDEKİ MASKELERDİR. CAN ALAN MASKELİ CANİLERİ TARİH VE İNSANLIK ÖNÜNDE NEFRETLE LANETLİYORUZ. 

TARIH :
7/2/2010 11:20:54 AM
EKLEYEN : zeynep TEMEL MAIL : berzeygon@hotmail.com

* köyüm kadar güzel bişey yok bu dünyada 

TARIH :
6/23/2010 4:54:56 AM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* 2 TEMMUZ YAKLAŞIRKEN
AKAN KANLAR ADINA

Ülkem al kanlar içinde
Gün dursa zaman sussa
Kaybettiğimiz yaşamlar adına,vicdanlar konuşsa,yürekler sızlasa
Ve insan o büyük insan
Ayağa kalksa
Yapılan bütün kötülükleri rezillikleri zulümleri acıları işkenceleri itiraf etse.
Biz yaptık deyiverse,karanlıkları aydınlatıverse,zalimler zalimlik yapabilir mi? Dünya zalimlerin olur mu? Haramilerin düzenleri sürer mi?
Yakın tarihimiz için 12 Eylül’ün netekim paşası Kenan Evren 12 Eylül’ün sabahını ve akşamını anlatıverse.ABD’nin ‘BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI.’ Sözünün altını üstünü iki sözcükle ifade etse 12 Eylül’ün karanlığı kalır mı?
Bugünün Cumhurbaşkanı dünün İç İşleri ya da Başbakanı Bay Abdullah Gül ABD Dış işleri bakanı Colin Pavel’la imzaladığı 9 maddelik gizli anlaşmanın eğrisini doğrusunu anlatıverse terörün alçak yanı ve ABD’nin Orta Doğu’da çizdiği kanlı haritanın yüzü açığa çıkmaz mı?
Başbakan Bay Recep Tayip Erdoğan övünerek söylediği şu BOP eş başkanlığının ne anlama geldiğini açıklayıverse Irak’ta katledilen 2 milyon Müslümanın günahsızlığı çekilen acıları,zulümleri ve ülkemizdeki terörün alçak yüzü aydınlığı kavuşmaz mı?
26 yıldır bu ülkenin dağlarında,ovalarında,köylerinde,şehirlerinde çoluk çocuk,kadın kız,genç yaşlı,Kürt Türk demeden insanları öldüren PKK’nın eşkıya başı ve bebek katili lideri Abdullah Öcalan kendisini yola çıkaran güçlerin kimler olduğunu? 26 yıldır kimlerin maşası ve tetikçiliğini yaptığını açıklayıverse ağlayan Kürt Türk analarının gözyaşları dinmez mi?
Maraş’ta,Çorum’da,Sivas’ta,Gazi’de,Malatya’da yüzlerce insanın katlini seyredenlerden ya da ellerinde satır ev ev insan kovalayıp oraya buraya saldıranlardan birileri bir tanesi bu vahşeti kendilerine kimlerin yaptırdığını anlatıverse doğmamış bebeklerin analarının karnında nasıl öldürüldüğü açığa çıkmaz mı?
2 Temmuz yaklaşırken susurluğun kitabını yazan,filmini çeken,susurlukla ilgili konferanslar veren eskinin Kültür Bakanı bugünün yazar çizeri Bay Fikri Sağlar Sivas Madımak yangınıyla ilgili bildiklerini açıklasa Madımak yangınının küllerinden insanlık yeniden doğmaz mı?
Madımak yangını üzerinden 17.yıl geçecek.Koray Kaya yaşasaydı bugün 29 yaşında olacaktı.Orada Madımak denilen yerde dünyanın gözü önünde 35 canla Madımak karanlığının içinde kaldı.
Sahi 2 Temmuz 1993’de devletin bir numarası kimdi?
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
‘Vatandaşın burnu kanamadı.’ beyanını verdi.
2 Temmuz 1993’de devletin iki numarası kimdi?
Tansu Çiller Başbakan
Yanan yeri Erzurum sanıp ‘Erzurumlu vatandaşa bir şey olmadı.’ demişti.
2 Temmuz 1993’de Başbakan yardımcısı kimdi?
Erdal İnönü
Madımak mağdurları 8 saat telefonda olan biteni kendisiyle paylaşıp yardım istemişti.
2 Temmuz 1993’de Banaz şenliklerine destek verip insanları Sivas’a yönlendiren kimdi?
Fikri Sağlar Kültür Bakanı
Dünün Susurluk kitabının yazarı bugünün gazete yazar çizeri.
Bunlardan Sayın Erdal İnönü yaşamıyor.Geri kalanları ise bizimle yaşamlarını sürdürüyorlar.
Şimdi bunlar o dönem için bildiklerini saklamadan gizlemeden dosdoğru bir açıklayıverse.Ülkemin karanlığı ve kanlı elleri açığa çıkmaz mı?
Bugün 2 Temmuzla ilgili devletin istihbarat raporları ortada.Bu raporlara göre devlet Madımak’ta iki şeyi yapmış.
1- Alevilerin tahammülünü ve sabrını sınamış.Yani gösterecekleri tepkinin şiddetini ölçmüş.
2 -31 Mart örneği gerici bir ayaklanmada devletin neler yapabileceği konusunda tatbikat yapmış.
İnsanın aklına geliyor ve soruyor:
O günün Kültür Bakanı bugünün yazar çizeri Bay Fikri Sağlar devletin bu raporlarını o gün için bilmiyor muydu?Kendisine bu konularla ilgili istihbarat raporları gelmemiş miydi?
Devlet her şeyden belli ki haberdardı.Kendisinin bu bilgilerden haberi yok muydu?Bunların hepsinden haberi varsa neden bu katliama engel olmadı ya da olamadı.
Susurlukla ilgili kitaplar yazıp filmler çekilmesine neden olan Bay Fikri Sağlar Madımak yangını ile ilgili bugün ne biliyorsa hepsini kamuoyuyla paylaşmak zorunda.Yarının belgesi olabilmesi için Madımak yangınını da kitaplaştırıp birinci tanık olarak ellerimize sunmak zorunda.
Bay Fikri Sağlar gecenin birinde Sivas meydanına dikilen anıtın sabahın seherinde sökülüp kamyonun ardına takılışını ve sokaklarda sürüklenişini kamuoyuyla paylaşmak zorunda.
Dedik ya Alkanlar içindeki ülkemizde gün dursa zaman sussa bilen diller bildiklerini saklamadan gizlemeden korkmadan açıklasa bu kanlı ellerin yüzüne kimler tükürmez ki?
Nice katliamların,nice karanlıkların üzerinden yıllar geçti.Katliamlar karanlıkta kaldı,katilleri ödüllendirildi.
Haramiler düzenlerini yalan dolan her tür ihanetlerin üzerinde kurdu.
Anaların ağladığı şu zamanda büyük insanlık ayağa kalksa cücelerin işlediği suçları bir bir anlatsa katiller açığa çıkarılıp karanlıklar aydınlatılsa yüreği yangın yerine dönmüş insanlar mutlu olmaz mı?
‘2 Temmuz Müslümanların bayram günüdür.’diyen zihniyetin dinsizliği,imansızlığı,iblis yüzü açığa çıksa iyi olmaz mı?
Ne dersin büyük insanlık?
Cücelerin elinden zulmünden insanlığı kurtarmak zor mu?
Neredesin Ey büyük insanlık nerede!
Çık bildiklerini söyle
Saklanma,gizlenme,korkma,susma!
Büyük insanlığın güzel dostları.Bu yazılar yazılırken ülkem al kanlar içindeyken bu ülkenin sevdalısı İlhan Selçuk ustayı Hacıbektaş’a emanet etmenin hüznünü de yüreğimizin derinliğindeki yalnızlığında yaşıyoruz.
Penceren hep açık kalacak.O pencereden ülkem Mustafa Kemal Atatürk ışığıyla aydınlanacak.
Büyük insanlığın büyük ustası İlhan Selçuk beyaz atına binip ‘Ölürse ten ölür,canlar ölesi değildir.’ türküleriyle sonsuzluğa uğurlanacak.
Aşur EYLEN
 

TARIH :
6/22/2010 9:50:05 AM
EKLEYEN : baran temel MAIL : isil.basak@hotmail

* bu kadar güzel köy varmı :) 

TARIH :
6/3/2010 3:01:27 PM
EKLEYEN : Aşur Eylen MAIL :

* AMERİKANIN KANLI VE KİRLİ ELLERİ


“Devleti devlete çakar
İt gibi pusula yakar
Kan döktürür silah satar
Amerika katil, katil”
Devleti devlete düşüren kim?
Amerika.
Birbirine düşen devletleri uzlaştırmaya çalışan kim?
Amerika.
Bu devletlerin ellerine silahları tutuşturup kan döktüren kim?
Amerika.
Ozana göre katil kim?
Amerika.
“İnsanın alçak sarısı
Küstü dünyanın yarısı
Vietnam’ın pis karısı
Amerika katil, katil”
İnsanlık adına en alçak işleri yapan kim?
Amerika.
Bu alçaklığından dolayı bütün dünyayı küstürüp, sömüren kim?
Amerika.
Daha dün Vietnam da, Hiroşima da, bugün Irak’ta, Ortadoğu’da, Afganistan’da, Filistin’de her tür pis işleri yapan kim?
Amerika.
Filistin’in, Irak’ın, Afganistan’ın Pakistan’ın katili kim?
Amerika.
“Mahsuni der Türk milleti
Kovun gitsin elin iti
Demedim mi? Bunlar kötü.
Amerika katil, katil”
Kim söylüyor bunu?
Ozan Aşık Mahsuni Şerif
Elin itine muhtaç değilsiniz diyen kim?
Ozan Aşık Mahsuni Şerif.
Nereden bilir bunların kötülüğünü? Ozan Aşık Mahsuni Şerif.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyetimizin kurucusu sarı saçlı, mavi gözlü kahramanından, 12 Mart ve 12 Eylüllerde çektiği işkencelerden bu ülkenin kurşunlanan ve idam edilen devrimcilerinden, Maraş katliamından, Sivas olaylarından, Çorum olaylarından ve de Madımak katliamından.
Bütün bu kanlı işlerin içinde ve tezgahında Amerika vardır.
Ülkeyi yönetenler ne Ozan dinlenmişler, ne de Mustafa Kemal.
Küçük Amerika olmanın uğruna her türlü kirli işleri devletin tezgahlarında çevirmişler.
İktidarla devleti ele geçirenler, Amerikanın ellerine tutuşturduğu her türden tertibin, komplonun, tezgahın, senaryonun uygulayıcısı olmuşlar.
Ülkemizde bu kötülükler konuşulmaya, tertipler açığa çıkarılmaya başlandığında darda kalan Amerikancı iktidarlar yeni tezgahlarla gündemi değiştirip, halkı kandırmayı ve uyutmayı başarmışlar.
Alın size son tezgah.
İsrail kim?
1948’den bu yana Ortadoğu topraklarında Araplara ve Filistin halkına kan kusturan terörist bir devlet.
Kimin küçük şımarık jandarması?
Amerikanın.
Hamas neyin nesi?
Filistin halklarını parçalayıp, bölüp kan dökmek üzere kurulmuş bir gerici terör örgütü.
Kuruluşundaki gizli el kim?
Amerika.
El Kaide, Hizbullah vb. örgütler neyin nesi? Kimin beslemesi?
Komünizme karşı kurulmuş Amerikanın İslami güçleri.
Şimdi onlara Amerika, Radikal İslami Terör Örgütleri diyor.
Adını Gazze koydukları özünde Hamas terör örgütüne yardım konvoyu organize eden İHH İnsani Yardım Vakfının ilişkileri kiminle?
Hamas ve El Kaide terör örgütleriyle olduğu biliniyor.
İHH İnsani Yardım Vakfı denilen örgütünün sicilinde neler var?
Bu Vakfın Bosna-Hersek Savaşında çok çalışıp Saadet Partisi durağında durduğu biliniyor.
İhaleler, paralar, pullar derken İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İdo gemilerinden biri satın alınıp, komador bayrağı çekiliyor.
Filolar oluşturup, 598 kişiyle Akdenizin sularına İsrail’in vuracağını bile, bile açılınıyor.
Bütün dünyaya biz şehit olmaya gidiyoruz diye yayınlar yapıyor.
Vakit Gazetesi “Gazanız Mübarek Ola” diye başlıklar atıyor.
Devlet teröründen beslenen aptal İsrail, Akdeniz’in derin sularına atılan bu oltayı yutuyor.
Tezgah başarıyla sonuçlanınca Başbakan Recep Bey İslami kahraman olurken İHH İnsani Yardım Vakfının siciline methiyeler yazılıyor.
Herkes hissesine düşen payı ve kazancı alırken orada ölen insanlara yazık oluyor.
Yardım gemileri propaganda gemilerine dönüşüyor.
AKP iktidarı ve sözcüleri bu tezgahı seçim yatırımı için şova dönüştürüyor. Ölüm korkusu ve İsrail’in zulmünü yaşamış insanlar bu şovun kahramanları olarak halka sunuluyor.
İslam dini terörün gölgesinde sömürüldükçe sömürülüyor.
Bütün bu gürültülerin arasında AKP’nin özel yetkili savcıları 76 yaşındaki yirmi yıl önceki Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ı ve Ergenekon’dan suçladıkları aydınların Avukatlarını bilmem kaçıncı dalgayla hukuku etkilemekten tutukluyor.
Ülke tezgahlarla, tertiplerle, komplolarla yönetiliyor.
Amerikanın planları tıkır, tıkır işlerken BOP eşbaşkanlığı şimdilik görevini iyi yapmanın mutluluğunu yaşıyor.
Ne diyordu sevgili Ozan Aşık Mahsuni
İnsanın alçak sarısı
Küstü dünyanın yarısı
Vietnam’ın pis karısı
Amerika katil, katil
Katil Amerikanın uşakları bakalım bundan sonra hangi tezgahın başında olacaklar.

AŞUR EYLEN
03.06.2010
 


[<< Geri] 1-10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 [İleri >>]